Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

ALEVİ KIZILBAŞ İNANCINDA KAPI KUTSALLIĞI

ALEVİ KIZILBAŞ İNANCINDA KAPI KUTSALLIĞI

Bir anadan dünyaya gelen yolcu
Görünce dünyaya gönül verdin mi
Kimi böyü kimi böcek kimi kul
Merak edip hiçbirini sordun mu
(Bunlar neden nedenini sordun mu)

Bilindiği gibi alevi Kızılbaş öğretisinin bel kemiğini oluşturan’’ dört kapı kırk makam’’ ve onar basamak dan oluşur.Kapıların eşiğine basılmaz Cemevimize girmeden gülbank okunur eşiğine, pervazlarına niyaz edilerek “Hu aşk olsun erenler”diyerek girilir.
Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır ”Sözünde kamil insanın yani mürşid ilim şehri olarak görülmesi ve arif insanında bu kapının sembolik bekçisidir. Bilgiyi, gizil nesnelliği bilmek öğrenmek kamil insan olmak için bu şehrin tüm yapılarında çalışmak, üretmek, ürettiklerimizi paylaşmak için bir çok merdiven çıkılır kapı açılır.Tabi bunları yaparken rehberimiz her zaman yanımızdadır.
Talip yani talep eden canın isteyerek bu kapıya yönelmesi ilk durağının kapısını aralayabilmesi için ilk olarak kendinden rızalık alması gerekir. Bunu bir PİR’in huzurunda yaparak ilk basamağa adım atmış olur.

Kapı günümüzde bizleri gizleyen, örten, bağımsızlaştırıp, müstakil bir yaşamın ana mührüdür. O mühür ancak o kapıyı bilenler açar ve bunun şartları vardır. Kapı hem gizleyen hem de açandır.
Örneğin doğa daki kabuklu meyveleri düşünün fındık, fıstık ve ceviz dış yüzeyi bir kapıdır. Bu kapı açılmadan içindeki meyveyi görmek mümkün olamaz. Örneği bedenimizle de verebiliriz bedenimizde de bir çok kapı vardır. Ağzımız, burnumuz,kulağımız gibi…
Evrenin temel yasalarına göre büyük kainatta ne varsa küçük kainat dediğimiz insanda da aynısı mevcuttur. Bu bağlamda bir inanca gönül verip o yolun değerlerini öğrenmek için de o kapıyı aralamak gerekir. Bunun için de bu değerleri verebilecek kapı ve insanlara gitmek gerekir. Hakkın zerresini taşıyan ve Hakk kapısı dediğimiz ana rahminden bedenleşip dünyaya gelen insanın yeniden Hakk kapısı dediğimiz toprak ananın rahmi SİN’e dönene kadar kapılardan arınarak içsel yolculuğunu tamamlayıp geçmiştir. Kapıların giriş, geliş kavramları bu yüzden KAPI olarak sembolleştirilmiştir.

Vücut ölür ama uruhlar ölmez
Bunca mahlukat var hiçbiri gülmez
Cehennem azabı zordur çekilmez
Azap çeken hayvanları gördün mü

Dört kapı kırk makamda insan dört kapıdan giriş yapıp diğer kapıların basamaklarının bilgi deneyim nefsini olgunlaştırır, benliğini yok ederek en üst kapı olan sırrı hakikat kapısında bilinçsel bir sıçramayla son nokta basamak ile kendini HAKKİKAT da kaybeder. Orada bütünsel kaynak olan BİR ile birlenir.

İnsandan doğanlar insan olurlar
Hayvandan doğanlar hayvan olurlar
Hepisi de bu dünyaya gelirler
Ana Hak’tır sen bu sırra erdin mi

Dört kapı kırk makam da kapılardan geçenler en ham cahil bilinç düzeyinden başlayarak , insanın iç dünyasını eğitip onu bilinçli ve kolektif duyarlılığın en üst aşamasının bir parçası haline getirir. Var oluşun gerçekliğine özüne ulaştırmayı amaçlayan kapılar; kamil insana dönüştürücü, bilgilendirici ve aydınlatıcı, aşamaları verip arifliğini toplumun sorunlarına adayan, çözen bir toplumsal bilinç duyarlılığı yaratan yol önder ve mürşidlerini doğurur. Bu önder ve mürşidlerde alevi Kızılbaş komünal yapının mühendisliğini yaparlar. Dört kapıyı kırk makamı bilenler gelsin. Aşk ile canlar.

Garip Bülbül gibi feryat ederiz
Cehalet elinden küsm-ü kederiz
Hep yolcuyuz böyle gelir gideriz
Dünya senin vatanın mı yurdun mu(NEŞET ERTAŞ)

Sosyolog /İbrahim ERGİN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir