Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yol Erkan Kurulu: ”Aleviliğin en önemli değerlerinden biri Hızır inancıdır.”

 

PSAKD Yol Erkan Kurulu,  Hızır’a ve Hızır ayının önemine ilişkin bugün yazılı bir açıklama yaptı. PSAKD Yol Erkan Kurulu tarafından 9 Şubat tarihinde yayınlanan açıklamada, ” Hızır denildiği zaman; darda, sıkıntıda, zorlukta, çaresizlikte kalanlara, çağırdıkları zaman yer, zaman, mekân, uzaklık, yakınlık gibi ölçülerin dışında; yardımcı ve kurtarıcı olarak tasvir edilir. Hızır, her yer de hazır ve nazır”dır.‘‘ denildi.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD )Yol Erkan Kurulu’nun‘‘ Hızır‘‘ başlıklı yazılı maçıklaması, şu ifadelerle devam etti:

‘‘Kadim bir inanç olan Aleviliğin en önemli değerlerinden biri Hızır inancıdır.

Ana Pelguzare bize şunları söyledi: “sırtını duvara dayama, yıkılır!

Sırtını Hızıra daya; çünkü yalnız baki olan da odur, yıkılmayan da o!” İşte o dileğin yanıtı bu kelamda gizlidir…

yunus emre’’ evel benem ahir benem canlara can olan benem azıp yolda kalmışlara

Hızır medet olan benem’’ diye Hızır’ı tarif etmiştir.

Bütün doğanın ömrü Hızır’a bağlıdır. Yaşamın ilmi sırrı Hızır’dadır. Zamanın ve mekanın devri daimliğini sağlayan yaşamın çarkı Hızır çarkıdır. Önsüz ve sonsuz varlığın birliğinin adıdır. Verdiğimiz ikrar yaşamda karşılığını bulmuyorsa Hızırdan medet ummak boşunadır.’’Gözü görenlere her yerde hazır. Gözü kör olana ne yapsın Hızır’’ Toplumsallaşmış kurtarıcı umudun bedenleşmiş düş varlığı, binbir donda başgösterenidir. Birçok toplumun umut kişiliği kutsal varlığıdır Hızır. Eğemenlerin yaratmaya çalıştıkları korkuya karşı içimizdeki dirençtir. Mazluma, ihtiyaç sahibine, medet dileyene murat ulaştıran içimizdeki sevgidir. Paylaşmak başkasını içimizde hissetmektir Hızır.

Hızır, bütün umut ve olanakların tükendiği, çarelerin sona erdiği durumlarda yardıma çağrılan ve çağrıldığında da mutlaka geleceğine inanılan, sonsuz güce sahip bir kurtarıcıdır. “Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez”, “Hızır gibi yetişti” vb. atasözü ve deyimler, bu inancın bir ifadesidir.

Hızır denildiği zaman; darda, sıkıntıda, zorlukta, çaresizlikte kalanlara, çağırdıkları zaman yer, zaman, mekân, uzaklık, yakınlık gibi ölçülerin dışında; yardımcı ve kurtarıcı olarak tasvir edilir. Hızır, her yer de hazır ve nazır”dır . Yörelerimizde kış aylarının zorluğu ile; ambarlarda buğdayın, peynirin, çayın, şekerin, yağın, odunun, tezeğin, yakacağın, otun, samanın yavaş, yavaş bitmeye başladığı günler, kış aylarının en sıkıntılı günleridir. İnsanlar kışın sert soğuk ve fırtınalı günlerini terk etmesi için bir anlamda tanrısal güç olarak kabul ettikleri Hızır’dan yardım dilemek ve sıkıntılı durumlara düşmemeleri için niyet ederek, eski hesap 1 gün eski 2 gün yeni ayda olmak üzere (13.14.15 Şubat) Hızır aşkına üç gün oruç tutarlar. (Bazı yörelerde 7 güne kadar tutana rastlanır) oruçlarını açmadan ellerini yüzlerini yıkayıp ev halkı birbirlerine niyaz eder. Günbatımında oruçlarını açarlar. Oruç açma vakti ev kapıları Hızır uğrar diye açık bırakılır. Bazı yörelerde üç gün çerağlar uyandırılır. Haneler ve gönüller aydınlanır. Bu günlerde Hızır bütün bereketi ve yardımları ile çağrılır. Orucun sonunda da Hızır cemi yapılarak oruç tamamlanır. Görgüden geçilerek yeniden doğulduğu bayramdır Hızır. Ayrıca her oruç tutan can da kendi evinde Hızır lokması yaparak çevresindekilere dağıtır. Ziyaretlere lokmalarını götürüp çerağ yakıp temenna ederler. Kimi yörelere göre de Hızır’ın uğradığına inanılarak farklı haftalarda Hızır orucu tutulmaktadır. Hızır ayı kimi yörelerde 13 Ocak tan 13 Şubat’a kadar, kimi yörelerde zemheriden 6 Mayıs’a kadar, kimi yörelerde de Ocak ayının son haftasından Mart ayının altısına kadar 40 gün Hızır ayı olarak ta kabul edilir. Düz bir tepsiye elenen kavut evde uygun bir yere konur iz varsa Hızır uğramış sayılır. Sevdalılar da lokma parçalarını saçaklara bırakarak kuşlar hangi yöne götürürse kısmetlerinin orada olacağına inanırlar ve bu niyetle 3 gün oruçta su içmeyip son gün ise yatıp rüyalarında murat görmeyi dilerler. Anlattığımız biçimiyle Hızır inancı ve orucu sadece Alevilere ait bir inançtır. O gönüllerde her daim konuktur, o sevdalılara umuttur, o hanelere berekettir, bereket olduğunda Hızır uğramış, Hızır eli değmiş deriz. Gurbetteki emanete bekçidir. ‘’Bir yavru yolladım gurbet ellere , emaneti sana da Bozatlı Hızır.’’ Yoklayandır, yoklatandır, o yola gidene yoldaş, darda durana haldaştır. Haksızlığa karşı duruştur. Mazlumun yanında, Hakkın insan sıfatında buluşmasıdır. Her anını hazır bil, her geleni Hızır bil’’ demiş pirlerimiz. Alevi Kızılbaşlar misafiri Hızır’la, Hızır’ı Şahı Merdan Ali ile özdeşleştirmişlerdir. Yerelleştiği de görülür. (Dersimde düzgün babaya Hızır gibi temenna ederler.)

Hızır yaşlı ve fakir donunda görülür, manası en çok ihtiyacı olan onlardır. Onlara saygı ve hürmet duyulmasını ifade eder. ‘’Hızır mordeme sata tenge ’’dar günün dostu’’ dur. Zaman ve mekanın önemi yoktur. O kurtarıcıların kurtarıcısıdır kimi gülbanglarda Hak ile aynı görülür. Emaneti sana bozatlı Hızır diye deyişler söylemişiz, yetiş sultan Hızır car sende kaldı diye yakarışlarla cem olmuşuz. Bazen sadece Bozatlı diye hitap edilir.

Bir değil birçok yerde farklı dillerde, farklı ülkelerde yaşamış/yaşatılmıştır. “Hızır çeşmesi” adı verilmiştir. Hızır’ın kutsal hayvanı, dağ keçisidir. Dersim bölgesinde dağ keçilerine, “malê Hızıri” (Hızırın davarları)adı verilir ve avlanması yasaktır. Halkımız, bozat’i göl’de görmüşse gölü, kayada görmüşse kayayı inancındaki kutsal yerler arasına almış, onu Hızır’dan ayırmayarak ayaklarının dibine lokma ve niyazlarını sunmuştur. “Ağır göl”(Erzincan Çayırlı) , Gola Çetu (Hızır’ın gölü. İki akarsuyun müsahip olduklarına inanılan yer. Dersimv.b.)

Hızır orucu üç gün tutulduktan sonra, Yörelere göre değişkenlik göstererek Hızır’ın dünyayı ziyaret günleri olduğuna inanılır. Çağrımıza uyup dünyayı ziyaret eden Hızır, “kor – ateş” anlamında cemre kimliğine bürünür ve 20 Şubat’ta havaya, 27Şubat’ta suya, 06 Mart’ta toprağa düşer. 20 Şubat’ta hava bayramı, 27 Şubat’ta su bayramı ve 06 Mart’ta toprak bayramı olduğuna inanılır. Doğaya can verenin Hızır olduğuna inanılır.

Hızır’ın eve uğraması ve uğur getirmesi için, kırk gün önceden sabah gün ağarmadan kalkarak evin önünü süpürürler. Hızır orucu üç gün tutulduktan sonra, genişçe bir tepsi içerisinde dibekte iyice kavrulmuş olan orta anadolu’da köme veya kömme, doğu anadolu’da ise qawute veya qawut(kavut) olarak ifade edilen lokmanın üstü kapatılarak bir odaya konulur. Hızır gelerek Qawute’ye bir iz veya işaret koyar. Daha sonra Qawute eğer kesilmişse lokma olarak dağıtılır.

Hızır, çok geniş bir coğrafyada farklı inançlarda da görülmüştür.

Nesimi’de

‘’Ahrı fenada fani ol,gör ki ne hoş hayat olur.

Ab-ı hayat imiş fena gerçi adı memat olur.’’-yani-yokluk denizinde fani olmanı adı ölüm olsa da hakikatte ab-ı hayat olduğunu belirtir. Ölümsüzlükten kasıt nefsin köleliğinden kurtulmak, bir anlamda dünyayı yenmektir.

Yunus emre’de’’ Hızırı mürşit telakki eder.

Edebiyatımızda Hızırname adlı manzum eserler bulunmaktadır.

Tasavvufta, ilahi şaraptan (doludan)içip Hızırın vasıtasıyla girilen yolun adı Hızriyye dir. Arap Alevilerinde’’ tanrı uzak, Hızır yakın ‘’anlamını bulmuştur. Hıdırlık denilen Hıdır makamlarında (Hızır ziyaretlerinde) buluşurlar. Hatay’da yaklaşık 50 civarındadır.

Yol’a düşenin, sürek sürenin, şem’e pervane olanın, seraptan su umanın, arı iken bal eyleyenlerin, dostun evi gönüllerdir diyenlerin, birbirine caneli olanların Yol’una Hızır uğrasın. Sevinci pay eden peyik olasınız. Engürü pay eden salman olasınız.

Birbirinize caneli birbirinizin Hızırı olasınız. Gerçeğin demine hü.

’’İnanmak için görmeyi beklemeyin inanınki göresiniz’’’

Niyetleriniz, dilekleriniz muradına ere, ak saklaya, Hızır bekleye Aşk ile… ‘‘

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir