Abdullah Canan İçin 30 Yıldır Adalet Arayışı Sürüyor
1996 yılında Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde gözaltında katledilen Abdullah Canan’ın akıbeti, 30’uncu yılında bir kez daha soruldu. Haftalık eylemde konuşan Oya Ersoy, Canan’ın gözaltına alındıktan sonra işkenceyle öldürüldüğünü ve faillerin cezasız bırakıldığını vurguladı.
“Gözaltına Alındıktan Sonra Tehdit Edildi”
Oya Ersoy, Abdullah Canan’ın Yüksekova’da yaşayan bir iş insanı olduğunu, ailesiyle birlikte maruz kaldıkları ağır hak ihlalleri nedeniyle savcılığa başvuruda bulunduğunu hatırlattı. Canan’ın, Yüksekova Dağ Komando Tabur Komutanı Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul hakkında suç duyurusunda bulunan kişiler arasında yer aldığını belirten Ersoy, bu başvurunun ardından Canan’ın tehdit edildiğini söyledi.
Ersoy, 17 Ocak 1996 sabahı Abdullah Canan’ın Hakkâri’ye gitmek üzere evinden ayrıldığını, Yüksekova–Van karayolunda askerler tarafından durdurularak gözaltına alındığını ve Yüksekova Dağ Komando Taburu’na götürüldüğünü tanık beyanlarıyla aktardı.
“İşkence Edilmiş Cansız Bedeni Bulundu”
Ailenin savcılık ve ilgili kurumlara yaptığı tüm başvuruların yanıtsız bırakıldığını belirten Ersoy, 21 Şubat 1996’da Canan’ın cansız bedeninin köylüler tarafından bulunduğunu söyledi. Canan’ın yakın mesafeden yedi kurşunla öldürüldüğünü, elleri, ayakları ve ağzı bağlı halde Yüksekova–Esendere Karayolu üzerindeki bir menfeze bırakıldığını ifade etti.
İtirafçı Kahraman Bilgiç’in ifadesinde, Abdullah Canan’ın taburda işkenceyle sorgulandığını ve Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul’un talimatıyla öldürüldüğünü anlattığını hatırlatan Ersoy, dönemin Alay Komutanı Kamber Oğur’un da Canan’ı tabur revirinde gördüğünü beyan ettiğini aktardı.
“Failler Beraat Ettirildi”
Bu beyanlar üzerine açılan davada sanıkların “tasarlayarak öldürme” suçlamasıyla yargılandığını belirten Ersoy, Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12 Kasım 1999’da beraat kararı verdiğini, bu kararın Yargıtay tarafından 2001 yılında onandığını söyledi.
“AİHM Yaşam Hakkı İhlali Kararı Verdi”
Ailenin 1997 yılında başvurduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 26 Haziran 2007 tarihli kararına da değinen Ersoy, AİHM’in Abdullah Canan’ın gözaltında öldürüldüğünü ve işkence gördüğünü tespit ederek Türkiye’nin yaşam hakkı ve işkence yasağını ihlal ettiğine hükmettiğini hatırlattı.
Ersoy, AİHM içtihatlarına göre işkence, zorla kaybetme ve cinayet suçlarının zamanaşımıyla kapatılamayacağını vurgulayarak, dosyanın yeniden açılması ve sorumluların yargılanması çağrısında bulundu.
“Hak Talep Etmeye Devam Edeceğiz”
Açıklamanın ardından konuşan Abdullah Canan’ın oğlu Vahap Canan, 17 Ocak’ın ailesi için bir yas günü olduğunu belirterek, babasının davasından hiçbir zaman vazgeçmediğini söyledi.
Hakkâri Baro Başkanı Ergün Canan ise cezasızlık politikalarına dikkat çekerek, bu tür dosyaların zamanaşımıyla kapatılmasına karşı hukuki ve toplumsal mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler