Paz. Ağu 9th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

MUHARREM’İN SESSİZLİĞİNDE KERBELA’NIN VİCDANI

⌈Türkan Doğan⌉

Farkında mısınız?
Bugünlerde sessiz sedasız bir oruç tutuluyor.
Ne davullar çalıyor ne meydanlar doluyor. Ne gösterişli sofralar kuruluyor ne de inanç kalabalıkların alkışına sunuluyor. Reklamın, siyasetin, gösterişin ve çıkar hesaplarının gölgesi düşmüyor bu orucun üzerine. Bir yarışın telaşı, bir görünür olma arzusu, bir başkasına kendini kanıtlama çabası yok.
Kimse sen neden yemiyorsun diye sormuyor. Kimse sen neden yiyorsun diye yargılamıyor. Kimse lokantaların kapısına kilit vurulmasını istemiyor. Kimse çay ocaklarının ocağını söndürmüyor. Kimse başkasının lokmasına, suyuna, yaşam biçimine karışmıyor. Oruç tutmayanlar, sözlü ya da fiili bir baskıya uğrayacakları kaygısını taşımıyor.
Çünkü Muharrem’in öğretisi, insanın önce kendi nefsine dönmesini öğütler; başkasının yaşamına hükmetmesini değil.
Belki de bu yüzden Muharrem’in orucunun sokakta büyük işaretleri yoktur. Çünkü bu oruç gözlere değil, vicdanlara tutulur. Bu yas gösterilmek için değil, hissedilmek içindir. Kerbela’nın kavurucu çölünden bugüne ulaşan o büyük hakikat çağrısı, sessizliğin içinde yankılanır.
Alevi yolunda Muharrem yalnızca aç ve susuz kalmak değildir. Muharrem; insanın kendisiyle yüzleşmesi, gönlünü arındırması, nefsini sorgulaması ve vicdanının terazisinde yeniden tartılmasıdır. Her lokmada paylaşmayı, her nefeste insan olmanın sorumluluğunu, her yudum suda Fırat kıyısında susuz bırakılan mazlumları hatırlamaktır.
Muharrem günleri, İmam Hüseyin’in şahsında insanlık onurunun, adalet arayışının ve hakikate bağlılığın yeniden hatırlandığı günlerdir. Kerbela yalnızca geçmişte yaşanmış bir acı değildir; zalimin karşısında, mazlumun yanında durma iradesinin adıdır. Bu nedenle Kerbela, her çağın vicdanında yeniden yaşar.
Aleviler için Muharrem bir matem olduğu kadar bir bilinçtir. Bir yas olduğu kadar bir direniştir. Çünkü Kerbela’da yalnızca canlar toprağa düşmedi; insanlığın onuru ayağa kalktı. İmam Hüseyin ve yol arkadaşları, zulme boyun eğmenin değil, hakikatin yanında durmanın mümkün olduğunu gösterdiler.
Bu yüzden Muharrem’in sesi yüksek değildir. Çünkü hakikatin bağırmaya ihtiyacı yoktur. Bu yolun talipleri bilir ki en derin acılar sessizlikte olgunlaşır, en büyük direnişler vicdanda büyür. Onlar bilir ki Kerbela’nın ateşi yalnızca yakan bir ateş değildir; aynı zamanda karanlığı aydınlatan bir nurdur.
Bugünlerde sessiz sedasız bir oruç tutuluyor.
Ama bu sessizliğin içinde yüzyılların acısı vardır.
Bu sessizliğin içinde Zeynep Ana’nın direnci vardır.
Bu sessizliğin içinde Hüseyin’in adaleti, Abbas’ın sadakati, Kerbela’da susuz bırakılan masumların feryadı vardır.
Bu sessizliğin içinde Hakk’a yürüyen canların emaneti vardır.
Ve bu sessizliğin içinde, insan kalabilmenin en büyük sınavı saklıdır.
Farkında mısınız?
Bugünlerde sessiz sedasız bir oruç tutuluyor.
Kerbela’nın susuzluğunu yüreğinde hissedenlerin, mazlumun yanında saf tutanların, Hakk’a, hakikate ve insanlık onuruna bağlılığını sessiz bir vakar içinde sürdürenlerin orucu…
Muharrem’in sessizliği, suskunluk değildir.
Muharrem’in sessizliği, Kerbela’dan bugüne taşınan vicdanın sesidir.
Türkan Doğan

16 Haziran 2026
Muharrem Ayı’nın İlk Günü

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir