Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Özgülük ve Demokrasi Güçleri , 31 Mart yerel seçimlerinin sonuçlarını nasıl değerlendiriyor?

Türkiye halkları AKP-MHP ittifakına hayır dedi, adam kaybetti

24 Haziran baskın seçimleri ile tek adam rejimini hile ve zorla kurmaya girişen AKP-MHP ittifakı, bizzat Erdoğan’ın tüm sorunların çözümü ilan ettiği “başkanlık sistemine” geçişin üzerinden henüz 9 ay geçmişken 31 Mart yerel seçimlerinde yenilgiyi tatmıştır.


Erdoğan ve Bahçeli; 31 Mart seçimlerini “milletin beka sorunu” ilan etti. Bizzat Bahçeli; İzmir, Ankara ve İstanbul’un alınmaması durumunda ittifakları açısından “büyük risk ve tehlike” oluşacağını; yüzde 52’nin üzerine çıkılmaz ise rejimin meşruiyetin tartışılacağını söyledi.

Ortadaki “beka” sorunu iktidarın bekasına ilişkin bir sorundur!

AKP-MHP ittifakı yüzde 52’nin altındadır.

İzmir, Ankara ve İstanbul’u kaybetmiştir.

Yetmemiş; Adana’yı, Mersin’i, Antalya’yı, Artvin’i kaybetmiştir.

Faşizmin tüm baskısına, iktidarın askeri, polisi, mülki makamları, yargısı, bütçesi ile ulusal ölçekte ve her yerelde ellerindeki tüm devlet gücünü muhalefet karşısında seferber etmesine; neredeyse tüm ana akım medyanın ittifakın propaganda ve muhalefete yönelik “kara propaganda” aracı haline getirilmesine karşı;

Türkiye halkları bu eşitsiz, adil olmayan ve anti demokratik seçim koşullarında dahi kendisine dayatılan tek adam rejimine, AKP-MHP ittifakına “hayır” demiştir.

Sandığı tek meşruiyet ölçüsü haline getiren AKP-MHP iktidarı yenilmiştir.

Erdoğan, 31 Mart yerel seçimlerinde, kendisini ortaya koymuş; il il ilçe ilçe yerel yönetim adaylarını, belediyeciliği değil bizzat kendisini oylatmıştır, kaybetmiştir.

Seçimin ilk sonucu açıktır!

Kendini ülkenin bütününün tek ve tartışılmaz temsilcisi, sahibi ve hakimi gören Erdoğan da AKP-MHP ittifakıyla inşa edilmeye çalışılan “başkanlık rejimi” de gayrimeşrudur!

Ankara ve İstanbul’da 25 yıllık “iktidar” dönemi bitmiştir.

İstanbul’da yenilgiyi kabul etmemek için her tür hukuksuzluğa sarılmakta ve halkın iradesine ipotek koymaya çalışarak gayrimeşruluğunu büyütmektedir!

AKP-MHP ittifakının kaybettiği iller emeğin kentleridir. Ülkenin toplam zenginliğinin büyük bölümünü üreten, nüfus yoğunluğu en büyük olan kentlerdir.

Ülkeyi, tarihin en büyük ekonomik krizine sürükleyen 17 yıldır ülkeyi sermaye programı ile, rantla, talanla, yağmayla yöneten iktidarın seçim öncesi geçici indirimler, tanzim satış noktaları gibi illüzyonları tutmamıştır. Türkiye emekçileri tüm manüplasyon ve tehditlere rağmen kendisini yoksulluğa, işsizliğe, güvencesizliğe mahkum eden iktidara yenilgiyi tattırmıştır.

Sermayeye kul, Saray’a köle olmayacağız mesajı vermiştir!

Seçim süreci boyunca ülkenin yarısını “terörist” ilan eden; Kürt yurttaşların siyasal iradesini yok sayan iktidarın kayyum siyaseti de yenilmiştir. Van, Diyarbakır, Mardin, Cizre…halk iradesine sahip çıkmış, Batı’da da HDP’nin kaybettirme siyaseti karşılığını bulmuştur. Kürt yurttaşlar “biz varız” demiştir.

AKP-Erdoğan iktidarı zayıflamaktadır; cumhur ittifakına mecburiyet, meşruiyetini bu defa daha da zorunlu biçimde sermayeye dayandırma çabası sürecektir.

Ancak kriz artık iktidarın kendisidir!

Meşruiyet krizi; derinleşen ekonomik kriz koşullarında artacaktır.

Erdoğan’ın, seçim sonrası ısrarla “Önümüzde seçimsiz 4.5 yıl var” diyerek, “icraat zamanı” vurgu yapmıştır. Bir çıkar şebekesine dönüşmüş iktidarın/ittifakın bu çıkar ağının parçalarına, destekçilerine çözülmeyi engellemek üzere ve sermayeye iktidarı kaybetmediklerine yönelik “telkinde” bulunduğu görülmektedir.

Erdoğan’ın koltuğuna can havli ile sarılacağı açıktır.  Ancak halkımız bu devasa baskı cihazının,  kazanmak için her yola sarılan bu iktidarının karşısında kırılmayan bir azimle direnmekte, Erdoğan’a haddini bildirmekte, sola da görev çıkarmaktadır!

AKP-Erdoğan kaybediyor, karşısında emekçi halkın kazanması için var gücümüzle çalışalım!

Asıl olan halkı faşizme karşı örgütlü kılmak, neoliberalizme, sermaye saldırganlığına karşı emeğin ve halkın haklarını her koşulda savunmaktır!

İktidar politikalarını tekrar ederek değil, iktidarın karşısında halkın kolektif çıkarlarını açık bir biçimde savunarak; rejimle uzlaşarak değil meşruiyet krizi derinleşen iktidarın karşısında halkın itirazını örgütlü kılarak mücadele kazanılabilir.

Kazanımlar ancak bu koşulda korunabilir.

Emeğin, kadınların, gençlerin, Türkiye halklarının çıkarı sol bir programdadır, eşitlik, özgürlük, laiklik ve kadın özgürlüğündedir. İnsanca yaşam mücadelesindedir.

AKP-MHP ittifakına karşı büyük kentlerde emekçilerin tepkisini gösteren sonuçlar dışında; kayyumlardan geri alınan kentler, “sol ittifakla” ortak mücadelenin önemini gösteren ve devrimci geleneğini halkçı, demokratik bir yerel yönetim programını yaşama geçirmek için seferber eden Hopa; sol savunuyu somut bir programla hayata geçirmenin sonucunu alan Dersim…seçimin önemli sonuçlarıdır.

Zaman, faşizme karşı ortak mücadeleyi sol değerlerle büyütmenin zamanıdır.

Halkın iradesini yok sayan, ekmeğine göz dikenlerin karşısında Halkevciler; faşizme karşı özgürlük ve insanca yaşam mücadelesini büyütecektir.

31 Mart yerel seçimlerini sosyalistler nasıl değerlendirdi?

“Tek adam ittifakı”na büyük tepki

İşçi ve emekçilerden 31 Mart Yerel seçimlerinde “Tek adam ittifakı”na büyük tepki

“Tek adam tek parti ittifakı”, anti demokratik seçim sistemi, baskılar ve sandık-seçim hilelerine, başta İstanbul olmak üzere bir çok kentteki şaibeli sonuçlara rağmen, 31 Mart Yerel Seçimleri’nde önemli bir kayıp yaşamıştır. Bu kaybın temelinde işçi ve emekçilerin krizin yarattığı yıkıma karşı duydukları tepki vardır. Ayrıca, ‘tek adam yönetimi’ nin tehditleri ve bölgedeki kayyım atamaları da bu tepkiyle birleşmiştir.

Seçimler öncesinde işçi ve emekçiler içerisindeki artan hoşnutsuzluğu ve hükümete ders verme eğilimini gören Erdoğan ve “Cumhur İttifakı”nın, din ve bayrak istismarı temelinde sürdürdüğü beka propagandası da istediği sonucu vermemiştir. Başta sanayi kentleri olmak üzere, hemen hemen her kentte “Tek adam ittifakı”nın oyları gerilemiştir.

Elbette bu seçim sonuçları memleketin artan sorunlarını çözmeyecek, Erdoğan ve hükümeti de sömürülen ve ezilen halk kitlelerinin beklenti ve taleplerini karşılayacak bir politik hatta girmeyecektir. Aksine, başta ekonomik kriz olmak üzere, iç ve dış politikadaki tıkanıklığın faturasını işçilerin ve emekçilerin sırtına yıkmak üzere tekelci sermayeye ve burjuvaziye hizmet etmeye devam edecektir.

İşçi ve emekçi halk kitleleri bu gerçeği bir an bile unutmamalıdır. Erdoğan ve hükümetinin seçim yenilgisinden ders çıkarması gibi bir hayale asla kapılmalıdır.

Önümüzdeki günlerde işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ı kutlayacağız.

İş, ekmek ve özgürlük taleplerimize sahip çıkmalı, birleşmeli, örgütlenmeli ve haklarımızı kazanmak için özgüvenle hareket etmeliyiz.

Başta krizin faturasına karşı acil taleplerimiz olmak üzere, demokratik haklar ve özgürlükler için mücadeleyi yükseltmeliyiz.

EMEP Genel Başkan Selma GÜRKAN

 

HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, 31 Mart seçimlerine dair değerlendirmelerde bulundu. Kürkçü “Geleceğimiz, bizi 31 Mart’a taşıyan bu dayanışmanın, kolektif zekânın, tahammülün ve neşenin gelişerek sürmesine ve çoğalmasına bağlıdır” dedi.

Kürkçü: 31 Mart, halklarımızın diktatörlüğe karşı ‘Êdi bese’, ‘Yetti gayri’ haykırışıdır

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, 31 Mart seçimlerinde alınan sonuçları sosyal medya hesaplarında değerlendirdi.

Kürkçü’nün değerlendirmesi şöyle:

“Bugün halklarımızın diktatörlük karşısında kazandığı büyük siyasi başarıdaki paha biçilmez payından ötürü partimizle gurur duydum. HDP halklarımız arasında 24 Haziran’dan bu yana oluşagelen demokratik ortaklığa siyasi derinlik ve ruh kazandırarak tarihsel bir rol üstlendi.
Laf yarışlarına girmeden, çatışmalı bir tarihin bütün yükünü sırtlanarak, çelişkili toplumsal kesimlerin diktatörlüğe karşı yürüyüşüne hizmet adına en bıktırıcı işleri sabırla, alçak gönüllükle yerine getirerek sonuca katkıda bulunan bütün üyelerimizi saygıyla selamlıyorum.

Aday olmanın, oy vermenin, siyaset yapmanın bedelinin hayatla ödendiği Kürt kentlerinde gözlerini kırpmadan sessiz ve telaşsızca sonuca yürüyen yoldaşlarımızı hayranlık ve sevgiyle kucaklıyorum.

Parti yönetimi ve eşbaşkanlarımızı tabanımız ve kurullarımızın ortak zekasının eseri olan “Kürdistan’da kazanma, Batı’da AKP’ye kaybettirme” taktiği gereğince durup dinlenmeden çalışarak HDP’yi bir arada ve aynı hat üzerinde tutmayı başardıkları için kutluyorum.
Bu mücadeleler sırasında haksız ve hukuksuz bir biçimde, sırf HDP’yi durdurmak amacıyla tutuklanan, şiddete maruz kalan, yoldaşlarımızın uğradıkları zorbalığa baş eğmeden direnişleri ve eşsiz fedakarlıklarıyla onurlandım.

HDP’nin diktatörlükle mücadelenin bu aşamasında Batı’da “görünmeyen bir güç” konumuna yerleşmesi, bütün bunları gözlerden uzak tutmuş olabilir. Ama elde edilen her sonuçta AKP’den alınan her belediyede HDPlilerin emeği inkâr edilemeyecek ve bu emek asla zayi olmayacaktır!

31 Mart, halklarımızın diktatörlüğe karşı “Êdi bese”, “Yetti gayri” haykırışıdır. Bu sonuç, ne bir parti ne de bir kişiye mal edilebilir. Geleceğimiz, bizi 31 Mart’a taşıyan bu dayanışmanın, kolektif zekânın, tahammülün ve neşenin gelişerek sürmesine ve çoğalmasına bağlıdır.
Halkların Demokratik Partisi, 31 Mart seçimleriyle Türkiye ve Kürdistan’ın özgür geleceğinde vazgeçilmez politik güçlerden biri olduğunu ispat etmiştir. Önümüzdeki dönemde Türkiye bu gücün toplumsallaşmasına tanıklık edecek. Yolumuz açık olsun.”

Temelli: Cumhurbaşkanı kendi sınırlarına çekilmelidir

 

Seçim sonuçlarını değerlendiren HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı sınırlarına çekilmesi gerektiğini söyledi.

Temelli: Cumhurbaşkanı kendi sınırlarına çekilmelidir

Halkların Demokratik Partisi (HDP)Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin Genel Merkezi’nde seçim sonuçlarına ilişkin basın toplantısı düzenledi.

İlk teşekkürü açlık grevi eylemini sürdüren Leyla Güven’e ettkilerini belirtenTemelli’nin konuşmasının satır başları şöyle:

“Seçim sonuçları henüz tam netleşmedi ama bize demokrasinin umudun kazandığını gösteriyor. Türkiye büyük bir adaletsizlik girdabında. Bu seçimlerin çıkmak için vesile olmasını diliyoruz. Demokrasi kazanmıştır, barış kazanmıştır. HDP’nin yürüttüğü kampanyada bu sürecin en önünde yürüyen başta Kürt halkına teşekkür etmek istiyoruz. Halkımız Türkiye’nin önünü açmıştır.

 

Dünyada eşi görülmemiş bir kampanya yürüttük. HDP’nin sadece belediye kazanması için yürütmedik, Türkiye’nin demokrasi sorunlarını çözmek için barış için yürüttük. Kampanya sırasında büyük cezaevinde 4 canımızı yitirdik. Rahmet diliyoruz. Tarihte eşi benzeri görülmemiş bir ambargo altında kampanya yürüttük. Ancak bu kadar yürütülebilirdi. Herkese teşekkür ediyoruz.

Kayyum zihniyetine karşı büyük bir başarı sağladık. Batıda AKP-MHP bloğunu gerilettik. Bu seçimlerde stratejimiz bir seçenekti. Ne mutlu bize ki bu seçenek karşılığını bulmuştur.

 

SONUÇLARDAN ÇIKARTILACAK DERSLER VAR

 

Bu sonuçlardan çıkaracak dersler var. Başta iktidar. Türkiye halkları ve emekçileri bir ders seçimi demiştir. Türkiye çok büyük bir kriz sarmalındadır. Herkes üzerine düşeni mutlaka yerine getirmelidir.

 

Bugün TV’lerde illerin hangi partiler tarafından kazanıldığını göstermektedir. Bu fotoğraf çoğulcu siyasete göstermiştir. Siyaset çoğulcu yapılmalıdır. Batıda AKP-MHP bloğunun geriletmek çoğulcu siyasete olan inancımızın bir sonucudur.

 

‘ŞIRNAK’TA SEÇİM MÜHENDİSLİĞİYLE KAZANILDI’

 

Çok önemli görevler belediye başkanlarını bekliyor. İnanıyoruz ki yerel demokrasi ve Türkiye demokrasisine katkı sağlayacaklar. Tabi kutlamayacaklarımız da var. Özellikle Şırnak gibi seçim mühendisliği sonucu, garnizon oylarıyla kazanılan seçimin… Askerlerin polislerin böyle bir seçimde kullanılması kabul edilemez. Yerellerde bir yönetim kriziyle karşı karşıya gelecektir. Ama bundan öte bugün özellikle Türkiye demokrasinde ortaya çıkan tabloyu iyi değerlendirme zamanıdır. Türkiye’nin çok ciddi sorunları vardır bu sorunların çözümü için HDP olarak yine Türkiye demokrasi ve barışı için yoğun çalışmalara devam edeceğiz. Bir kaç gün sonra MYK ve hemen ardından PM toplanacak. Öncelikle parlamentoya davette bulunabiliriz. Türkiye hukuk ve yargı krizi yaşamaktadır. Bugün yargının tarafsızlığını yitirmesi sonucu binlerce insan cezaevindedir.

 

‘PARLAMENTOYU GÖREVE DAVET EDİYORUZ’

 

Yasal ve meşru hak olan tecridin kaldırılması talebine bu duyarsızlık Türkiye’yi hukuksuzluğu götürmektedir. Türkiye’de hukuksuzluğun yaratmış olduğu sorunları hep birlikte aşabiliriz. Parlamentoyu göreve davet ediyoruz.

 

‘CUMHURBAŞKANI KENDİ SINIRLARINA ÇEKİLMELİDİR’

 

Biz bugün yürütmeye de çağrıda bulunmak istiyoruz. Yürütme artık Türkiye’yi gerilim ortamına yürüten bir anlayıştan çıkmalıdır. Cumhurbaşkanı cumhurbaşkanlığı sınırlarına çekilmelidir. Türkiye bugün gerilimden savaş politikalarından bıkmıştır. Ekonomisi çöküntü içindedir.”

 

 

HEP BİRLİKTE BAŞARACAĞIMIZA İNANIYORUM

 

Toplum ciddi bir ayrışma içindedir. Kuvvetler ayrılığının hassasiyetle yerine getirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu sonuçlar erken sonuçlardır. Ayrıntılı sonuçları analiz edeceğiz. Ama şu an itibariyle baktığımızda Türkiye yarın sabah gerçek anlamda umuda uyanacaktır. Türkiye beklentilerine yanıt olabilecek bir sürecin eşiğindedir. Hep birlikte bunu başaracağımıza inanıyorum.

 

Tekrardan bölgede, özellikle kayyım yönetimlerinin olduğu illerimizde baskının, zulmün yoğun olduğu illerimizde büyük fedakarlıkla sandıklara sahip çıkan, iradesinden vazgeçmeyen halkımıza bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Diğer taraftan, batıdaki seçmenlerimize de ayrı bir teşekkür borcumuz var. Bu stratejiye sahip çıkmak kolay değildi. Kararlı bir şekilde bu stratejiye sahip çıkarak Türkiye halklarının beklentilerine yanıt oldular.”

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir