Cum. Tem 24th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Şükrü Erbaş’tan Madımak’a Vicdan Çağrısı: “Kimse Temizim Demesin”

⌈AHA⌉ Şair Şükrü Erbaş, Sivas Madımak Katliamı’nın toplumsal hafızadaki yerini ve ortak sorumluluk duygusunu işlediği “Kimse Temizim Demesin” adlı şiiriyle, 2 Temmuz 1993’te yaşanan insanlık suçuna ilişkin güçlü bir yüzleşme çağrısında bulunuyor. Madımak’ta yakılarak katledilen 33 aydın, sanatçı ve ozanın acısını dizelerine taşıyan Erbaş, yalnızca katliamı gerçekleştirenleri değil, sessiz kalanları ve toplumsal duyarsızlığı da sorguluyor.

Sivas Katliamı’nın üzerinden geçen yıllara rağmen adalet talebi sürerken, Şükrü Erbaş’ın şiiri toplumsal hafızayı diri tutan ve vicdanları sorgulamaya çağıran önemli edebi metinlerden biri olarak öne çıkıyor. Şair, şiirinde katliamın yarattığı acının yalnızca o günle sınırlı olmadığını, kuşaklar boyunca taşınacak bir insanlık sınavı olduğunu vurguluyor.

Katliamın Vicdandaki İzleri

Erbaş, şiirinde Madımak Oteli’nde yaşanan vahşeti doğrudan anlatmak yerine, katliamın insan ruhunda ve toplumsal bellekte bıraktığı izleri sorguluyor. Şiirde geçen “Asaf’ın ateşlere karşı çaldığı” dizesiyle, Madımak’ta yaşamını yitiren ozan Asım Bezirci başta olmak üzere katledilen aydınlara göndermede bulunulurken, insanlığın ortak vicdanı da hesap vermeye çağrılıyor.

Şair, çocukların, türkülerin, şiirlerin ve insan sevgisinin hedef alındığı bir karanlığı anlatırken, katliamı gerçekleştirenlerin ve buna göz yumanların vicdanlarıyla yüzleşmek zorunda kalacağını dile getiriyor.

“Bütün Bir Ülke Odun Taşıdı Behçet’in Yangınına”

Şiirin en çarpıcı dizelerinden biri olan “Bütün bir ülke odun taşıdı Behçet’in yangınına” ifadesi, Madımak Katliamı’nın yalnızca bir grup fanatiğin eylemi olmadığını; siyasal, toplumsal ve kurumsal sorumlulukların da sorgulanması gerektiğini ortaya koyuyor.

Şükrü Erbaş, bu dizelerle katliamın arkasındaki sessizliği, kayıtsızlığı ve ortak sorumluluğu görünür kılarken, hakikatle yüzleşmenin önemine dikkat çekiyor.

Madımak İçin Adalet Talebi Sürüyor

2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen 33 can, aradan geçen yıllara rağmen Alevi toplumunun, demokrasi güçlerinin ve insan hakları savunucularının ortak hafızasında yaşamaya devam ediyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da katliamın yıldönümünde adalet, yüzleşme ve hakikat talepleri yeniden yükseltiliyor.

Şükrü Erbaş’ın “Kimse Temizim Demesin” şiiri de bu hafızanın ve adalet arayışının edebi tanıklıklarından biri olarak, Madımak’ta yitirilenlerin anısını yaşatmayı sürdürüyor.

Kimse Temizim Demesin

ŞÜKRÜ ERBAŞ

Sonra onlar çılgınlık bitip
Sürü dağılınca, yapayalnız gecelerde
Durgun ve dilsiz, yastıklara çivili
Bir mızıka sesiyle uyanmazlar mı
Asaf’ın ateşlere karşı çaldığı?..

Bir otel odasında gencecik çocuklar
Çırpındıkça bir yudum soluk için
Üzerine benzin döküp oynayanlar
Onlar birgün öpmeye eğilince çocuklarını
Dudaklarında duman ve yanık et kokusu
Boğum boğum tıkamaz mı soluklarını?..

Sevgisiz bir Tanrının kinle büyüttüğü
Ölüme tapınan o siyah adamlar
Onlar birgün yağmurlardan sonra
Güneş salkım salkım dallarda yanarken
Rüzgârdan utanıp sudan korkmazlar mı?..

Ayrılık herkesin kapısını çalar birgün
Dağlar kararırken ya da günün eşiğinde
Onlar, saz kırıp şiir yakanlar
İçlerinde gezinen kederi bir türküyle
Bastırmak isterlerse derinden ve sessiz
Çalmazlar mı duvarlara kirli bedenlerini?..

Kimse temizim demesin, kimse
Bütün bir ülke odun taşıdı Behçet’in yangınına…
Onlar, secdesi küf kıblesi korku olanlar
Onlar birgün ölüm menevişlenince içlerinde
Tütmez mi kirpiklerinde “dumanı lekesiz biri”?..

Şükrü Erbaş
(Fotoğraf: Ozanlar Anıtı Kültür Merkezi, 2 Temmuz 1993 Sivas)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir