İzmir’de “33. Yıl, 33 Can” Anması: “Madımak’ta Yakılmak İstenen Halkların Kardeşliğidir” / Video
⌈AHA⌉ İzmir’de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Bornova Cemevi tarafından, Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla “33. Yıl, 33 Can” şiarıyla anma etkinliği düzenlendi. Bornova Ayfer Feray Açıkhava Tiyatrosu’nda gerçekleştirilen anmada, 33 bağlama sanatçısı, 33 semahçı ve 33 kişilik koro sahne aldı. Kerbela’dan Madımak’a uzanan hakikat, adalet ve direniş vurgusunun öne çıktığı etkinlikte, katliamda yaşamını yitiren 33 canın anısı deyişlerle, semahlarla ve çerağlarla yaşatıldı.

Sivas Katliamı’nı anlatan slayt gösterisiyle başlayan programda, katliamda yaşamını yitiren ozanlar Nesimi Çimen, Hasret Gültekin ve Muhlis Akarsu’nun bağlamaları sahneye konuldu. Ardından 33 can anısına çerağ uyandırıldı.
Anmaya PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’nin yanı sıra çok sayıda can katıldı.
“Mücadelemiz Büyüyerek Devam Edecek”
Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik, Muharrem ayının matemini yaşarken diğer yandan insanlık tarihine kara leke olarak geçen Sivas Katliamı’nın anmasını gerçekleştirdiklerini söyledi.
Muharrem orucunun yalnızca aç ve susuz kalmak olmadığını, paylaşmanın, vicdanın, insanlık onurunun ve zulme karşı direnmenin adı olduğunu belirten Çelik, şunları söyledi:
“Kerbela’da İmam Hüseyin ve yoldaşları, iktidarın zulmüne boyun eğmeyerek hakikatin yanında durmuşlardır. Onların direnişi, aradan geçen asırlara rağmen bugün hâlâ mazlumların yolunu aydınlatmaktadır.”
Dünyanın dört bir yanında yaşanan savaşlar, yoksullaşan halk ve doğa talanına vurgu yapan Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Ormanlarımız yanıyor, derelerimiz kurutuluyor, dağlarımız maden şirketlerine teslim edilmek isteniyor. Demokrasi, hukuk ve özgürlükler alanında yaşanan gerilemeler, halkların eşitlik ve adalet taleplerini daha da yakıcı hâle getiriyor. Bizler biliyoruz ki doğayı savunmak da, emeği savunmak da, kadınların özgürlüğünü savunmak da, inanç ve düşünce özgürlüğünü savunmak da aynı mücadelenin parçalarıdır. Çünkü Hüseyni duruş, yalnızca Kerbela’da kalmamış, tarih boyunca zulme karşı direnenlerin ortak vicdanı olmuştur.”

“Madımak’ta Yakılmak İstenen Halkların Kardeşliğidir”
2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde yaşanan katliamın yalnızca 33 aydının, sanatçının, ozanın ve düşünce insanının katledilmesi olmadığını belirten Çelik, şöyle konuştu:
“O gün yakılmak istenen; insanlığın ortak vicdanı, halkların kardeşliği, laiklik, özgür düşünce, sanat ve kültürdü. Madımak’ta yükselen ateş, aslında Kerbela’dan bugüne uzanan zulüm anlayışının bir yansımasıydı. Kerbela’da susuz bırakılan bedenler nasıl hakikati teslim almadıysa, Madımak’ta yakılan canlarımız da karanlığa teslim olmadılar. Onlar düşünceleriyle, eserleriyle ve mücadeleleriyle yaşamaya devam ediyorlar.”

Çelik, son olarak bu etkinlikle Kerbela’dan Sivas’a uzanan hak, adalet ve özgürlük mücadelesine sahip çıkacaklarını belirtti.
Konuşmanın ardından Bolçova Cemevi’nin 33 semah ekibi semah döndü. Semah hizmetinin ardından 33 bağlamacı ve 33 korocu sahnede türkülerini Madımak Katliamı’nda hayatını kaybedenler için seslendirdi.
“Sivas’la Yüzleşmeden Adalet Ve Demokrasi Olmaz”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ise yaptığı konuşmada, Türkiye’nin farklı dönemlerde yaşadığı katliamların ve hak ihlallerinin ortak bir hafızada buluşturulamadığını belirterek bunun toplumsal bir sancıya dönüştüğünü söyledi.

33 yıldır Madımak’ta yaşamını yitiren 33 can için adalet arayışını sürdürdüklerini ifade eden Erçe, bu mücadelenin aileler ve örgütlü yapıların kararlılığıyla bugünlere taşındığını söyledi.
Sivas’ta bu katliamı devletin gerçekleştirdiğini belirten Erçe, Sivas Katliamı’nın münferit bir olay olmadığını, katliam öncesinde sistematik bir kışkırtma sürecinin işletildiğini, nefret söylemleri ve provokasyonlarla saldırının zemininin hazırlandığını dile getirdi.
Türkiye’de yaşanan Maraş, Çorum, Roboski, Suruç ve 10 Ekim gibi katliamların birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyleyen Erçe, geçmişle yüzleşilememesinin yeni hak ihlallerinin ve toplumsal sorunların önünü açtığını savundu.
Kadın cinayetlerinden emek sömürüsüne, doğa talanından cezasızlık politikalarına kadar yaşanan pek çok sorunun temelinde geçmişle hesaplaşamamanın yattığını ifade eden Erçe, PSAKD’nin yalnızca Sivas Katliamı için değil, tüm toplumsal kesimler adına adalet talep ettiğini söyledi.

“Sivas için adalet, herkes için adalet” şiarıyla hareket ettiklerini belirten Erçe, verilen mücadelenin aynı zamanda eşit yurttaşlık, laiklik ve demokratik bir cumhuriyet mücadelesi olduğunu kaydetti.
Türkiye’deki tüm farklı kimliklerin özgür ve eşit bir yaşam sürdürebilmesi için ortak acıların ve adalet arayışının birleştirilmesi gerektiğini vurgulayan Erçe, gerçek anlamda barış sağlanıncaya ve Sivas Madımak Oteli utanç müzesi oluncaya kadar mücadele edeceklerini söyledi.
Erçe, son olarak 21 Haziran Pazar günü saat 17.30’da Türkiye’nin birçok kentinde eş zamanlı olarak basın açıklaması yapacaklarını duyurarak, 2 Temmuz’da herkesi Sivas’a davet etti.



Alevi Haber Ağı
Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.
Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.
Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı