Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Tarihin Aynası: Devrimci mücadelenin dede Hüseyin’i…

Hüseyin İnan’a aramızda ‘dede’ derdik. Doğrusu ona neden dede denirdi, pek düşünmemiştim. Hüseyin İnan ‘dede’ydi, yani Alevi dedesiydi. Ailesi Kayseri Sarızlı olan Hüseyin İnan, 68 gençlik hareketinin öne çıkmayan önderlerindendi. Sessiz, sakin haliyle aslında herkesin saygı duyduğu, söylediğine değer verdiği, ağır başlı ve etkili bir devrimciydi.

Hüseyin İnan, Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan’la birlikte 6 Mayıs 1972 gecesi sabaha karşı Ankara’da Ulucanlar Cezaevi’nde idam edildi. Onları bizlerin yanı başındaki hücrelerden, Mamak Askeri Cezaevi’nden apar topar alıp götürmüşlerdi. Hüseyin’e son arzusu sorulduğunda darağacının yanı başında bekleyen avukatlarına şunları söylemek gereğini duymuştu:

“Babam, yarın ayağımdaki bu lastik ayakkabıları görünce, oğlumun doğru dürüst bir ayakkabısı bile yokmuş diye üzülecek. Ayakkabımı bile giyemeden beni apar topar buraya getirdiler. Babama söyleyin, üzülmesin. Ayakkabılarım da hapishanedeki arkadaşlara hediyem olsun.”
Oral Çalışlar

Müfit Özdeş Hüseyin anlatıyor:

Hüseyin İnan tanıdığım en kararlı devrimcilerden biriydi. Nice iddialı teorisyeni cebinden çıkaracak kadar kavrayışlı ve bilgili olmasına rağmen alçakgönüllülüğü hiç elden bırakmadı.

Haliyle tavrıyla insana güven telkin eder, davranışıyla da o güvenin boşa olmadığını kanıtlardı. Kürtçe bilmeyen bir Kürt’tü. Ateistti, fakat içinden geldiği Aleviliği ve Alevi kültürünü ciddiye alırdı.

Ona “Dede” derdik hep, biraz Aleviliğine takılmak için, ama daha çok saygımızdan. Bana eğitim için Filistin kamplarına gitmeyi teklif ettiğinde tereddütsüz kabul etmiştim.

Dönüşte yakalandık ve 11 kişi Diyarbakır Cezaevinde 8 aydan fazla aynı odada yattık.

Yaşı herkesten küçük olmasına rağmen, hepimiz son sözü söylemeye yetkili görürdük onu. Hep ağırbaşlı ve güler yüzlüydü. Ama sululuktan hoşlanmazdı. Kendini rahata alıştırmamaya çalışırdı.

Öfkelendiğini pek ender gördüm. Kızdığı zaman bile arkadaşlarını kırmazdı. Göz göze gelince, kara gözlerinin ardında yanan ateşi görmemek mümkün değildi.

Müfit Özdeş

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir