Cum. Tem 24th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Toprağın Dilini Arayan Bir Şiir

Bazen bir şiir, yalnızca duyguları anlatmaz; insanın doğayla kurduğu ilişkinin aynası olur. Fırat Deniz’in kaleme aldığı bu şiir, betonlaşan kentlerin, kuruyan nehirlerin, yok edilen ormanların ve her geçen gün biraz daha ağırlaşan iklim krizinin ortasında insanı kendi vicdanıyla yüzleştiriyor.

Şair, sabahın serinliğinden başlayıp betonun sıcağına uzanan yolculuğunda, doğaya verilen tahribatın yalnızca çevresel değil, aynı zamanda insani bir yıkım olduğunu hatırlatıyor. Buna rağmen umudu elden bırakmıyor; bir serçenin kanadında, bir fidanın yeşilinde ve bir çocuğun gülüşünde geleceğe dair inancı büyütüyor.

Fırat Deniz’in şiiri şöyle:

Günaydın…

Sabahın en güzel saatleri…
Serinlik usulca yüzüme dokunuyor.
Rüzgâr,
sanki yeryüzünün son temiz nefesini
avuçlarıma bırakıyor.

Sonra gün büyüyor…

Güneş yükselmiyor yalnızca,
beton da ısınıyor.
Duvarlar, yollar, meydanlar…
İnsan, kendi yaptığı taş ormanının içinde
nefesini arıyor.

Bir zamanlar
çınarların gölge verdiği yerlerde
şimdi beton kuleler yükseliyor.
Kuşların türküsünü
iş makinelerinin gürültüsü bastırıyor.

Toprağın sesini susturduk.
Suyun yönünü değiştirdik.
Ağaçları devirdik.
Sonra da
kuraklığa, sıcağa, sele, yangına
“kader” dedik.

Oysa kader değildi…
Hoyratlıktı.
Doymak bilmeyen hırstı.
Doğayı bir emanet değil,
tüketilecek bir mal sanan akıldı.

Şimdi kelimeler eksik kalıyor.
Çünkü bazı acılar
şiire de sığmıyor.

Yine de umudumu
bir serçe kanadında,
bir fidanın yeşilinde,
bir çocuğun gülüşünde saklıyorum.

Belki insan,
bir gün yeniden toprağın dilini öğrenir.

O gün geldiğinde,
rüzgâr yalnız serinlik değil,
umut da taşır.

Ve dünya,
yeniden hep birlikte
derin bir nefes alır.

Fırat Deniz
Temmuz 2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir