Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Alevilik kendine özgü bir inanç, cemevleri de ibadethanemizdir – 3 –

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan ve il müftülüklerine dağıtılıp daha sonra geri toplanan Alevilik raporunda cemevleri ele alınıyor, bakın nasıl;

Ateizim (tanrı tanımazlık) cereyanı ülkemizde de muhataplar bulmuştur. Bazı ateist grupların, Alevliği kendi ideolojileri doğrultusunda kullanmak istedikleri  de görülmektedir.

Yapılışları ve kuruluşları sırasında Müslüman Türklere ait kültürel bir merkez olduğu belirtilen, genellikle de devlet yardımları ile yapılan cemevi binalarının, bir dinin mabedi imiş gibi, törenlerin yapıldığı bir mabet işlevi kazandığı ve devletin askeri ve polisi ile çatışarak ölen bir takım kimselerin cenazelerinin de bu merkezde yapılan merasimlerle kaldırıldığı gözlemlenmektedir.

Horasan Ereni, Alevi-Bektaşi büyüğü olarak bilinen türbe ve tekkelerin yanı başında bulunan camilerle, Anadolu’daki binlerce Alevi köyündeki camiler Alevilerin dini durumları hakkında ret ve inkar edilemez en önemli belgelerdir. Bunlar da gösteriyor ki, ülkemizde Alevi-Sünni herkesin ortak mabedi camidir.

Yeni mabed arayışları, Aleviler dışındaki tesirlenen eserleri olarak kaydedilmektedir.

Bazı Ateist grupların, Aleviliği kendi ideolojileri doğrultusunda kullanmak istedikleri ve bu maksatları için cemevlerini de alet olarak gördükleri gözlenmektedir.

Aşağıda yine gizli DİB belgelesine yer veriyoruz. DİB’in Emniyet Genel Müdürlüğünün istediği ve DİB’nın cemevleri hakkında’ konulu resmi yazısı:

Cami ve mescitlere alternatif olarak bir takım adlarla dini ibadet mahalleri ihdası, İslam Dini’ne ve tarihi vakıaya uygun değildir. Zira İslam tarihinde cami ve mescit vardır, cemevi binası yoktur.

Yüzde doksan dokuzu müslüman olan milletimizin cami ve mescitler dışında  bir ibadethanesi mevcut olmamıştır. Kendilerini Alevi-Bektaşi olarak tarif eden vatandaşlarımız da namaz ibadetlerini cami ve mescitlerde eda etmektedirler.

Ayrıca İçişleri Bakanlığı cemevlerinin durumu konusunu Diyanet İşleri Başkanlığı’na sorarak oradan aldığı fetva doğrultusunda cemevleri kurmayı amaçlayan dernekler hakkında soruşturma açtırıyor.

Diyanet ‘Kendilerini Alevi ve Bektaşi olarak tarif eden vatandaşlarımızın da namaz ibadetlerini cami ve mescitlerde eda etmelidirler. İslam tarihinde cami ve mescit vardır, cemevi yoktur sözleriyle  görüşünü gerekçelendiriyor ve tüzüklerinde söz konusu ifadeleri bulunduran derneklerin o halleriyle faaliyete bulunamayacaklarını, haklarında işlem yapılması (kapatılmasını) gerektiğini İçişleri Bakanlığı’na rapor ediyor.

 Bakanlık Genelgesi ile kurulan dernekler kapattılır.

İçişleri Bakanlığı Alevi derneklerin kurulmasıyla birlikte valiliklere tüzüklerinde ‘Aleviliği çağrıştıracak’ kavramlar bulunan dernekler hakkında derhal işlem yapılması talimatını verir.

İçişleri Bakanlığı 1993 tarihinde Ankara Valiliği’ne gönderdiği genelge ile ‘tüzüklerinde cemevi yaptırmak, cem düzenlemek gibi hükümler bulunan derneklerin 2908 sayılı yasanın kurulması yasak dernekleri düzenleyen 5. maddesinde yer alan din ve mezhep esasına dayalı olarak dernek kurulamaz olduğu gerekçesiyle, kapatılmaları için haklarında işlem yapılmasını bildirmişti.

Mülki amirler İçişleri Bakanlığı’nın bu yasakçı genelgesi doğrultusunda bir çok dernek hakkında soruşturma başlatmış, savcılıklara suç duyurunda bulunmuşlardır:

Sözgelimi; Anadolu Erenleri Kültür Derneği- Anadolu ve Trakya Alevileri Eğitim ve Kültür Derneği- Sarıgazi Hacı Bektaş-ı Veli Kültür ve Yardımlaşma Derneği – Erzincan ili Kemah ilçesi Esimli Köyü Cem Kültürünü Tanıtma ve Yaşatma Derneği- Yunus Emre Kültür ve Dayanışma Derneği – Tuzla Cemevi ve Sosyal Tesisleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği – Gönen İlçesi Cem ve Kültür Evi yaptırma Yaşatma Derneği – Zile Yaykent Köyü Cemevi Yaptırma ve Yaşatma Derneği – Emirdağ Cemevi Kültür Sanat ve Folklor Derneği – Ankara Cem Kültür Evleri Yaptırma Derneği bunlardan bir kaçı.

Mahkemeler cemevlerinin yasak olduğuna karar verirken Yargıtay Cemevleri yasak olamaz kararını verir.

Cemevi kurmayı amaçlayan dernekler hakkında açılan davaların seyri farklılık göstermekle birlikte en son Yargıtay tarafından verilen bir karar cemevlerinin kuruluşunun yasak olamayacağına işaret ediyor.

İçişleri Bakanlığı’nın yasakçı tutumunun bir sonucu olarak ‘Emirdağ Cemevi Kültür Sanat ve Folklor Derneği’ adında ve tüzüğünde ‘Cem, cemevi’ bulunduğu gerekçesiyle Emirdağ Asliye Hukuk Mahkemesinin verdiği karar üzerine kapatılarak kapısına kilit vurulur. Bu mahkeme kararına yapılan itiraz üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 10 Ekim 2001 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan tarihi kararıyla:’Ülkemizin nüfusunun önemli bir bölümünü Alevilerin oluşturduğu cem sözünün Alevilerin yaptığı mutad toplantıları ifade ettiği, cemevi kurmak amacıyla kurulan derneğin kapatılamayacağına karar verir.

Bir olumlu kararı da Ankara Cem Kültür Evleri Yaptırma Derneği’nin Ankara Valiliği’ne karşı açtığı davada da Ankara İdare Mahkemesi yerinde ve hukuka uygun kararla Ankara Valiliği’nin cem ve cemevleri’ni yasaklayan işlemini iptal eder.

 Görüldüğü gibi Osmanlı’da Şeyhülislamların verdiği fetvalarla dergahları kapatılan, katline ferman verilen Alevilere ilişkin  devletin bakışı aradan geçen yüzyıla rağmen değişmez  dün dergahları yasaklayan zihniyet bugün de Diyanetten aldığı fetvalar sonucunda cemevlerini yasaklar.

Siyasiler Cemevlerine nasıl Bakıyor

Osmanlı’da katledilen, katline fermanlar verilen Aleviler, Cumhuriyet döneminde de aynı katliamlara, baskılara maruz bırakılarak, inanç merkezleri tanınmayarak 1925 yılında çıkartılan Tekke ve Zaviyeler Yasası ile dergahlarının kapısına kilit vurulup dergahlar Nakşibendi tarikatının yönetimine bıraktırılıp, dergahların bahçesine hemen bir cami yaptırarak amaçlarının ne olduğunu açığa vurmuştur mevcut iktidarlar. Cemevlerine yasal statü vermeyen devlet Alevi köylerine cami yapılmasına hız vererek amacının Alevileri asimile ederek camilere sokmak olduğunu ispatlamıştır. Yukarıda DİB, siyasilerin niçin kendilerini parçalayarak cemevlerini tanımadıklarını, açıklamalarından örneklerde de anlaşılacağı gibi her türlü baskı ve katliamlara rağmen biat etmemiş, özünden vazgeçmemiş Alevilerin örgütlenmesinin getirdiği korkunun dışa vurumunu sergilemektedirler. Dün katlederek yok etmeye çalıştıkları Alevileri yok edemeyince yüz yıllardır uyguladıkları asimile etme, Aleviliğin içini boşaltarak kendi Sünni anlayışı içerisinde Alevilik yaratmak için toplumu camilerden içeri sokmak politikalarına hız vermişlerdir. Zorunlu Din Dersleri uygulamasıyla çocuklarımızı, Alevi köylerine zorla cami yaparak toplumu camilerden içeri sokarak İslamlaştırmanın çabası içerisindedirler. Bunlara bir kaç örnek verecek olursak;

“Aydınlık Türkiye İçin Bir Dakika Karanlık” eylemleri için “Mum söndü oynuyorlar”.

Adalet Bakanı Şevket Kazan – 1997: 

Ülke nüfusunun % 90’ı Sünni iken Suriye’yi bir nevi sapık Alevi anlayışı içinde olan ve kendilerini Nusayri denilen % 10’luk azınlık yönetiyor.

Recai Kutan (Fazilet Partisi Genel Başkanı – 1998) :

‘Cemevi, Cümbüş evi, ne izni!’ İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan. Karacaahmet’de Cemevi açmak izni isteyen Alevilere hitaben.

Aynı Erdoğan Karacaahmet dergahının duvarını dozerlerle yıktırarak Aleviliğe bakışını gün ışığına çıkartmıştır.

‘Alevi, Hz. Ali’ye tabi olanlar demek ve ben kendim Hz. Ali S.A. gibi yaşamaya gayret ediyorum. O zaman ben onlardan daha Aleviyim.

Recep Tayyip Erdoğan – AKP Genel Başkanı

2 Eylül 2003 tarihinde Başbakan olan Tayyip Erdoğan, Berlin Türkevinde  ‘Türk Örgütleriyle’ bir toplantı yapıyor AABF Genel Sekreteri Hasan Öğütçü’nün  kendisine sorduğu cemevleri ile ilgili soruya ‘Alevilik bir dinmidir, mezhep midir? Müslümanların ibadet yeri Cami’dir. Cemevi ile cami birbirine karıştırılmasın. Cemevi caminin karşıtı olarak gösteriliyor, bu yanlıştır. Cemevi bir kültür merkezidir, burada kültürel faaliyetler yapılır. Buna bir ideoloji yaratılmaya çalışılıyor.

Cemevlerinin yasal statüye kavuşmaması konusunda Alevilerin oy deposu olan CHP’de geri durmuyor. 2002 yılı Nisan ayında Ecevit’in başkanlığında toplanan bakanlar kurulu ibadethanelerin kullandığı elektrik ve sudan para alınmamasını kararlaştırır. Ecevit hükümetinin Bakanlar kurulu ibadethane olarak Cami, Mescit, Kilise, Havra, Sinagog’u gösterir ama ne hikmetse Alevilerin ibadet merkezi olan cemevleri bu listeye giremiyor.

Cumhuriyetin temel ilkelerinden Laiklik ilkesi, yurttaşların eşitliği ilkesi, inanç özgürlüğü ilkesi göz göre göre çiğneniyor.

Devletin resmi görüşü, iktidar da olan AKP hükümetinin tavrı TBMM’de yapılan görüşmeler de  açıkça ortaya çıkmaktadır. Devletin resmi görüşüne göre ‘Cemevlerinin inanç merkezleri olarak değerlendirilmesi imkansızdır. Alevilik Müslümanlık olduğuna göre Alevilerin de ibadet yerleri camidir. Bu görüşlerin hepsi meclis görüşmelerinde tutanaklara geçirilmiş tarihe utanç belgesi, kara leke olarak geçmiştir. Bugün Türkiye’yi şeriatçı bir yapıya çeviren, eğitimi, sağlık sistemlerini cemaatlerin örgütlendiği alanlar yapan, cemevlerini cümbüş evi olarak görerek burada ibadetlerini yapan Alevileri yok sayan bir zihniyetten cemevlerinin, Aleviliğin yasal olarak tanınmasını beklemek hayal olur.

Onlar ancak seçim zamanlarında Alevilerin oylarını almak, şirin görünmek için içimizden çıkan yol yezitlerini kendi partilerinden milletvekili yapıp posasını çıkarttıktan sonra kenara atmayı, cemevlerine göstermelik iyileştirme yapacaklarının sözünü vermeyi seçim bittikten sonra aynı inkar politikalarına devam etmeyi çok iyi bilirler. Avrupa’da kendilerini demokrat olarak lanse eden AKP iktidarı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin cemevlerini tanıyan kararlarına uygulamayarak gerçek yüzünü her dönem göstermiştir.

Alevilerin talepleri ne olmalıdır?

Herkes çok iyi bilir ki bir toplum kendini nasıl tanımlıyorsa nereyi ibadethane olarak görüyorsa devletin bu anlayışa saygı göstermesi, din işlerini devletin resmi politikası haline getirmemesi gerekirken, iktidar da olan AKP eliyle Siyasi İslam devletin tüm katmanlarına sızmayı, kendi kadrolarını yerleştirerek devleti İslamcı bir yapıya getirmeyi başarmıştır. Artık öyle pervasızlaşmış ki mahkemeler Aleviler ile ilgili kararlar öncesinde DİB’dan fetva alır hale gelmişlerdir. Devletin bu anlayışı belli iken burada Alevilerin tavrı istemleri önemlidir.

Alevi örgütlenmeleri aralarındaki sorunlara rağmen cemevlerinin Alevilerin ibadet merkezi konusunda hem fikirdir. Anayasal ilkeler çerçevesinde devletin Alevilerin din ve inançları konusunda karar verme yetkisi söz konusu olamaz. Aleviler kendi inançlarının niteliğini kendileri özgürce saptayacaklardır.  İbadethanelerinin neresi olduğuna kendileri karar vareceklerdir. Aleviler cemevleri bizim ibadethanemiz diyorsa devletin bunu kabul edip yasal statü kazandırmaktan başka seçeneği düşünülemez.

Bu çerçevede devletin yasa önünde eşitlik, din ve inanç özgürlüğü evrensel ilkeleri ışığında hareket ederek Alevilere yönelik ayrımcı ve hukuksuz uygulamaları ortadan kaldırmak için bir an önce düzenleme yapmak yoluna gitmesi toplumsal barış adına Aleviler tarafından beklenen bir davranış olacaktır.

Alevilerin bu beklentilerine rağmen siyasal iktidarlar tarafından cemevleri ibadethane kapsamına alınmaz ise bu durumda hukuksal yollardan hak arama görevi Alevilere düşecektir.

Bu sorunu kökünden çözmek için büyük hukuksal adımlar atmak, Alevilerin hayati, yaşam kaynağı haklarının alınması konusunda ayrılıklarımız, yöneticilerin kişisel egoları, siyasi ihtirasları, ayrılıkları öne çıkartan davranışları, söylemleri bir kenara bırakılarak ortak istemler ve faydalar etrafında kenetlenmek, taleplerin savunucusu olmak zorundayız. Bizler kendi taleplerimizle örgütlerimize sahip çıkarak Alevilik ve Alevilerin temel talepleri doğrultusunda  mücadele etmez isek devletin böl, parçala politikalarına daha çok yem olarak, yok oluruz.

Bu konu yaşamsal ve hayati konulardır, devlet aramızdaki sorunları kaşıyarak, nifak tohumları ekerek, aramızdan çıkarttığı üç kuruşa özünü satan insanları satın alarak bizleri bölmeye parçalamaya yemin etmiş ve bizleri camilerden içeri sokmak için yüz yıllardır çalışmalar yürütmektedir. Eğer bizler kendi özümüzü dara çekmez, aramızda sorunları gidermez, Alevi değerlerini cemevlerimizde yaşanır hale getirmez isek yarın savunacağımız, sahip çıkacağımız Alevi değerlerini de bulamayız.

Son olarak Alevilerin kırmızı çizgisi cemevlerinin ibadet merkezi olduğu, camilerin hiç bir dönem Alevilerin ibadet merkezi olmadığıdır. Alevilik kendine özgün bir inançtır ve bu değerleri ile sahip çıkılıp yaşatılması gerekir.

Aşk ile…

metin.kacmaz@alevi.com

 

Yararlanılan kaynaklar:

Ali Yıldırım: Cemevleri: Alevilerin İnanç ve kültür merkezleri – Yol dergisi sayı 25

Metin Kacmaz : Almanya Alevi Örgütlenmesi Tarihi 1989-2019  – Sayfa 55-62

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir