Sayın Kılıçdaroğlu Helalleşme Yolculuğuna Dersim’den Başlamalı
FDG, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ” helalleşme” söylemine ilişkin yazlı bir açıklama yaptı. “Sayın Kılıçdaroğlu Helalleşme Yolculuğuna Dersim’den Başlamalı” başlığıyla yaplan Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG) açıklamasında, şu kullanıldı:
“Geçtiğimiz günlerde, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı hemşerimiz Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu ülkede iktidarlar hep değişti, ama ülkenin makûs tarihi hiç değişmedi. Farklı topluluklar, ağır yaralar taşıyor. Benim partimin de geçmişte açtığı derin yaralar var. Bu yaraların kapanması için bir helalleşme yolculuğuna çıkıyorum.” açıklamasında bulundu ve birçok helalleşmeleri sayarak içini doldurmaya çalıştı. Ülkede sevgi egemen kılınmalıdır, söyleminde bulundu. Bu adımı toplumsal uzlaşma ve coğrafyanın iç barışı açısından çok önemsiyoruz.
Sayın Kılıçdaroğlu Helalleşme Yolculuğuna Dersim’den Başlamalı!
Sayın Kılıçdaroğlu daha 38 yaşında iken, Seyit Rıza’nın idam sahnesini ve asılmadan önce söylediği “Ayıptır, zulümdür, cinayettir” sözlerini, infazın tanığı olan İhsan Sabri Çağlayangil’den bizzat dinlemiş ve kayıt altına almıştır. Çağlayangil, Dersimliler ile operasyon öncesi yapılan müzakerelerden sonuç alınamayınca ordunun zehirli gaz kullandığını anlatıyor ve şöyle diyordu: “Kanlı bir harekât oldu. Dersim Kürtlerini yediden yetmişe kestiler. Mağaralarda fare gibi zehirlediler. Dersim davası böyle bitti.”
1937-38 yıllarında Dersim aşiretleri devlete karşı herhangi bir isyana girişmedi. Kemalist hükümet yıllar önce Dersim kırımına karar vermişti. Dersim toplumu etnik-kültürel kimliği ve inancı nedeni ile bu kırıma uğramıştır. Devlet öncelikle düşman bir Dersim ve Dersimli konsepti oluşturdu. Dersim toplumunu yabancı bir nesne, bir çıban başı olarak tanımladı. Sonra Türk Hükümeti somut hazırlıklara girişip, başladı. 25 Aralık 1935 tarihinde, 2884 sayılı “Tunceli Vilayeti’nin İdaresi Hakkında Kanun”u çıkardı. Akabinde 4 Mayıs 1937 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla Tunceli Tenkil Harekâtı’nı başlatmıştır. 16 Eylül 1938’de son bulan bu saldırıda Dersim’de binlerce silahsız, savunmasız sivil öldürüldü. Keza binlerce insan sürgün edildi. Aileler parçalanarak aile fertleri ayrı ayrı yerlere gönderildiler. Binlerce çocuk yetim yurtlarına yerleştirildi veya Türk ailelerine evlatlık olarak verildi. Binlerce çocuğun akıbeti hâlâ bilinmemektedir.
Bu bağlamda Hakikat, Yüzleşme ve Adalet için Cumhuriyet Türkiye’sinin en büyük Soykırımı olan “DERSİM 38 TERTELE”sinde hayatlarını kaybeden savunmasız çocuk, genç, kadın ve yaşlıların da helalleşmede mutlaka yeri olmalıdır.
Helalleşmenin içerik ve uygulamaları söyle olmalıdır:
* Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti inkâr politikasından vazgeçerek başta 1937-38 Dersim Soykırımı, 1915 Ermeni Soykırımı olmak üzere Türk ve Şafi/Süni Müslüman olmayan topluluklara karşı uygulanan katliamlarla yüzleşmelidir. Dersim meselesi tartışmalarında şahit olduğumuz gibi, bu tarihsel haksızlıkları rakiplerine karşı yalnızca politik polemik malzemesi olarak suistimale açmamalıdır. Çağımız tarihle yüzleşme ve özür dileme çağıdır. Tarihleriyle yüzleşen ülkeler küçük düşmediler, aksine itibar kazandılar. Asıl küçültücü olan inkâr politikasında ısrar etmektir. Türkiye ancak kendi tarihi ile yüzleşebilirse medeni ülkeler topluluğuna katılabilir. Türkiye’de toplumsal barış ve demokrasinin yolu, geçmişin bu acılarıyla yüzleşmekten geçer.
* Bir ülke içindeki farklı diller, inançlar ve kültürler o ülkenin zayıflık işareti değil, aksine zenginliğinin işaretidir. Dersim halkı kendi etnik-kültürel kimliği ile var olma hakkına sahiptir ve devlet bu hakkı tanıyarak saygı göstermelidir.
* 1937-38 kırımı devlet tarafından ısrarla inkâr edildiği gibi, devletin 1990’lı yılların başında terörle mücadele bahanesiyle köyleri boşaltarak bölgeyi imansızlaştırılması Dersim halkı için yeni bir toptan yok olma tehlikesi doğurmuştur.
* Kırmancki/Zazaki UNESCO tarafından ölü diller atlasına dahil olmak tehlikesi yaşayan bir dil olarak kabul edilmiştir. Dilimizin yaşatılması için, yoğun olarak konuşulan vilayetlerde acilen anadilde eğitim hakkı tanınmalıdır.
* 4 Mayıs, 1937-38 Dersim Tertelesi’nin anma günü olarak kabul edilmelidir.
* 15 Kasım 1937 tarihinde Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen masum Dersim’lilerin mezar yerleri açıklanmalı ve inancımıza göre yeniden defnedilmeleri sağlanmalıdır.
* 1937-38’de Türk ailelere evlatlık verilen, Çocuk Esirgeme Kurumu yurtlarına gönderilen veya dönemin devlet yetkilileri tarafından kendi üzerlerine kaydedilen Dersimli çocukların tam listesi açıklanmalıdır.
* TBMM’de bir 1937-38 Dersim Tertelesi Araştırma Komisyonu kurulmalıdır.
* 1937-38 kırımı devlet tarafından ısrarla inkâr edildiği gibi, T.C. Devleti 1990’lı yılların başında ilk yarısında terörle mücadele bahanesiyle köyleri boşaltarak bölgeyi insansızlaştırması Dersim halkı için yeni bir toptan yok olma tehlikesi doğurmuştur. Dolayısıyla köy boşaltmalardan zarar gören halkın mağduriyeti ivedilikle tazmin edilmelidir.
* Dersim Merkezde bir TERTELE insanlık Müzesi ve Anıtı kurulmalıdır. Genç nesillerin tarihlerini doğru öğrenmeleri için ders kitaplarına yaşanılmış olan bu acılar aktarılmalıdır.
Cumhuriyet döneminin en büyük soykırımıdır Dersim 37/38 Tertelesi. Bu yüzden Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışı cumhuriyet tarihi ile hesaplaşmayı ve helalleşmeyi öngörür. Sayın Kılıçdaroğlu’nun, helalleşmeye gerçek niyet ve iradesi varsa öncelikle Dersim 37/38 TERTELESİ’nin acıları ile helalleşmelidir! Ancak o zaman toplumumuz nezdinde sonuç alınabilir. Ayrıca, bu helalleşmeleri, CHP’nin kendi uygulaması olan, Nazi Almanya’sından örnek alınan 1942 Varlık Vergisi uygulaması gibi yapılmış olan tüm Adaletsizlikleri de dahil edebilmelidir.)”

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler