Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

HER ŞER’DE BİRDE HAYIR SAKLIDIR” BİR HALK SÖZÜ

– Hüseyin Akpınar-
Anadolu Alevileri’nin meşru hak taleplerine, olumlu cevap veremeyen Türkiye devleti, Aleviler’in sünniliğe asimilasyonunu amaçlayan, faydasız bazı pratik uygulamalar gerçekleştiriyor. Devlet, kendi yaptığı asimilasyon uygulamalarının, bir garanti vaad etmediğini bildiği için, Şiiler’in de, Anadolu Alevileri’ne yönelik asimilasyoncu girişimlerini, teşvik ediyor.
Sünni ve Şii islam kurumlarının yada devletlerinin uygulamaya çalıştığı bu sinsi politikalar, zulüm rejimi altında yürütülen bu her iki tarafın uygulamaları, inançlara, kültürlere ve halklara karşı yapılan ahlaki bir saygısızlık ve hukuki bir suçtur. Alevilerin haklı ve meşru taleplerini neden karşılamadıklarına, tutarlı bir cevap veremeyen TC. Devleti, işte efendim kendi imkanlarımız dahilinde karşılamaya çalışıyoruz, demek istemektedir.
Devlet’in amacının, Anadolu Alevileri’nin talep ettiği haklarını çarpıtarak kafa karışıklıkları yaratmak, meşru hak taleplerinin doğru karşılanmasını geciktirmek, olduğu görünüyor. Belki bu geciktirmeyi başarabilir, ama, bu geciktirmelerin biriktirip getirebileceği yeni sorunlar, Devlet’i daha büyük çıkmazlarada sokabilir.
Biz, başlıkta belirttiğimiz, konumuza dönelim. TC. Devleti’nin, Anadolu Alevileri’ne karşı, islami zulüm rejimi altında gerçekteştirdiği uygulamalar, şer uygulamalardır. Halkımızın sözünden dinlediğimiz gibi, gerçekten bu şer uygulamalarda birde saklı hayır varmıdır? Bunu nasıl anlayacağız?
Bir kaç örnekle anlamaya ve anlatmaya çalışalım.
Alevilerin taleplerinden birisi şudur.
Alevi çocukları, sünni din derslerine, zorunlu olarak katılmasınlar. Diğer inançlara mensup çocuklar gibi, Alevi çocuklarıda okullarda kendi inançlarını öğrenebilsinler. Okullarda isteyen öğrenciler gönüllü olarak Alevilik derslerine katılabilsinler. Bu hak tanınsın.
Alevilerin bu meşru taleplerine karşı Devlet ne yaptı? Sünni din ders proğramlarına bazı şii konuları kendi yorumuyla yerleştirdi ve okullarda Alevilik derslerine gerek yok, Alevi çocukları inançlarını bizim sünni öğretim proğramımızdan öğrensinler dedi. İşte bu bir şer anlayış ve şer uygulamadır.
Peki, bu şer anlayış ve uygulamadaki ‘hayır’ nerede gizlidir? Devlet, konuya her ne kadar bir içerik çarpıtması ve bir oyalama anlayışıyla yaklaşsada, bu uygulamasıyla, prensip olarak Aleviliğin okullardaki derslerde öğretilmesini kabul etmiştir. İşte bu yanlış ve şer uygulamada gizli olan ‘hayır’ budur. Okullarda öğrencilere verilecek Alevilik derslerinin, aynen Avrupada olduğu gibi, konularını ve öğretmenlerinin Alevilerin kendileri belirlemesi gerektiği bir gerçektir.
Alevilerin bir başka meşru talebide şudur.
Alevi inancının uygulayıcıları ve uygulatıcıları olanlar Dedeler, Analar, Babalar ve benzerleridirler. Bundan dolayı, Dedeler-Analar-Babalar, inanç önderleri yada Personeli olarak tanınsınlar. Bu doğrultudaki hizmetlerine engel çıkarılmasın.
Alevilerin bu meşru taleplerine karşı devleti tavrı ne oldu? Devlet, imam hatip eğitiminden geçirdiği bazı imamları ve imamlaştırdığı ‘gıri Dedeler’i, Alevilerin yaşadığı, köylere, şehirlere, kurumlarına ve hatta bazı Batı Avrupa ülkelerine, ‘Alevi Dedesi’ olarak sözde inanç önderleri göndermeye başladı. Bu, gerçek anlamda çok sinsi, her tarafı sahtekarlık kokan şer bir anlayış ve uygulamadır. Kendi inançlarıyla oynadıkları şekilde, Alevi inancıylada oynayacaklarını zannediyorlar.
Şimdi bizim sorumuz yine, bu sinsi ve şer uygulamada gizli ilan ‘hayır’ nedir?
‘Gıri Dede’ uygulaması ile Devlet, en azından, Alevilerin inanç önderlerinin Dedeler olduğunu prensip olarak kabul etmiştir, işte ‘gizli hayır’ buradadır.
Fakat, imam hatipler vb. sünni bir eğitim veren kurumlardan, gerçek anlamda Alevi Dedesi çıkmayacağı, Dede-Ana-Babaların kendi eğitim kurumlarında, Alevi yada aleviliği iyi bilen eğiticiler tarafından eğitilmesi gerektiğde bir gerçektir.
Aleviler’in başka bir meşru taleplerini daha değerlendirelim.
Aleviler, Cemevleri’nin kendi İnanç ve İbadet yerleri olduğunu söyleyerek, Cemevleri’nin, yasal olarak ibadet yeri statüsüne alınmasını, bütün inançlara eşit fırsatların ve imkanların tanınmasını talep ediyorlar.
Alevilerin bu talebinede Devlet yine bir entrika ile cevap vermeye çalıştı. Önce bir ‘Cami-Cemevi Projesi’ ürettiler. Aynı binanın alt katı Aleviler için aş evi, üst katıda sünniler için Cami olacakmış. Yada buna benzer başka asimilasyon projeleri. Aşağıda Aleviler, sessizlik içinde Cem birlerken, yukarıda Ezan okunacak yada tersi olacak. Ne kadar mantıksız, kültürsüz, şer bir anlayış ve uygulama.
Yine bizim sorumuz aynı, bu şer anlayış ve uygulamada ‘gizli hayır’ nedir, nerededir? Yapısından ve Aleviler içeriğinden bağımsız olarak, Devlet’in, Aleviler için ibadet yeri olarak Cemevi öngörmesi, prensip olarak Aleviler’in inanç ve ibadet yerlerinin Cemevi olduğu gerçeğini kabul etmesi anlamına gelmektedir. İşte bu şer anlayış ve uygulamadaki ‘gizli hayır’ budur.
Tabiki Cemevleri’nin yapısına, iç ve dış dizaynına, vb. Aleviler’in kendi inançlarına uygun bir şekilde nasıl olması gerektiğine kendiler karar mermeside işin başka bir gerçeğidir.
Biz, başlıktaki halk sözünden çıkarak, Aleviler’in haklı ve meşru taleplerine karşı geliştirilen, şer düşünce ve uygulamaların, sorunlara çözüm üretmediğini, sadece erteleyerek büyüttüğünü göstermeye çalıştık. Ayrıca, bu şer uygulamalar sadece Aleviliğin içeriğinin sulandırmaya çalışmıyor, aynı zamanda ve derecede sünniliğin yada şiiliğinde içeriğini sulandırıyor.
Günümüzde, Aleviler için söylenecek en hayırlı söz ise, örgütlü varlığınız ve birliğiniz dain olsun, demek olabilir zannediyoruz.
Umut ve Aşk ile, …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir