Paz. Şub 1st, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Kadınlar Suriye’deki Alevi Kadın Katliamına Karşı Ses Yükseltti

⌈Haber Merkezi⌉ Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Kadın Meclisi, Mor Dayanışma İzmir, Güzeltepe Kadın Derneği ve Meydan Köyü Dayanışma Derneği’nden kadınlar, Suriye’de devam eden Alevi kadınlara yönelik katliam ve tecavüzlere karşı Çiğli ilçesi Kasaplar Meydanı’nda bir araya geldi.

Eylemde “Suriye’deki Alevi Kadınlara Ses Oluyoruz Susmuyoruz” yazılı pankart taşındı; “Yaşasın Kadın Dayanışmamız”, “Jin Jiyan Azadî” ve “Katliama Karşı Kadınlar Burada” sloganları atıldı. Basın açıklamasını kadınlar adına Fadime Dapaglı, Berfin Tozlu ve Zübeyde Mertoğlu okudu.

Cihatçı Çeteler En Çok Kadınlara Zarar Verdi
Açıklamada, HTŞ’nin Suriye’de iktidarı devralmasından itibaren Alevi halkına yönelik sistemli kuşatma ve katliamların sürdüğü vurgulandı. “İdlib’den Homs’a, Hama’dan Lazkiye’ye uzanan bu karanlıkta kadınlar, çocuklar, yaşlılar hedef alınıyor. Evler yakılıyor, bedenler parçalanıyor, umutlar kökünden sökülmek isteniyor” denildi.

7-9 Mart 2025’te Akdeniz kıyılarında yalnızca üç günde yaklaşık bin beş yüz Alevi sivilin katledildiği, öldürülenlerin büyük kısmının kadınlar, çocuklar ve yaşlılar olduğu aktarıldı. Kadınların yalnızca öldürülmediği; kaçırıldığı, işkence gördüğü, tecavüze uğradığı ve ailelerinden koparıldığı ifade edildi.

Ezidi Kadınlar Hâlâ Kayıp
DAİŞ’in 2014–2017 yıllarında gerçekleştirdiği Ezidi soykırımında binlerce kadın ve kız çocuğunun köle pazarlarında satıldığı, zorla evlendirildiği ya da katledildiği hatırlatıldı. Kimi kadınların cesaretle kaçtığı, kimilerinin silaha sarıldığı, kimilerinin ise hâlâ zindanlarda tutulduğu vurgulandı.

Kadın Olmadan Devrim Olmaz
Açıklamada, kadın katliamlarının yalnızca savaşta değil, barış olarak tanımlanan süreçlerde de devam ettiği belirtildi. “Bizim için kadınlar sadece zulmün tanığı değil; zalimin karşısında duran, direnen, umudu çoğaltandır. Bugün Suriye’de öldürülen, kaybolan Alevi kadınların ve Şengal’de satılan, öldürülen Êzidî kadınların her biri bize tek bir gerçeği hatırlatır: Kadın olmadan devrim olmaz” denildi.

Sessizlik Suça Ortak Olmaktır
Kadın örgütleri, Suriye’de katledilen, tecavüze uğrayan ve kaçırılan kadınların sesinin yükseltilmesi çağrısı yaptı. “Sessizlik suça ortaklıktır. Bu insanlık suçuna karşı ayağa kalkmaya ve o sesi buraya taşımaya ihtiyacımız var. Alevi kurumları, kadın örgütleri el ele vererek bu karanlığı yırtmalı, bu sesi büyütmelidir” ifadeleri kullanıldı.

Arka Plan: Suriye’de Alevi Kadınlara Yönelik Saldırılar
Suriye’deki Alevi nüfus, özellikle 2011’de başlayan iç savaşın ardından silahlı cihatçı grupların hedefi haline geldi. HTŞ ve benzeri örgütler, kontrol altına aldıkları bölgelerde Alevi köylerini kuşatarak sivilleri kitlesel şiddete maruz bıraktı. Kadınlara yönelik tecavüz, zorla evlendirme, kaçırma ve infaz vakaları, Birleşmiş Milletler raporlarında da “savaş suçu” olarak tanımlandı.

Uluslararası insan hakları örgütleri, Alevi kadınların yaşadığı bu sistematik şiddete karşı yeterli diplomatik ve hukuki adım atılmadığını vurguluyor. Türkiye’deki kadın ve Alevi kurumları ise bu saldırıları duyurmak, dayanışma ağları kurmak ve faillerin uluslararası ceza mahkemelerinde yargılanmasını sağlamak için kampanyalar yürütüyor.

Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Kadın Meclisi, Mor Dayanışma İzmir, Güzeltepe Kadın Derneği ve Meydan Köyü Dayanışma Derneği’nden kadınlar, Suriye’de devam eden Alevi kadınlara yönelik katliam ve tecavüzlere karşı Çiğli ilçesi Kasaplar Meydanı’nda bir araya geldi.

Eylemde “Suriye’deki Alevi Kadınlara Ses Oluyoruz Susmuyoruz” yazılı pankart taşındı; “Yaşasın Kadın Dayanışmamız”, “Jin Jiyan Azadî” ve “Katliama Karşı Kadınlar Burada” sloganları atıldı. Basın açıklamasını kadınlar adına Fadime Dapaglı, Berfin Tozlu ve Zübeyde Mertoğlu okudu.

Cihatçı Çeteler En Çok Kadınlara Zarar Verdi
Açıklamada, HTŞ’nin Suriye’de iktidarı devralmasından itibaren Alevi halkına yönelik sistemli kuşatma ve katliamların sürdüğü vurgulandı. “İdlib’den Homs’a, Hama’dan Lazkiye’ye uzanan bu karanlıkta kadınlar, çocuklar, yaşlılar hedef alınıyor. Evler yakılıyor, bedenler parçalanıyor, umutlar kökünden sökülmek isteniyor” denildi.

7-9 Mart 2025’te Akdeniz kıyılarında yalnızca üç günde yaklaşık bin beş yüz Alevi sivilin katledildiği, öldürülenlerin büyük kısmının kadınlar, çocuklar ve yaşlılar olduğu aktarıldı. Kadınların yalnızca öldürülmediği; kaçırıldığı, işkence gördüğü, tecavüze uğradığı ve ailelerinden koparıldığı ifade edildi.

Ezidi Kadınlar Hâlâ Kayıp
DAİŞ’in 2014–2017 yıllarında gerçekleştirdiği Ezidi soykırımında binlerce kadın ve kız çocuğunun köle pazarlarında satıldığı, zorla evlendirildiği ya da katledildiği hatırlatıldı. Kimi kadınların cesaretle kaçtığı, kimilerinin silaha sarıldığı, kimilerinin ise hâlâ zindanlarda tutulduğu vurgulandı.

Kadın Olmadan Devrim Olmaz
Açıklamada, kadın katliamlarının yalnızca savaşta değil, barış olarak tanımlanan süreçlerde de devam ettiği belirtildi. “Bizim için kadınlar sadece zulmün tanığı değil; zalimin karşısında duran, direnen, umudu çoğaltandır. Bugün Suriye’de öldürülen, kaybolan Alevi kadınların ve Şengal’de satılan, öldürülen Êzidî kadınların her biri bize tek bir gerçeği hatırlatır: Kadın olmadan devrim olmaz” denildi.

Sessizlik Suça Ortak Olmaktır
Kadın örgütleri, Suriye’de katledilen, tecavüze uğrayan ve kaçırılan kadınların sesinin yükseltilmesi çağrısı yaptı. “Sessizlik suça ortaklıktır. Bu insanlık suçuna karşı ayağa kalkmaya ve o sesi buraya taşımaya ihtiyacımız var. Alevi kurumları, kadın örgütleri el ele vererek bu karanlığı yırtmalı, bu sesi büyütmelidir” ifadeleri kullanıldı.

Arka Plan: Suriye’de Alevi Kadınlara Yönelik Saldırılar
Suriye’deki Alevi nüfus, özellikle 2011’de başlayan iç savaşın ardından silahlı cihatçı grupların hedefi haline geldi. HTŞ ve benzeri örgütler, kontrol altına aldıkları bölgelerde Alevi köylerini kuşatarak sivilleri kitlesel şiddete maruz bıraktı. Kadınlara yönelik tecavüz, zorla evlendirme, kaçırma ve infaz vakaları, Birleşmiş Milletler raporlarında da “savaş suçu” olarak tanımlandı.

Uluslararası insan hakları örgütleri, Alevi kadınların yaşadığı bu sistematik şiddete karşı yeterli diplomatik ve hukuki adım atılmadığını vurguluyor. Türkiye’deki kadın ve Alevi kurumları ise bu saldırıları duyurmak, dayanışma ağları kurmak ve faillerin uluslararası ceza mahkemelerinde yargılanmasını sağlamak için kampanyalar yürütüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir