Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Merkeziyetçi örgütlenmeler ‘Yol bir sürek bin bir’e uygun değildir

– Hüseyin Ali –

Devletle içli dışlı olan, Aleviliğin asimile edilmesine zemin sunan bir iki vakıf ya da dernek dışında Alevi örgütlerinin çoğunluğu bir araya gelerek ortak toplantı yaptılar. Bu olumlu bir adım olmuştur. Zaten son zamanlarda bir araya gelme eğilimi güçlenmiştir. Son toplantı birlikte hareket etme, ortak mücadele verme konusunda iyi bir zemin yaratmıştır. Katılan örgütlerin bu toplantıdan memnun olmaları bunu göstermektedir.

Geçmişte Alevi derneklerinin, vakıflarının ve kurumlarının birbirlerine karşı çok negatif bakışları vardı. Her kurumun kendi doğrularını dayatması gibi yanlış bir yaklaşım bulunmaktaydı. Birbirlerine siyasi örgütler gibi yaklaşıyorlardı. Halbuki hepsinin hareket ettiği ve bağlı olacağı ortak bir zemin vardır. Kuşkusuz görüş farklılıkları olması doğaldır. Hele Alevilik gibi bastırılmış, ezilmiş, yazılı arşivi fazla olmayan ve Ocaklar olarak farklı tarihi bir süreç yaşamış bir inanç ve toplum açısından bunlar anlaşılır bir durumdur. Bu nedenle örgütlenme, Aleviliği tanımlama ve içeriğini ortaya koyma konularında tartışmalar yeni yapılıyor olmasından dolayı bazı temel inanç ilkeleri ve kabuller dışındaki konuların tartışılması da yanlış değildir.  Bugünden yarına hemen bunlar doğrudur, bizim dediğimiz doğrudur gibi katı yaklaşımlara, yargılara ve sonuçlara giderek tartışmaların önünü almak da doğru olmaz. Bir daha vurgulayalım; bazı temel ilkeler ve kabuller dışındaki konuları tartışmak, olgunlaştırmak, içeriğini güçlendirmek gerekir. Bunu da bir süreç olarak ele almak doğru olandır.

Alevilik devlet dışı bir inanç ve toplum olarak şekillenmiştir. Bu nedenle demokratik toplumcu karaktere sahiptir. Karakterini koruması açısından da devlet dışı toplum olarak kendini var etmesi ve sürdürmesi önemlidir. Aleviliğin Şiileştirme veya Sünnileştirme biçiminde asimilasyonuna şiddetle karşı çıkmak gerekir. Alevilik şu inançtan, şu dinden etkilenmiş olsa da kendine özgü apayrı bir inançtır. Bu açıdan İslam içi ya da dışı tartışmaları Aleviliğin asimilasyonuna yol açacak bir tuzaktır. Zaten Alevilik tarih boyu asimilasyona ve başkalaştırılmaya karşı direnerek kendini bugünlere taşımıştır. Yeni bir Alevilik yaratılamaz; sadece tarih boyu otantik yapısının ve temel değerlerinin neler olduğunun olduğu gibi ifade edilmesi söz konusu olabilir. Değişme ve zenginleşme ise özüne ve köklerine bağlılık temelinde olabilir. Şu açıktır ki; bugün Aleviliğin temel karakterinden, özünden koparılıp asimile ederek başkalaşıma uğratma çabaları bulunmaktadır. Bu esas olarak dıştan geldiği gibi buna içte alet olanlar da görülmektedir.

Bu durum Alevilerde birlikte hareket etme ve ortak mücadele etme ihtiyacını daha da önemli hale getirmiştir. Aleviliğin özgürce demokratik yaşama kavuşması açısından bir duruş ve mücadele yürütülse de tehlikeler de artmış bulunmaktadır. Biz bunların ne olduğunu tartışmaktan çok birlik ve ortak mücadelenin nasıl ele alınması gerektiği konusunda düşüncelerimizi paylaşacağız.

Alevi kurumlarının (ister inanç, ister demokratik örgütlenmeleri olsun) birbirlerine negatif yaklaşımları, bir araya gelmemeleri aşılması gereken çok önemli bir durumdur. Dağınıklığın giderilmesi ve ortak paydaların çoğaltılması gereklidir. Bu açıdan yapılan toplantıları, tartışmaları ve sonuçlarını değerli buluyoruz. Ancak bu birlikteliğin nasıl olması gerektiği, birlikteliğin ve ortak mücadelenin sağlanması kadar önemlidir.

Birlik ve ortak mücadeleyi merkezi bir örgütlenme yaparak sağlamalıyız, yaklaşımı niyetlerimize ters sonuçlar ortaya çıkarır. Katılımcıların belirttiği gibi Aleviliğin karakterine uygun bir birlik ve ortak mücadele esas alınmalıdır. Aleviliğin tarih boyu devlet dışı kalmış demokratik bir karaktere sahip olduğu açıktır. Zaten Aleviliği güzel yapan değerler de bu temelde var olmuş ve bugünlere gelmiştir. Merkeziyetçilik, esasında devletçi ve iktidarcı zihniyetlerin yarattığı ve yerleştirdiği bir modeldir. Bu da demokratik karakteri öldüren ve baskıcı bir sistem yaratan en temel etkendir. Birlik ve ortak mücadele merkeziyetçi bir yaklaşımla sağlanır anlayışı bir yanılgıdır. İktidarcı ve devletçi zihniyet birçok konuda olduğu gibi bu konuda da kendi yaklaşımını egemen kılmıştır.

Aleviler devletlerden, bunların merkeziyetçi anlayışlarından çok çekmiştir. Bugün de merkeziyetçi, tekçi anlayışlar dayatılmaktadır. Aleviler, birliğini bu tür yaklaşımlardan uzak sağlamalıdırlar. Baskısını gördüklerinin ve eleştirdiklerinin yol ve yöntemlerinden uzak durmalıdırlar. Aleviler ‘yol bir sürek bin bir’ gerçekliklerine göre bir birlik ve ortak mücadele içinde olurlarsa demokratik karakterlerine uygun davranmış olurlar. Bu da merkezileştirmeden uzak durularak sağlanabilir. Gücü merkezileşme değil demokratiklik sağlar.

Aleviler; ocakların, demokratik kurumlarının, tabanın, yani toplumun söz sahibi olduğu biçimde birliklerini sağlamalıdırlar.  Örgütlenmeleriyle de birlikleriyle de demokratikleşmede örnek konumda olmalıdırlar. Bu açıdan en doğru örgütlenme modeli Demokratik Konfederal modeldir. Bunda hem demokrasi hem birlik vardır. Merkezi bir örgütlenmeden katbekat Alevileri güçlü kılar. Demokratik Konfederal model, birliği en güçlü sağlayan modeldir. Merkezi bir kurumu ya da bir kişiyi temel bir karar verici haline getirmek Aleviliğin özüne ve karakterine ters olacağı gibi gerçek anlamda bir birlik ve güç ortaya çıkarmaz.

Papa gibi, Halife gibi bir temsili hedeflemek doğru olmaz. Kaldı ki Papalık da bir mezhebe aittir ve işleyişi de Papa’nın tek karar gücü olduğu bir sistem değildir. Papalık Hıristiyanlığın devletleşmesinden sonra gündeme gelen bir olgudur. Halifelik de ilk başta farklı bir işleyişe sahipken daha sonra devletleşmeyle farklı bir karaktere kavuşmuştur. Kaldı ki biz bu tür örneklere göre bir arayış içine girmemeliyiz. Aleviliğin kendi tarihine bakmalıyız. Bin bir süreğin birbirleriyle ilişkilenme ve bu temelde yapılacak bir birlik ve ortaklaşma üzerinde yoğunlaşma daha doğru sonuçlara götürür.

Merkeziyetçilik her zaman bir kesimin diğer kesimler üzerinde egemenliğini sağlayacağı gibi birilerinin bu merkezi kontrol altına alarak ya da kendine bağlayarak egemen olmasına uygun bir modeldir. Bir toplum ya da bin bir sürek bir devlet, bir egemen ya da bir asimilasyon kurumu tarafından kontrol altına alınamaz ama bir merkez çeşitli yollarla kontrol altına alınabilir. Bu tür durumları önlemek de Demokratik Konfederal birlikle olur. Dolayısıyla toplumlara, halka ve demokratik güçlere ait örgütlenme ya da birlik yaratma modeli merkeziyetçi olmamalıdır. Aleviler şu anda birlik olma ve ortak mücadele ihtiyacını ve bunun örgütlenmesini ortaya koyuyorlar. Merkezci modelle bu ihtiyaç karşılanamaz, hatta öngördüğünün tersi sonuçlar ortaya çıkar. Mücadele ettiklerine benzeme tehlikesiyle karşı karşıya gelirler.

Bin bir sürek olması Alevilerin zenginliği, güzelliği ve gücüdür. O halde bunu karşılayacak model, yani Demokratik Konfederal bir birlik sistemi üzerinde durmak daha doğrudur. Bu da bir birlik ve ortak mücadele modelidir. Tüm ocaklar ve Alevi kurumları hem bir araya gelmiş hem de özgünlüklerini korumuş olur. Böylece birlik olunur ama tek olunmaz. Alevilik tarih boyu devlet dışı toplum olarak kalmış ama ocaklar arasında ilişki de birlik de sağlanmıştır. Çünkü dayatmaların ve benzeştirmelerin olmaması bir araya gelmeyi de ortak tutumu da kolaylaştırır.

Alevilerin hem ocaklarıyla hem de demokratik kurumlarıyla birlik olur ve ortak tutum takınırlarsa birçok sorunlarını bu temelde çözerler.

Şu gerçekliği bir daha vurgulayalım; Alevilerin inançlarını, özgür yaşamlarını, varlıklarını sürdürmeleri demokratikleşmeye bağlıdır. Üzerlerindeki tehlikeyi esas olarak böyle önlerler. Demokratik bir ortama kavuşmadıkları müddetçe ancak asimilasyona uğramalarını ve varlıklarının ortadan kalkmasını geciktirebilirler. Bu açıdan birliğin en önemli hedefi demokratikleşme mücadelesinde etkin yer alma olmalıdır. Birlik olalım, devletin karşısına böyle çıkalım, sorunlarımızı böyle çözelim demek yetmez. Kuşkusuz birlik olmak mevcut devletin Alevileri asimile etme politikasını sekteye uğratır; birçok oyunlarını bozar ancak inanç özgürlüğünü ve geleceği tümden güvenceye almaz. Demokratikleşmenin olmadığı yerde hakim devlet anlayışı Alevileri başkalaşıma uğratma veya devletin hizmetine koşma peşinde olacaktır.

Birlik ve ortak mücadelenin Aleviliğin özüne uygun biçimde gerçekleşmesi çok çok önemlidir. Baskı, zulüm ve inanç erimesi getiren modellerin Alevilere hayır getirmesi söz konusu olamaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir