⌈AHA⌉ Almanya’da üniversiteli Alevi gençlerin örgütlü yapısı olan BDAS’ın (Almanya Üniversiteli Alevi Gençler Birliği) Genel Kurulu, Frankfurt Alevi Kültür Merkezi-Cemevi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. İki gün süren genel kurul, yalnızca bir örgütsel buluşma olmanın ötesinde; Avrupa’da ve Türkiye’de derinleşen siyasal, toplumsal ve kültürel sorunların gençlik perspektifinden tartışıldığı önemli bir platforma dönüştü.
Genel kurul, tren kazasında yaşamını yitiren Sidar Cem anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Ardından yapılan konuşmalarda, özellikle gençliğin örgütlü mücadelesinin önemi, artan ırkçılık, göçmen karşıtı politikalar ve Türkiye’deki eşitsizlikler öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.

Frankfurt Alevi Kültür Merkezi-Cemevi Başkanı Şahin Karasu’nun genel kurulda yaptığı konuşma ise, hem Alevi toplumunun yaşadığı sorunlara hem de gençliğin tarihsel sorumluluğuna dikkat çeken güçlü mesajlar içerdi. Karasu’nun konuşması, Alevi inancının hak, adalet ve özgürlük mücadelesiyle olan bağını vurgularken; gençliğe yönelik çağrısıyla da öne çıktı.
Frankfurt Alevi Kültür Merkezi – Cemevi Başkanı Şahin Karasu’nun konuşması:
Değerli Canlar,
Sevgili Genç Yoldaşlar,
Frankfurt Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı olarak, BDAS Almanya Genel Kurulu’nu aşk ile selamlıyor; özellikle üniversiteli gençlerimizin yürüttüğü bu anlamlı mücadeleyi saygıyla selamlıyorum.
Bugün hem Avrupa’da hem de Türkiye’de; baskının, eşitsizliğin ve adaletsizliğin kurumsallaştığı bir dönemden geçiyoruz. Almanya’da yükselen ırkçılık ve göçmen karşıtı politikalar bizleri hedef alırken; Türkiye’de ise siyasal iktidarın tercih ettiği politikalar, toplumun geniş kesimlerini doğrudan etkilemekte ve derin bir eşitsizlik yaratmaktadır.
Türkiye’de Aleviler hâlâ eşit yurttaş olarak kabul edilmemektedir. Cemevleri ısrarla ibadethane statüsünden mahrum bırakılmakta, inancımız yok sayılmakta ve devlet eliyle Sünni merkezli bir anlayış topluma dayatılmaktadır. Bu sadece bir ihmal değil; açık bir ayrımcılık ve eşitsizlik politikasıdır.
Bugün Türkiye’de eğitim sistemi de ağır bir kriz içerisindedir. Bilimsel, laik ve eşitlikçi eğitim anlayışı giderek aşındırılmakta; gençlerin özgür düşünme alanları daraltılmaktadır. Daha da kaygı verici olan ise; Urfa ve Maraş’ta yaşanan olaylarda görüldüğü gibi, çocuk yaştaki öğrencilerin ve öğretmenlerin dahi şiddetin ve baskının hedefi haline gelmesidir.
Bu tablo tesadüfi değildir. Eğitim politikalarından güvenlik anlayışına kadar uzanan bütünlüklü bir yönetim tarzının sonucudur. Çocukların korunması gereken bir ülkede, onların şiddetle karşı karşıya kalması; bu politikaların doğrudan bir sonucudur. Öğrencilerin, öğretmenlerin ve gençliğin güvenliğini sağlayamayan bir anlayış kabul edilemez.
Dahası; hak, hukuk ve adalet talep eden herkes baskıyla susturulmak istenmektedir. Akademisyenler, öğrenciler, gazeteciler ve aydınlar; düşüncelerinden dolayı hedef haline getirilmekte, gençliğin geleceği karartılmaktadır. Üniversiteler özgür düşüncenin değil, baskının alanına dönüştürülmek istenmektedir. Bu tablo karşısında sessiz kalmak, bu adaletsizliğe ortak olmaktır.
Bizler Aleviler olarak; tarih boyunca zulme karşı direnen bir yolun talipleriyiz. Kerbela’dan bugüne uzanan yolumuz; zalime karşı durmanın, mazlumdan yana saf tutmanın yoludur. Bu yüzden Alevilik; yalnızca bir inanç değil, aynı zamanda açık bir hak, adalet ve özgürlük mücadelesidir.
Sevgili gençler; sizler sadece bu toplumun geleceği değil, aynı zamanda bugünün söz sahibi gücüsünüz. Üniversitelerde yürüttüğünüz mücadele; sadece akademik bir varoluş değil, aynı zamanda politik bir duruştur. Bilimle, akılla ve örgütlü mücadeleyle söz kuran bir gençlik; hem burada hem Türkiye’de karanlığı dağıtacak en büyük güçtür.
Unutmayın: Hak verilmez, alınır. Eşitlik mücadeleyle kazanılır. Bu yüzden bulunduğunuz her alanda; üniversitelerde, sokaklarda, kurumlarda sözünüzü büyütmeli, örgütlülüğünüzü güçlendirmelisiniz. Biat eden değil sorgulayan, susan değil konuşan, geri duran değil sorumluluk alan bir gençlik olmak zorundasınız.
BDAS Almanya Genel Kurulu; bu anlamıyla sadece bir toplantı değil, gençliğin politik iradesini ortaya koyduğu, mücadeleyi büyüttüğü bir zemindir. Sizlerin ortaya koyacağı irade; hem Almanya’da hem Türkiye’de yürütülen hak mücadelesine güç katacaktır.

Alevi öğretisi bizlere rızalığı, eşitliği ve paylaşımı öğretirken; aynı zamanda haksızlığa karşı susmamayı emreder. Bugün bu öğretiyi yaşatmanın yolu; daha fazla örgütlenmekten, daha fazla söz almaktan ve mücadeleyi büyütmekten geçmektedir.
Yolumuz; ilimden, irfandan ve hakikatten ayrılmadan; zalime karşı, mazlumdan yana yürümektir. Birliğimizi, dirliğimizi ve dayanışmamızı büyüttüğümüz sürece; hiçbir baskı düzeni bu yolu durduramayacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle, Genel Kurul’un güçlü, kararlı ve mücadeleyi büyüten kararlar almasını diliyor; emeği geçen tüm genç yoldaşlarımıza teşekkür ediyorum.
Hepinizi saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum.
