Paz. Şub 1st, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

DEM Parti’den Barış ve Demokrasi Çağrısı: “Sürecin Sahibi Halktır, Kararı da Onlar Verecek”

22 Temmuz’da Ankara’da toplanan DEM Parti Parti Meclisi, Rojava Devrimi’nin 13. yılına denk gelen toplantısında kapsamlı bir sonuç bildirgesi yayımladı. Parti, çözüm süreci, Kürt sorunu, Ortadoğu’daki gelişmeler ve Türkiye’de toplumsal dönüşüm ihtiyacına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

DEM Parti, 22 Temmuz 2025’te gerçekleştirdiği Parti Meclisi toplantısında tarihi nitelikteki gelişmeleri ele aldı. Toplantı, 19 Temmuz 2012’de ilan edilen Rojava Devrimi’nin 13. yıl dönümüne denk gelmesi nedeniyle devrimde yaşamını yitirenler anılarak başlatıldı. PM toplantısında ayrıca, Suruç Katliamı’nın 10. yılı vesilesiyle 33 Düş Yolcusu da anıldı.

Ortadoğu’daki Gelişmelere Uyarı: “Çözüm Halkların İradesindedir”

Parti Meclisi, Ortadoğu genelinde özellikle Suriye ve Gazze’deki gelişmelerin halklar açısından büyük tehditler barındırdığını belirtti. Kuzey ve Doğu Suriye’deki Rojava modelinin bölge halkları için barışçıl ve çok kimlikli bir gelecek sunduğu ifade edildi. Suriye’nin Süveyda kentinde Dürzilere yönelik IŞİD saldırılarına dikkat çekilerek, “Suriye halklarının tekçi devlet anlayışıyla değil, özgür iradeleriyle çözüm üretmesi” gerektiği vurgulandı.

Gazze’de ise İsrail’in ablukası ve sivillere yönelik saldırıları “insanlık dışı” olarak tanımlandı. Açlık ve ilaçsızlık nedeniyle yaşamını yitiren çocuklar ve kadınların varlığı, mevcut iktidar anlayışlarının insanlığı getirdiği nokta olarak değerlendirildi.

Barış Süreci İçin Net Mesaj: “Meclis ve Hukuk Temelli Çözüm Mümkün”

DEM Parti, 27 Şubat’ta Abdullah Öcalan tarafından yapılan “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nı hatırlatarak, bu sürecin 9 Temmuz’daki video mesaj ve 11 Temmuz’da Süleymaniye’de silahların yakılması ile yeni bir aşamaya geçtiğini kaydetti.

Abdullah Öcalan’ın çağrısında işaret ettiği gibi, çözümün anayasal bir çerçeveye oturtulması gerektiği ve bu sürecin merkezinin TBMM olması gerektiği vurgulandı. “Demokratik entegrasyon yasaları” ve “özgürlük yasaları”nın tüm halkların eşitliğini ve birlikte yaşam iradesini güvence altına alması gerektiği belirtildi.

“Süleymaniye’deki Adım, Çatışma Tarihinin Cesur Bir Kapanışıdır”

Bildirgede, Kürt halkının geri dönüşsüz ve kararlı bir barış iradesi ortaya koyduğu ifade edildi. Bu adımın yasal düzenlemelerle desteklenmesi halinde Türkiye’de demokratikleşmenin önü açılacağı vurgulandı.

Toplumsal Barışın Temeli: Kadınlar, Gençler, Emekçiler

Parti Meclisi, ülke genelinde gerçekleştirilen yaklaşık 2 bin halk toplantısının barış sürecine olan toplumsal ilgiyi ve sahiplenmeyi gösterdiğini açıkladı. Kadınların, gençlerin, emeklilerin, inanç topluluklarının ve ekoloji hareketlerinin sürece doğrudan katıldığı belirtilerek, barışın yalnızca siyasal değil, çok katmanlı toplumsal bir dönüşüm olduğu ifade edildi.

Barışın toplumsallaşması ile ekonomi, ekoloji ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi temel toplumsal sorunların çözümü arasında doğrudan bağ kurulduğu belirtildi.

Toplumun Gücüne Çağrı: “Barışı Birlikte İnşa Edelim”

Sonuç bildirgesinde şu çağrılara yer verildi:

  • Yerel halk toplantıları barış forumlarına dönüştürülmeli

  • Her il ve ilçede barış ve demokrasi platformları kurulmalı

  • Kadın cinayetleri, çocuk istismarı, çevre talanı gibi her hak ihlali sürecin parçası olarak takip edilmeli

  • Tüm demokratik güçler, sendikalar, vicdan sahibi yurttaşlar barışın toplumsallaşması için mücadeleye katılmalı

“Halkımıza Barış ve Demokrasi Sözü Verdik”

DEM Parti Parti Meclisi, sonuç bildirgesini şu cümlelerle tamamladı:

“Halklarımıza barış ve demokrasi sözü verdik. Şimdi bu sözü demokratik hukukla, demokratik kurumlarla ve toplumsal katılımla gerçek kılma zamanıdır.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir