DEVLETİN ALEVİSİ OLMAK
⌈Özgür Kaplan⌉
Türkiye’de devlet mekanizması, başından beri yalnızca idari değil, aynı zamanda ideolojik bir aygıt olarak işlemektedir. Bu ideoloji, güvenlik bürokrasisinden eğitim sistemine, dini kurumlardan kültürel politikalara, ekonomiden, ekolojiye kadar hemen her alanda, tekçi ve şeriatçı referanslarla beslenen bir akıl tarafından şekillendirilmektedir. Devletin, doğaya ve topluma “kendi suretini verme” arzusu yalnızca ideolojik bir tercih ile sınırlı değil, aynı zamanda otoriter bir mühendislik çabasıdır da. Makul çizgiye gelerek ‘’resmi hizmete mahsustur’’ etiketini kabullenmeyen her kimlik, inanç ve yaşam tarzı ise “tehdit” olarak tanımlanmakta, çeşitli araçlarla “etkisizleştirilmekte” ya da “devletleştirilmeye” çalışılmaktadır. (…)
Bu anlayışa karşı tarihsel ve güncel en önemli direniş kültürlerinin başında hiç kuşkusuz ki Alevilik gelmektedir. Alevilik, yalnızca bir inanç sistemi değil, aynı zamanda canlı cansız tüm varlıklar için eşitlikçi, doğayla uyumlu ve barışçıl bir toplumsal yaşamın adıdır. Bu niteliğiyle Alevilik, ırkçı, şeriatçı ve tekçi bütün ideolojilerin doğal muhalifi-düşmanı olmuştur. İşte bu nedenledir ki tarih boyunca devletlerin hedefine konmuş, bozuk düzenlerin çarkına dahil edilememiş sürekli baskı altında tutulmuş bir halktır.
Pir Sultan Abdal’ın katline sebep olan şey işte bu tarihsel duruştur. Sarayın Alevisi olmayı reddetmesi, “Şah” diyerek bir başka adaleti ve iktidar anlayışını dile getirmesi, ona yönelik kinin gerçek nedenidir.
Bugün de aynı zihniyet, farklı araçlarla yaşamaya devam ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, aslında Alevilerin yaşam alanlarına bir tür “kayyum” rejimi uygulama girişimidir. Bu yapı, Aleviliği kontrol altına alma, dönüştürme ve kendi resmi yorumuyla ikame etme projesidir. Aslında sarayın Alevisi yapamadıkları Pir Sultan Abdal’ın mirasından intikam almak istemektedirler.
Bugün “Devletin Alevisi” olmak adına kendini meşrulaştırmaya çalışan bazı çevreler var ki, Alevi halkıyla devlet arasında “köprü” olduklarını iddia ediyorlar. Oysa bunlar köprü değil gövdemize enjekte edilmek istenen hastalığın gönüllü virüsleridir.
(…)
Selam olsun bozuk düzenin çarkına tamah etmeyenlere…

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler