Paz. Haz 14th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

İstanbul’da “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı” Düzenlendi

⌈AHA⌉ İstanbul Bakırköy’de düzenlenen “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı”, Türkiye’nin ikinci yüzyılında demokrasi, barış, eşit yurttaşlık ve toplumsal mutabakat tartışmalarının yürütüldüğü önemli bir buluşmaya dönüştü. İki gün süren konferansta siyasetçiler, akademisyenler, insan hakları savunucuları, yazarlar ve demokratik kitle örgütü temsilcileri bir araya gelirken; Kürt meselesinin demokratik çözümü, toplumsal barışın inşası ve Türkiye’nin demokratikleşmesi tartışmaların merkezinde yer aldı.

“İkinci Yüzyılda Ortak Gelecek” temasıyla gerçekleştirilen konferansta yapılan konuşmalarda, Türkiye’de kalıcı barışın ancak demokratikleşme, çoğulculuk, anayasal yurttaşlık ve toplumsal eşitlik temelinde mümkün olabileceği vurgulandı.

Konferansta Uluslararası PEN Başkanı Burhan Sönmez’in görüntülü mesajı ile DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın ortak mesajı katılımcılarla paylaşıldı.

Konferans boyunca yapılan değerlendirmelerde, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında “tekçi devlet anlayışı” yerine çoğulcu, özgürlükçü ve demokratik bir toplumsal sözleşmenin inşa edilmesi gerektiği ifade edildi.

“Barışta Israr Ediyoruz”

İngiltere’deki programı nedeniyle konferansa katılamayan Uluslararası PEN Başkanı Burhan Sönmez, gönderdiği görüntülü mesajda Kürtlerin tarihsel kimlik ve varlık mücadelesine dikkat çekti.

Antik Yunan’dan bu yana dile getirilen “Kendini bil” sözünü hatırlatan Sönmez, Kürtlerin yüzyıllardır “Biz kimiz?” sorusuna yanıt aradığını ifade etti.

İranlı şair Molla Cami’nin eserindeki “Çölden Gelen Kürt” hikâyesine değinen Sönmez, Kürtlerin uzun mücadeleler sonucunda ortak bir kimlik ve ulusal bilinç oluşturduğunu belirterek, “Bugün Kürtler artık ‘Biz biziz’ diyebiliyor. Bu ortak bilinç ve kimliğe ulaşmak kolay olmadı” dedi.

Kürtlerin inkâr politikaları, zorunlu göçler, yakılan köyler ve ağır baskılarla şekillenen uzun bir tarihsel süreçten geçtiğini belirten Sönmez, bugün gelinen noktada barış süreciyle birlikte yeni bir dönemin kapısının aralandığını söyledi.

Barışın yalnızca çatışmasızlık anlamına gelmediğini vurgulayan Sönmez, özgürlük ve demokrasiyle desteklenmeyen bir barışın kalıcı olamayacağını ifade etti.

Kürt meselesinin çözümü ile Türkiye’nin demokratikleşmesinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini dile getiren Sönmez, iktidarın bu iki başlığı birbirinden ayırmaya çalıştığını savundu.

Sönmez, önümüzdeki dönemde üç temel hedef bulunduğunu belirterek bunları “kalıcı barışın sağlanması, Kürt meselesinin demokratik çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi” olarak sıraladı.

Konuşmasının sonunda Kürtçedeki “danûstandin” kavramı üzerinden barış ve karşılıklı güven ilişkisini değerlendiren Sönmez, toplumlar arasında kalıcı bir barışın ancak karşılıklı güven temelinde kurulabileceğini söyledi.

Kürtçede “pencere” kelimesinin anlamına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Sönmez, bugünün koşullarında o pencerenin barışa açıldığını belirterek, “Barış ihtimali ertelenmeye ve belirsizliğe sürüklenmeye çalışılırken biz bakışımızı o ufka dikiyoruz. İnsanları özgürlük ve eşitlik içinde yaşatacak yolun oradan geçtiğini biliyoruz” dedi.

“Cumhuriyet Çoğulcu Ve Özgürlükçü Bir Karakter Kazanmalı”

Konferansa ortak mesaj gönderen DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ise Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında yeni bir demokratik yurttaşlık anlayışının güçlenmesi gerektiğini ifade etti.

Mesajda, Cumhuriyet’in “tekçi değil çoğulcu, dışlayıcı değil kapsayıcı, güvenlikçi değil özgürlükçü” bir karakter kazanmasının önemine dikkat çekildi.

Demokratik Cumhuriyet fikrinin toplumun tüm kesimlerinin ortak zemini haline gelmesi gerektiği belirtilen mesajda, Kürt meselesinin demokratik ve kalıcı çözümü olmadan Türkiye’deki demokrasi ve hukuk krizlerinin aşılamayacağı ifade edildi.

Eş genel başkanlar, barışın demokrasiyi büyüttüğünü, demokrasinin ise barışı kalıcı hale getirdiğini vurguladı.

Açıklamada ayrıca kadın özgürlük mücadelesi, emek, ekoloji, gençlik ve yerel demokrasi alanlarının ortak geleceğin temel unsurları olduğu belirtilerek, konferansın toplumsal mutabakatı güçlendiren ve barışın ufkunu genişleten bir buluşmaya dönüşmesi temennisinde bulunuldu.

“Barış Yasası Oluşturulmalı”

Konferans kapsamında düzenlenen “Toplumdan Devlete Demokratikleşme İmkanları” başlıklı oturumda ise demokratikleşme, toplumsal mutabakat ve barış süreci tartışıldı.

Oturumun moderatörlüğünü insan hakları savunucusu Akın Birdal yürütürken; Şükrü Aslan, Ruşen Seydaoğlu, Mehmet Bekaroğlu ve Özgür Erol sunum gerçekleştirdi.

Akın Birdal, geçmiş dönemde yapılan barış ve demokrasi çalışmalarına dikkat çekerek, NATO üyesi ülkelerde kurulan hukuk dışı yapıların tasfiye edilmesi gerektiğini söyledi.

Şükrü Aslan, Osmanlı döneminden Cumhuriyet yıllarına kadar devletin etnik nüfus tespiti yaptığını belirterek, resmi arşivlerde 1927’den 1965’e kadar Türkiye’de 21 ana dilin kayıt altına alındığını ifade etti.

Aslan, bu çoğul sosyolojik yapıya rağmen uzun yıllar asimilasyon politikalarının yürütüldüğünü belirterek, “Kürtler bunu çok ağır yaşadı. Türkiye bu politikalarla yüzleşmedi” dedi.

Ruşen Seydaoğlu ise Kürt kadın hareketinin toplumsal dönüşüm mücadelesindeki rolüne dikkat çekti.

Kürt kadın hareketinin hem kadın sömürüsüne hem de şiddetin kaynağına karşı mücadele yürüttüğünü belirten Seydaoğlu, eş başkanlık sisteminin bu mücadele deneyiminden doğduğunu ifade etti.

“Milliyetçilik, Vatanseverlik, Yurttaşlık?” başlıklı sunum yapan Mehmet Bekaroğlu da son yıllarda milliyetçiliğin yükseldiğini belirterek, ortak vatanda birlikte yaşamın demokratik temellerinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Bekaroğlu, anayasal yurttaşlığın önemli olduğunu ancak bunun güven verici demokratik adımlarla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Özgür Erol ise Kürtlerin tarih boyunca hukuk dışı bırakıldığını belirterek, kolektif hukukun yeniden inşa edilmesi gerektiğini söyledi.

Erol, “Bize barış yasası gerekiyor” diyerek, sürecin kurumsal ve kapsayıcı bir zemine oturtulmasının önemine dikkat çekti.

“Barışın Toplumsallaşması” Oturumunda Demokratikleşme Tartışıldı

Konferansın ikinci gününde gerçekleştirilen “Demokrasinin ve Barışın Toplumsallaşması” başlıklı oturumun moderasyonunu Şebnem Korur Fincancı yaptı.

Oturumda Ahmet Faruk Ünsal, Yüksel Genç, Cemal Salman, Ahmet Türk ve Vahap Coşkun sunum gerçekleştirdi.

Şebnem Korur Fincancı, özgürlüğün güvenlik politikalarına kurban edildiğini belirterek, demokratikleşme için güven verici adımların atılması gerektiğini söyledi.

Ahmet Faruk Ünsal, Ortadoğu’daki gelişmelerin Türkiye’deki barış sürecine etkilerine değinerek, sürecin ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’ın müzakere koşullarının oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Ahmet Türk ise tarih boyunca demokratik siyasette ısrarcı olduklarını belirterek, “Sürecin kalıcı barışa ulaşması için sabırla bekleyeceğiz” dedi.

Toplumda güvensizlik ortamının bulunduğunu ifade eden Ahmet Türk, sürecin başarıya ulaşması için demokratik güçlerin ortak mücadele yürütmesi gerektiğini söyledi.

Yüksel Genç, toplumun dahil olmadığı bir süreçten kalıcı barış çıkmayacağını vurgulayarak, sivil toplumun süreçte daha aktif rol alması gerektiğini belirtti.

Cemal Salman ise Alevilerin yıllardır ülkenin demokratikleşmesi için mücadele ettiğini belirterek, devletin uzun yıllar Alevileri yok saydığını ifade etti.

“Aleviler ne zaman ‘biz buradayız’ dediyse kıyımlarla karşılaştı” diyen Salman, “Birlikte konuşmanın yolunu bulalım. Çünkü barış karşılıklı rıza ile olur” ifadelerini kullandı.

Vahap Coşkun da “Demokratikleşme ve Toplumsal Mutabakat” başlıklı sunumunda, kalıcı barışın ancak güçlü bir siyasal irade ve toplumsal uzlaşı ile mümkün olabileceğini söyledi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir