Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

33 CANIMIZIN DÜŞLERİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK YOL GÖREVİMİZDİR!

 
-Hasan Subaşı –
Kimliğini dışa vurarak örgütlenmeye başlayan Aleviler, Pir Sultan Abdal anmak için PSAKD’nin öncülüğünde 2 Temmuz 1993‘de Sivas’a gittiler. Piri anmaya gidenler kadın erkek, yaşlı genç ve çocuktular. Anmak istedikleri yol önderi, yolundan dönmediği ve zalimlere biat etmediği için 450 yıl önce Sivas’ın siyaset meydanında idam edilmişti.
 
Osmanlı’ya başkaldırdığı için idam edilen bir yol pirini anmak herkesin yapacağı birşey değildi. Böylesi bir anma etkinliğini ancak örgütlü olan ve bedel ödemeyi göze alabilen Aleviler yapabilirdi. Sivas’a giden canlar topluluğu, bu gerçekleri bilerek pir aşkına yollara düşüp ‘o kanlı Sivas’a gitti. Sivas’a giden yol aşıkları, alevilerin direnme damarını temsil eden Pir Sultan Abdal gibi zalimlerin karşısında dik durarak yol aşkına, pir aşkına semaha döndüler.
Onlar, hü gerçeklerin demine devranına diyerek cem olup semah dönerken, karanlığın cellatları ise aşkın ve hakikatin yol taliplerini katletmenin hazırlığını yapıyorlardı. Kerbela çölünde Şah Hüseyi’nin kuşatan zalim Yezid’in ordusu gibi kuşatmıştılar canları. . Şeriatçı – faşist çeteler, önce panelerin ve inançsal, kültürel etkinliklerin yapıldığı yerlere saldırdılar. 8 saat boyunca devam eden saldırlarını devletin koruycu kanatları altında adım adım tırmandırdılar.
 Devlet destekli bu saldırıların ardından canlar etkinlikleri yarıda keserek kaldıkları yerlere döndüler. Katliamcılar buralarıda kuşattılar. Önce, Pir Sultan Abdal’ın heykeli’ni parçalayıp yerlerde süreklediler. Ardından ise sayısı binleri bulan bir kitleyle birlikte devletin gözetimi altında Madımak Oteli’ni önüne geldiler. Otel‘de aydınlar, sanatçılar, semahcılar, yazarlar ve Koray, Menekşe Kaya kardeşler gibi çocuklarımız vardı. Çağımızın zalim yezitleri devlet babalarının gözetimi altında otel ateşe vererek 33 canımız diri diri yakarak katlettiler…
 
33 Canmızın aramızdan ayrılışının 26.yıl dönüm olmasına rağmen, katliamın yüreklerimizde açtığı o derin yara halen ilk günkü gibi taze ve kanmaya devam ediyor.
 
‘‘İki temmuz sıcağında
ben yanarım Sıvas yanar
Pir Sultan’ın ocağında
ben yanarım Sıvas yanar.
ya dost derim yana yana
şavkım vurur Xorasan’a
canım kurban Pir Sultan’a
ben yanarım Sıvas yanar.
ben Hallaç’a âşık oldum
Nesimi’ye beşik oldum
kör gözlere ışık oldum
ben yanarım Sıvas yanar.
musahip oldum ölüme
dostlar dil sürer külüme
dulda etmeyin yelime
ben yanarım Sıvas yanar.
Koçgiri’de girdim ize
kaşanlı’da döndüm köze
anlar beni Seyid Rıza
ben yanarım Sıvas yanar.
pirim Pir Sultan adında
erler cem tutar odunda
insanlığın hududunda
ben yanarım Sıvas yanar.
 
eski dostuz Musa ile
sohbetim var İsa ile
cenkteyim yarasa ile
ben yanarım Sıvas yanar.
 
bir yanım hayalde düşte
bir yanım alıcı kuşta
bir yanım ağlar Maraş’ta
ben yanarım Sıvas yanar.
 
Emekçi’den gelen çağrı
hicranımı kusar ağrı
giderim pirime doğru
ben yanarım Sivas yanar.‘‘
Ozan Emekç
 
Madımak Oteli katliamında kıblesi insan olan herkesin yüreği yangın yerine döndü. Kurtlar, kuşlar doğadaki börtü böcek selam durdu, ağladı ateşte semah dönenlere… Alevi toplumu, 33 canımızın katledilmesine kimliğin dışa vurmayı şaha kaldırarak ve Alevi örgütlenmesini yaygınlaştırarak cevap verdi. Katliamın ardından kendini açığa vuran örgütlü Alevi uyanışıyla birlikle, Aleviler tüm değerlerine kitlesel olarak sahip çıkmaya başladılar. Kuruduğu sanılan, dalları kırılıp, kökleri sökülmek istenen Alevilik; canların beyinlerinde ve yüreklerinde ulu bir çinar olarak yeniden çivgin vermey başladı.
 
Toplumsal hafızamızda sislene her şey örgütlü Alevi uyanışıyla birlikte, göksel bir berraklığa dönüşmeye başladı. 2 Temmuz diriliş şehitleri; bu bağlamda toplumsal demokratik Alevi hareketi’nin şah damarıdır!
 
Sonuç olarak söylersek:
33 yol talibinin anısına bağlı kalarak onların düşlerini gerçekleştirmek ikrarına bağlı olan her alevi için önemli bir yol görevidir!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir