Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Geçmişte Alevilerin ve Ermenilerin kardeşce birlikte yaşadığı ‘Haçköy’ Asimilasyona direniyor.

Erzincan’a bağlı Tercan kazasının Erzurum’un Çat ilçesi ile sınır olan son köyü. Haçköy, Tercan’a 60 kilometre uzaklıkta olan en büyük köyüdür. Yıkılhan, Kilise, Hüseyin Ağa ve Arakel komlarının bağlı olduğu Haçköy’de her Alevi aşiretinden insanları bulmak mümkün. Hüseyin Ağa komu dedemin yaşadığı ve adının verildiği daha sonraki süreçte dayımın ve çocuklarının yaşadığı bir komdur. Aslında Haçköy, Ermenilere ait olan ve 1914 yılına kadar da Alevilerin ve Ermenilerin bir arada hiçbir sorun olmadan yaşadığı, mezarlarının bile ortak olduğu bir köymüş. Öyleki bugün Haçköy merkezinde Ermenilere ait taşların olduğu, mezar taşlarının hala korunduğu görülür. Erzurum Atatürk Üniversitesi bağlı Erzincan Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Nurcan Yavuz’un yapmış olduğı Erzincan ve Çevresi Ermeniler adlı araştırması sonucunda yazmış olduğu makale çok önemlidir. Yavuz; Erzincan ve çevresinde 41 köy ve bu köylerde 12.600 Ermenin yaşadığı ve hiçbir sorun olmadan yaşadıklarını yazar. Yaptığı araştırmada Alevilerin ve Ermenilerin Haçköy’de mezarlarının bile ortak olduğu yaşadıkları Tehcir olayına kadar hiçbir sorun olmadan bir arada yaşadıklarını ve o dönem de 14 kilisenin bulunduğunu yazar. Hatta dağın tepesinde bulunan Meryem Ana yatırı Aleviler tarafından kutsal olarak bilinerek ziyaret edilir çerağlar yakılır, adaklarda bulunup dular yapılır.

12 Eylül 1980 Askeri Faşist darbesi sonrası Doğu ve Güneydoğu Anadoluda köy isimlerinin değiştirilmesi gibi Haçköyün adıda Başbudak Köyü olarak değiştirilmiştir. Haçköy Tercan’ın en büyük köyü olarak kalabalık hane ve nüfusa sahip olur. 1955  nüfus sayımında 1041 kişi olan nüfus, 1965’de 1191 kişi, 1980’de 1253 kişi, 1985’de 1107 kişi, 1990’da 942 kişi, 2000’de 736 kişiye, 2002’de 200 kişiye düşer. 1980 yılında 203 haneden oluşan Haçköy 2009 sonrası sadece 96 hane kalır. Haçköy büyük göçler verir nüfus yarı oranında azalır. Özellikle 1970 ile 1980 arası yoğun nüfusa sahip olan Haçköy bu tarihten sonra çeşitli sebeplerle göç verir. 1915 Tehcir uygulamasıyla Ermenisiz kalan Haçköy 1980 sonrası büyük göç verir. Bugün İstanbul, İzmir, Erzurum, Ankara, Bursa, Konya ve Tekirdağ Çerkezköy’de yaşamlarına devam ederler Haçköy’lüler. Haçköy’ün yarısı kadar bir köyde Çerkezköyde kurulmuştur. Göç eden yaşlıların bir çoğu senenin belirli aylarında köye gelip eşi dostu, yaşadığı yerleri özlemle ziyaret ederlerken onların çocukları büyük şehirlerde yaşamaya devam ederler. Avrupa’nın birçok şehirinde Haçköy’lülere rastlamak mümkün. Avrupa’da, Erzincan dışında bu kadarHaçköylü yaşamasına ragmen bozuk yolları, taştan yapılan evleri, zor yaşam koşullarıyla hayatta kalmaya çalışırlar yatırım yapılmamış köyde yaşayanlar. Haçköy’de eğitim konusuda başlı başına sorundur. İlkokul 1950 yılında öğretime başlamış üç dersliği üçte lojman bulunur. Ögrenci sayısı 1980 sonrası hızla düşmeye başlar; 1986 yılında 202 ögrenci, 1990’da 185 ögrenci, 1995’de 176 ögrenci, 1998’de 137 ögrenci sayısına düşer. Zorunlu eğitimin 8 yıla çıkartılmasıyla ortaokula kavuşur ve ögretmen sayısı 8-10 arasında değişir.

Alevi köyü olduğundan dolayı devlet olanakları götürülmez.

Altyapısı olmayan, yolların toprak ve bozuk olduğu Haçköy’de sağlık hizmetleri neredeyse yok denecek kadardır. Köyde sağlık ocağı olmasına rağmen kurulduğundan bu zamana kadar ne ebe ne de hemşire gelmemiştir köye ve sağlık ocağı öğretmenler tarafından lojman olarak kullanılır. Çevresinde yaşayan Sünni ve sağ partilere, AKP’ye oy veren köylerin alt yapıları, yolları, çeşmeleri, oturdukları evler devlet tarafından yaptırılır ya da her türlü yardımlar yapılırken, belediyeye ait iş makineleri aylarca Sünni köylerde kalıp çalışmalar yaparken aynı olanaklar Alevi köylerine verilmez. Hatta iş makinelerinin mazot parası, yapılmak istenen çeşmelerin masrafları Alevi köylerinden istenir. İşte bu kadar zor şartlarda ayakta kalmaya çalışırlar Haçköy’lüler.Haçköy’da rakım yüksek olduğundan kışların uzun sürmesi aşırı don tarımı olumsuzetkiler ve ekilen ve biçilen tarla sayısı sınırlıdır. Koyun, inek ve sığırdan oluşan hayvancılık tek geçim kaynağıdır ya da köyün gençleri yazın büyük şehirlerde, yurt dışında çalışıp geçimlerini sağlamaya çalışırlar. Haçköylüler hayvancılıkla uğraştıklarından yayla geleneği olan sınırlı birkaç köyden birisidir. Her yıl üçaylığına Erzurum Çay sınırları içerisinde kalan Dumanlı dağın eteklerindeki çıngıllı yaylasına çıkarlar.

Haçköydeki aşiretler Dersimden gelirler.

En kalabalık köy olduğundan her Alevi aşiretinden insanlar bulunur. Şeholar, Şadanlılar, Kemkanlar, Abdalanlar, Lolanlar, Karsonlar, Kılavsuzlar, Kaboranlar, Budkanlılar ve ocaklı ailelerden ise Baba Mansurlular sıralanır. Haçköydeki Aleviler iç Dersimden gelmedirler. Birkaç örnek verecek olursak; Köyün en kalabalık aşireti olan Şeholar aşireti Dersimin Pulanlı köyünden kalkıp Urfa Siverek, Bingöl Melkan köyü, Erzurum Çat ilçesinin Gölüstü mezrasında farklı zamanlarda tutunmaya çalışıp son olarak da Haçköye gelip yerleşirler. Benim kivram da olan Fazlı Altınova köyde uzun yıllar muhtarlıkta yapan sevilen saygı gören bir şahsiyetti. Aynı durum diğer aşiretlerde de görülür. Ocaklı ailelerden Baba Mansuranlar da iç Dersimin Baan kasabasının Çelekas bölgesinden geldiklerini söylerler. Zaten köyün ileri gelenlerinin söylediği Haçköyün Ermeni köyü olduğunu, atalarının buralara gelip Ermeni zengin beyinin iki kızından birisine ait olan bu köyde toprak satın alarak yerleştiklerini ve 1915 yılına kadar da hiçbir sorun olmadan yaşadıklarını anlatırlar.

Cemevi sorunu çözülüyor.

Köyde yaşayan ve köy dışına göç etmiş Haçköylülerin söylediği en önemli konu ise köyde cemevinin olmaması, cenazelerinin kaldırılacağı muhabbetlerini yapıp, erkanlarını yürütecekleri cemevlerinin olmamasının en büyük sorun olduğunu dile getirirler. Bu sorunla yıllardır yaşayan Haçköylüler bu sorunu çözmek için adım atarlar ve iki yıl önce cemevi için girişimlerde bulunurlar. Benim büyük oğlumun kivrası olan hakka uğurladığımız Hakkı Gültekin kivram cemevi arsasını satın alarak köye bağışlar, işadamı Erdal Güzelgün cemevinin tüm tuğlasını satın alarak bağışlar, Haçköylü olup Almanya’da yaşayan işadamları da yardımlarda bulunarak üç katlı binanın kaba inşaatını bitirirler. Bugün tam bitmemiş yapısıyla cenaze erkanlarının ve önemli hizmetlerin toz toprak içerisinde yürütülmeye çalışıldığı cemevini bitirmek için herkesin ele ele vermesi gerekir. Tercanın en büyük köyü olmasına sadece Alevi olduklarından dolayı hiçbir hizmetin götürülmediği bilinçli olarak üvey evlat muamelesi görüldüğü bir ortamda Haçköylülerin atmış oldukları bu adım alkışlanacak asimilasyon çalışmalarına dur diyecek bir girişimdir.

Cemevine destek gecesi Köln‘de gerçekleştirildi.

Köylülerimin zor şartlar altında yapmaya çalıştıkları cemevinin maddi sıkıntılardan dolayı bitirilememesi üzerine Almanya‘da yaşayan köylülerimden Erdal Güzelgün ve Kazım Gültekin‘in katkılarıyla Köln‘de bir yardım gecesi düzenleme kararını aldık. Konfederasyonumuzun Genel Başkanı sayın Hüseyin Mat gecemizi destekleyerek ve gecemize katılarak bir konuşma yaptı. Köln AKM Başkanı sayın Ali Eren, yönetim kurulu ve üyelerimiz geceyi destekleme, maddi katkı sunma, organize, bilet satımı gibi konularda büyük destek vererek gecenin ev sahipliğini yaptılar. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Yol ve Erkan İnanç kurulu başkanı Cafer Kaplan dedemiz de gecemize katılarak konuşma yaparak desteğini esirgemedi. Başta Köln AKM bağlama hocası Mustafa Bozoğlan ve gençlik grubu, herkesin sevdiği bu gibi projelere karşı duyarlılık gösteren Grup Kalan, sevgili Ali Asker Arduç, Alev Coşkun, konser için Almanya‘da bulunan sevgili Saniye ve Sinan’ da hiçbir maddi talepleri olmadan dayanışma amacıyla gecemize katılarak destek verdiler. Özgün salonunişletmecisi sevgili Ruhi Alımcı, sponsorlarımız dayanışma gecemize büyük katkılar sundular. Pazar günü olmasına rağmen Köln‘ de yaşayan canlarımız, dostlarımız veNRW bölgemizdeki bir çok dernek başkanımız, üyeleriyle, beraber katılarak dayanışma gecemize desteklerini esirgemediler. Verilen bu desteklerle umduğumuzdan daha yüksek bir maddi katkıyı sağlayarak cemevi kontosuna havale ettik.

Avrupa Alevi örgütlenmesi bu gibi konularda 30 senedir elinden gelen maddi ve manevi katkıyı sunmaktadır. Sivas, Gazi katliamları sonrası açılan bağış kampanyasıyla önemli bir bağışı şehitlerimizin aileleriyle dayanışma, yaralıların tedavisi, mahkeme masrafları, anıt mezarlar yaptırarak gösterdi. Gölcük depremi sonrası kurduğu çadır kentte bir sene boyunca 100 ailenin bakımını, İmece Tıp Merkezi ile de yaralarını sarmayı başardı. Aynı katkıyı Dersim için iki sefer gerçekleştirdi. Maddi olanaklarını yanı sıra Tırlar dolusu giyecek ve yiyecek malzemelerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırarak yaralarına merhem oldu. Hele bir de asimilasyona karşı duruş sergileyerek cemevi açmak için yapılan her türlü çabayı fazlasıyla yerine getirdi. Sivas Ali Baba mahallesinde yapımına başlanılan cemevi için 250 bin Euro‘nun üstünde bir maddi katkıyı, Erzincan cemevinin temelden bitirilmesine kadar geçen bir yıllık sürede yine büyük oranda maddi katkıyı sağlamayı başardı. Bu yazdığım örnekler Avrupa Alevi örgütlenmesinin yaptığı yüzlerce maddi katkıdan sadece bir kaç örnek. Aynı duyarlılığı eski adı Haçköy yeni adı Başbudak olan köyümde yapılan cemevi için de hiç düşünmeden göstermesini bildi Almanya örgütlenmesi. İyi ki 30 sene önce bu örgütlenmeyi kurarak dünyanın en büyük Alevi örgütlenmesiniyaratmışız. Bir Başbudak köylüsü olarak, dayanışma gecesinin organizesinin içerisinde olan birisi olarak verdiğiniz tüm katkılardan dolayı köylülerim ve Başbudak köyü cemevi yaptırma ve yaşatma derneği adına sonsuz teşekkürler ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir