Paz. Şub 1st, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Madencilikte Yapısal Kriz İçin Meclis Araştırması Talebi

⌈Haber Merkezi⌉  Dem Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Türkiye’de madencilik sektöründe yaşanan iş cinayetleri, denetimsizlik, özelleştirme, taşeronlaştırma, rodövans sistemi ve işçi sağlığı ile iş güvenliği önlemlerinin sistematik biçimde ihmal edilmesi nedeniyle Meclis Araştırma Komisyonu kurulması talebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na önerge sundu.

Önergede, Soma, Ermenek, Amasra, Şırnak ve son olarak Erzincan İliç’te yaşanan faciaların, işçilerin yaşam hakkının piyasa koşullarına terk edildiğini, bağımsız denetim mekanizmalarının işletilmediğini ve kamu otoritesinin sorumluluklarını yerine getirmediğini açık biçimde ortaya koyduğu vurgulandı. Kordu, Anayasa’nın 98’inci, TBMM İçtüzüğü’nün 104’üncü ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını talep etti.

Madencilikte Derin Yapısal Sorunlar

Gerekçede, Türkiye’de maden işçilerinin yaşam ve çalışma koşullarının uzun yıllardır derin yapısal sorunlarla malul olduğu belirtildi. Aşırı üretim baskısı, taşeronlaştırma, rodövans sistemi, özelleştirme politikaları, denetimsizlik ve iş güvenliği önlemlerinin piyasalaştırılması nedeniyle madencilik sektörünün sürekli olarak işçi ölümleri, meslek hastalıkları ve ekolojik yıkımların merkezi haline geldiği ifade edildi.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 23. maddesinde tanımlanan adil ve elverişli koşullarda çalışma hakkının, Türkiye’de madencilik alanında fiilen yok sayıldığı vurgulandı.

Soma’dan İliç’e Uzanan Ölümler Zinciri

Soma, Ermenek, Amasra ve İliç gibi büyük çaplı maden facialarının denetimsizliğin bedelinin işçilerin canıyla ödendiğini gösterdiği ifade edilen gerekçede, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’nin uygulamada işveren inisiyatifiyle etkisizleştirildiği, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin maliyet hesabına indirgenerek yok sayıldığı belirtildi.

Bu süreçte işçilerin örgütlenme girişimlerinin baskıyla karşılandığı, iş güvenliği önlemlerini talep eden işçilerin işten çıkarıldığına da dikkat çekildi.

Taşeronlaşma, Rodövans Ve Özelleştirme Kıyımı

Madencilikte sistematik olarak uygulanan taşeronlaştırma ve rodövans modelinin, iş güvenliğini yok sayan bir “ucuz emek rejimi” yarattığı ifade edildi. İşçilerin hem düşük ücretlerle çalışmaya hem de sürekli ölüm ve sakatlanma riski altında üretim yapmaya zorlandığı belirtildi.

Özelleştirme politikalarının ise madenciliği kamusal bir hizmet alanı olmaktan çıkararak tamamen sermaye öncelikli bir modele dönüştürdüğü ifade edildi. Çayırhan Termik Santrali özelleştirmesinde 2 binden fazla işçinin işsiz kalma riskiyle karşı karşıya bırakılması, iş güvencesinin nasıl imha edildiğinin güncel bir örneği olarak gösterildi.

Divriği’de 700 İşçi Kapı Önünde

Divriği’de yıllardır bölgenin doğal varlıklarını sermayeye çevirenlerin bugün 700 madenciyi kapının önüne koymasının, madencilik sektöründe işçilerin nasıl ilk gözden çıkarılanlar olduğunu açık şekilde ortaya koyduğu belirtildi. Maden dışındaki tüm istihdam alanlarının yok edildiği bölgelerde yüzlerce ailenin bir gecede işsiz bırakılabildiğine dikkat çekildi.

İliç Faciası: Göz Göre Göre Gelen Bir Katliam

13 Şubat 2024’te Erzincan İliç’te, Kanadalı SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığındaki Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Kompleks Madeni’nde siyanürlü liç yığınının çökmesi sonucu 9 işçinin yaşamını yitirdiği hatırlatıldı.

Bu felaketin bir doğal afet ya da öngörülemez bir kaza olmadığı belirtilerek, yıllardır meslek odalarının, bilim insanlarının, ekoloji örgütlerinin ve halkın yaptığı uyarıların sistematik biçimde yok sayıldığı vurgulandı. Liç kapasitesinin yanlış hesaplanması, olumsuz topografyaya rağmen kapasite artışına gidilmesi, yüksek miktarda patlayıcıyla yapılan patlatmalarda risk analizlerinin yapılmaması ve acil durum sistemlerinin kurulmamasının ağır teknik ihlaller olduğu ifade edildi.

Bilirkişi Raporları ve Cezasızlık Politikası

11 Kasım’daki dava duruşmasında felaketin üzerinin örtülmeye çalışıldığının bir kez daha görünür hale geldiği vurgulandı. Önceki bilirkişi raporlarında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın denetim görevini yerine getirmediği, Bakan Murat Kurum dâhil olmak üzere ilgili kamu görevlilerinin asli kusurlu olduğu ve kapasite artış izinlerinin bilimsel dayanağının bulunmadığı belirtilmesine rağmen, yeni bilirkişi heyetinin bakanlığı kusursuz ilan ettiği ve sorumluluğun birkaç teknik personele yıkılmaya çalışıldığı ifade edildi.

Bu durumun Türkiye’de cezasızlığın sistematik bir devlet politikası haline geldiğini gösteren ağır bir örnek olduğu vurgulandı. İliç davasının, bilimi, hukuku, kamu güvenliğini ve işçi sağlığını yok sayan şirket-devlet ortaklığının nasıl işlediğini somut biçimde ortaya koyduğu ifade edildi.

Bağımsız Araştırma Komisyonu Çağrısı

Tüm bu nedenlerle, madencilik sektöründe yaşanan faciaların sistematik yapısının ortaya çıkarılması, Soma’dan İliç’e, Ermenek’ten Amasra’ya, Şırnak’tan Zonguldak’a kadar tüm maden katliamlarının sorumlularının bağımsız biçimde soruşturulması gerektiği vurgulandı.

İşçi sağlığı ve güvenliğinin kamusal bir sorumluluk haline getirilmesi, ekolojik yıkımın durdurulması ve maden işçilerinin yaşam hakkının güvence altına alınması amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasının zorunlu olduğu belirtildi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir