Pts. Şub 2nd, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Şeriata karşı direnen İranlı kadınlar halktv.com.tr’ye konuştu: Laikliğe sahip çıkın bizim gibi pişman olmayın

-Mehmet Kızmaz-
İran’da Mahsa Amini’nin katledilmesi ile başlayan eylemler 6. gününde devam ediyor. İran’da direnen kadınlar halktv.com.tr’ye konuştu. Laikliğin önemini vurgulayan İranlı kadınlar, “Şeriat isteyenler bize baksın. Gericiliğe değil eğitime, bilime ihtiyaç var. Laikliğin ve özgürlüğün değerini bilin, sahip çıkın” çağrısında bulundu.
Kültür ve sanatın kadim toprakları İran üzerindeki karabulutlar özellikle son yüzyılda hiç dağılmadı. Rıza Pehlevi monarşisinden kurtulmak için 1977’de başlayan ayaklanma iki yıl sonra ‘Karşı Devrim’ ile Ayetullah Humeyni‘nin yönetimindeki molla şeriatına dönüştü. İran’da tam 43 yıldır, başta kadınlar olmak üzere halka yönelik baskı ve yasaklar en ağır şekilde sürüyor. Ülkede kadınların dans etmesi de yasak, tek başına şarkı söylemeleri de… Başörtü zorunluğu olan ülkede, kadının saçının açıklık seviyesini mollalar belirliyor. Mollaların belirlediği sınırları geçen saç açıklığı kadının tutuklanması için yeterli oluyor. Veya giyimde vücudun ‘belirgin’ olması da buna birer gerekçe.

Ülkede kadınlar; eşlerinin veya babalarının izni olmadan yurtdışına çıkamıyor. Bu da ülkeyi kadınlar için açık bir cezaevine çeviriyor. Babasının izni olmadan evlenemeyen kadınlar, boşanma sürecinde de kıskaçta kalıyor. Çünkü boşanmada karar merci yine erkek tarafı oluyor. Erkeğin talebiyle ancak boşanabilen kadının, çocuğu üzerinde de hiçbir velayet hakkı yok. Tüm bu baskılara karşı İran’da yıllardır süregelen bir çığlık var; ekmek ve özgürlük. 43 yıldır şeriat ile yönetilen ülkede en çok baskıya maruz kalan kadınlar olduğu için bu çığlığa öncülük eden de tartışmasız onlar oluyor.

22 yaşındaki Mahsa Amini, 13 Eylül’de, zorunlu başörtüsü yasalarını uygulayan ve ‘ahlak polisi’ olarak adlandırılan İrşad devriyeleri tarafından saçının bir kısmı göründüğü gerekçesiyle gözaltına alındı. Gözaltında dövülerek komaya sokulan Amini, 16 Eylül’de yaşamını yitirdi. Amini’nin ölümü de yıllardır rejimin baskısına maruz kalan kadınlar başta olmak üzere halk için bir kıvılcım oldu. İranlı kadınlar, aynı baskıyı yaşadıkları için Mahsa Amini’nin yerinde kendilerinin de olabileceğini söylüyor. Bundan dolayıdır ki İran’da şu an yapılan eylemlere öncülük eden de kadınlar oluyor.

Amini’nin ölümüyle başlayan ve ülke geneline yayılan eylemler 6 gündür sürüyor. Rejim güçlerinin sert müdahalesi sonucu şu ana kadar en az 7 kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlerce kişinin yaralandığı ve yüzlerce kişinin gözaltına alındığı kaydediliyor. Sokaklarda her şeye rağmen direnen, taktıkları başörtüleri yakan, saçlarını kesen kadınlar; şeriat rejiminin yıkılmasını talep ediyor.

iranli-kadinlar-mahsa-amini.jpg

‘Şarkı söylemek, oynamak istiyorum’

Konuştuğumuz İranlı kadınların isimlerini güvenlik gerekçesiyle gizlemek zorunda kalıyoruz. 34 yaşındaki M.S. bilgisayar mühendisi. Tahran’da yaşıyor. Kendisiyle dört yıl önce yaptığım İran yolculuğunda tanışmıştım. O yıl yapılan protestolarda polis şiddetine maruz kalıp iki ay ayağa kalkamamış. Hatırlıyorum da çevresini kontrol ettikten sonra başörtüsünü göstererek, kısık sesle “Bunu istemiyorum. Takmam için niye zorlanıyorum ki” demişti. M.S., birkaç yıl sonra da İstanbul’a geldi. İran’da yaşadığı baskıdan sonra kendini attığı İstiklal Caddesi’nde bir çocuk gibi koşup ve yüksek sesle şarkı söylemiş. Koşmak ve şarkı söylemek gibi normal şeyleri dahi İran’da yapamadığını kaydeden M.S., “Dışarıda bağırmak, şarkı söylemek, oynamak istiyorum. Bunları yapmamak için kendimi zor tutuyorum” ifadelerini kullanıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir