Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Yezit’e Yezit demeyip ne diyeceğiz?

– Gülfer Akkaya –

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı Turgut Öker yargılandığı mahkemede yurt dışına çıkma yasağı kararı ile cezalandırılmak istendi.

Bu karar hukuki değil, siyasi bir karardır. Bu kararla saray, Turgut Öker’in seyahat etme hakkını gasp ederek onu Türkiye’de kontrolü altında tutarak susturmayı hedefliyor.

Bu nedenle bu karar siyasidir.

Yurtdışına çıkış yasağı Öker için onursal başkanı olduğu örgütünden, yol arkadaşlarının bir kısmından ve yurt dışında yürüttüğü siyasi faaliyetlerinden uzaklaştırılmak, siyasi olarak etkisizleştirilmek anlamına geliyor.

AABK açısından ise siyasi bir tehdit olmasının yanı sıra başkanlar, yöneticiler düzeyinde müdahale edilebileceği, onlar için de benzer kararların verilebileceği mesajları taşıyor.

Tüm bunların yanı sıra bu karar Alevi toplumuna verilmek istenen bir gözdağı anlamı taşımakta. Konuşanı, direneni, yolundan dönmeyeni, satın alınamayacakları affetmem, tüm gücümle üzerinize gelirim deniyor böylece.

Denebilir ki, Turgut Öker yargılanıyor, bunun Alevilerle, Alevi kurumlarıyla ne alakası var?

Turgut Öker şahsi, özel bir mesele nedeniyle yargılanmıyor. Alevi toplumunu temsil ettiği görevi nedeniyle yaptıklarından, konuştuklarından, savunduğu fikirlerden dolay yargılanıyor. Yani Alevi toplumunun savunduğu fikirler nedeniyle yargılanıyor.

Anımsanacağı gibi Gezi, Aleviler açısından sahiplenilen, ülkenin her yerinde özellikle Alevilerin yaşadığı kent ve mahallelerde Alevilerin yoğun katılım gösterdiği, sözlerini ürettiği bir süreçti. Gezi sürecinde öldürülenlerin büyük kısmı Aleviydi. Hatta yandaş basın bunun üzerinden oynamaya çalıştıysa da başarılı olamamıştı.

Yavuz’a lanet!

Yine Osmanlı padişahı olan ve Alevi katliamları ile ün yapan Yavuz Selim’i bütün Aleviler lanetler, onu katliamcı olarak anarlar. Hiçbir Alevi yoktur ki Yavuz Selim ile ilgili olumlu düşünsün. Sadece Aleviler değil, sosyalistler, demokratlar, liberaller, hatta kimi Müslümanlar ve toplumun pek çok kesimi Yavuz Selim hakkında aynı fikirlere sahiptir. Çünkü onun Alevi katliamları yaptığını Osmanlı kayıtları söylemekte. Katliamı yapanlar bizzat itiraflar şeklinde bunları kayıt altına almışlar. “Defterini dürmek” deyiminin yapılacak Alevi katliamlarının planlama aşamasında Alevilere yönelik üretildiğini de biliyoruz. Ve birçok araştırmacının kitaplarında da bu bilgiler tekrar tekrar kullanıldı.

Dolayısıyla bunlar sadece bir kişinin uydurduğu, bir padişahı karalamak için ortaya attığı iddialar değil, kesin tarihi bilgiler. Bu yanıyla Yavuz Selim ile ilgi Turgut Öker’in söylediklerini bu ülkenin bilim insanları söylüyor. Bunlar iftira değil, tarihi gerçekler. Turgut Öker de herkes gibi bu bilgiye bilim insanları, araştırmacılar sayesinde ulaşmış biri. Bu tarihsel gerçekler nedeniyledir ki sadece Aleviler değil, toplumun önemli kesimi Yavuz Selim’in zalimliğini kabul etmekte ve kentinde onun adıyla anılan herhangi bir yer istememektedir.

Bugün dahi üçüncü köprüye Yavuz Selim adı verilsin mi? diye oylama yapılsa İstanbulluların çoğu hayır diyecektir. N’apacaksınız, hayır diyen İstanbullulara da seyahat yasağı mı koyacaksınız?

Benzer durum Yezit için de geçerli. Öyle bir kişi ki, onun adını küfür olarak kullanmayan yok. Yerli filmlerden, romanlara, politikacılardan Alevilere, Müslümanlara dek herkes Yezit adını Kerbela katliamı dolayısıyla iyi olarak anmıyor. Bu da tarihi başka bir gerçeklik.

Kısaca Yavuz Selim ve Yezit’e dair Öker’in söylediklerinin hepsini Aleviler de söylüyor, Alevilerin tamamı bu kişilere karşı. Aleviler gibi toplumun önemi kesimleri de aynı fikirde. Bu yüzden şahsen Öker’in yargılandığı bu dava aslında Alevilerin yargılandığı bir dava. Susturulmak, direnci kırılmak, itaat ettirilmek istenen bir tek kişi değil, onun şahsında Alevilerin tamamı.

Aleviler yekvücut olmalı

Toplumun muhalif kesimlerinin tamamına, çok çeşitli alanlardan baskılar yapan AKP, Alevilere yönelik baskılarını da her geçen gün arttırıyor. Ya cemevleri üzerinden, ya dedeler üzerinden, ya Alevi köyleri ya da Alevi yöneticiler üzerinden Alevileri sindirmeyi amaçlıyor.

Buna karşı Alevilerin yekvücut olarak bu saldırılara cevap vermesi gerekiyor. Ancak yan yana gelinerek zorlukların aşılabileceği günlerden geçiyoruz ve bunu yapacak güce sahip Alevi toplumu.

Kısaca Turgut Öker’in yargılanmaya çalışıldığı bu davada Aleviler, yargılananın Öker değil, kendilerinin olduğunun farkında olmalılar.

Aksi durumda böyle hukuktan uzak, keyfi ve siyasi kararlarla cezalandırılmalar durdurulmazsa Alevilerin sözcüleri, temsilcileri, yöneticileri konuşamaz hale getirilir. Söyledikleri her söz, yaptıkları her iş nedeniyle cezalandırılarak hem kişi olarak hem toplum olarak Alevilerin dili, eli, kolu bağlanmış olur.

Bu dava nasıl sonuçlanır, bilemiyorum. Ama her nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın Öker’le ilgili verilen bu seyahat kısıtlaması kararını Aleviler kabul edemezler.

Bunun için, hangi kıta ya da ülkede olduğunun önemi yok, bu karara karşı tüm Alevlerin “Yavuz Selim Alevi katliamcısıdır demek suçsa, biz bu suçu yıllardır işliyoruz. Yezit’e Yezit demek suçsa biz bu suçu da yıllardır işliyoruz. İşlemeye devam edeceğiz” diyerek sesimizi birleştirerek yükseltmeliyiz.

Böyle bir metinle/tutumla gündem oluşturarak mahkemeden bu siyasi kararını geri almasını, Turgut Öker’in elinden alınan seyahat hakkının acilen verilmesini talep etmeli ve bunu kazanmalıyız.

Ayrıca Yezit’e Yezit demeyip ne diyeceğiz? Çiçek mi?

24 Ekim 2019

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir