FDG Başkanı Kemal Karabulut: “Geciken Adalet, Eksik Adalettir”
Anayasa Mahkemesi (AYM), Sivas Katliamı’na ilişkin 2014 yılında yapılan bireysel başvuruyu 12 yıl sonra karara bağladı. Yüksek Mahkeme, katliama ilişkin yargı sürecinin etkili yürütülmediğine hükmederek “yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği” kararını oy birliğiyle verdi. Karar doğrultusunda katliamda yaşamını yitirenlerin yakınlarına manevi tazminat ödenmesine hükmedildi.
Anayasa Mahkemesi’nin Sivas Madımak Katliamı davasına ilişkin “yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği” yönündeki kararı, Alevi kurumları ve insan hakları savunucuları tarafından farklı yönleriyle değerlendirilmeye devam ediyor. Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG) Başkanı Kemal Karabulut, Alevi Haber’in sorularını yanıtlayarak kararın hukuki, siyasal ve toplumsal boyutlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
AHA – Özle Röpoetaj ⌉ Anayasa Mahkemesi’nin, Sivas Madımak Katliamı davasında devletin etkili bir yargılama yürütmediğine hükmederek yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar vermesi, 33 yıldır adalet arayan aileler ve Alevi kurumları açısından yeni bir tartışma sürecini de beraberinde getirdi.
Kararın, devletin sorumluluğunu kabul etmesi bakımından önemli bir eşik olduğu değerlendirilirken, bunun gerçek adaletin sağlandığı anlamına gelmediği yönündeki görüşler de öne çıkıyor. Katliamın tüm yönleriyle aydınlatılması, cezasızlık politikalarının sona erdirilmesi, Madımak Oteli’nin bir hafıza mekânına dönüştürülmesi ve Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanması yönündeki beklentiler ise gündemdeki yerini koruyor.
Alevi Haber Ağı, Anayasa Mahkemesi’nin kararını Avrupa’daki Alevi kurumlarının temsilcilerine sormayı sürdürüyor. Röportaj dizimizin üçüncü konuğu, Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG) Başkanı Kemal Karabulut oldu.
Karabulut, kararın anlamını, Sivas Katliamı’yla yüzleşme sürecini, Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesini ve bundan sonraki döneme ilişkin beklentilerini Alevi Haber Ağı’na değerlendirdi.
İşte Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG) Başkanı Kemal Karabulut Alevi Haber Ağı’nın sorularına verdiği yanıtlar:
1: Anayasa Mahkemesi’nin Sivas Katliamı davasına ilişkin verdiği “yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği” kararını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu karar sizce 33 yıldır sürdürülen adalet mücadelesi açısından ne ifade ediyor?
Kemal Karabulut: Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, devletin Sivas Katliamı sonrasında yürüttüğü yargı sürecinin etkili olmadığının en yüksek yargı organı tarafından kabul edilmesi açısından tarihi bir öneme sahiptir. Bu karar, 33 yıl boyunca geciktirilen adaletin de bir nebze tescilidir.
Ancak unutulmamalıdır ki geciken adalet, eksik adalettir. 33 aydın, sanatçı ve yazar ile iki emekçinin yaşamı geri getirilemez. Ailelerin acısı hiçbir tazminatla giderilemez. Bu karar, adalet mücadelesinin sonu değil; devletin yıllarca yerine getirmediği sorumluluklarının gecikmiş bir kabulüdür.
Sivas Katliamı süreci, Türkiye’deki cezasızlık kültürünün en açık örneklerinden biridir. Fail ve sorumluların tamamının ortaya çıkarılmaması, hukukun üstünlüğüne olan güveni derinden zedelemiştir. Özellikle son 24 yılda yargı bağımsızlığı, demokratik kurumlar ve temel haklar alanında yaşanan gerilemeler, geçmişteki ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşmeyi daha da zorlaştırmıştır.
Sivas yalnızca Alevilere yönelik bir saldırı değildir; demokrasiye, laikliğe, düşünce özgürlüğüne ve birlikte yaşama iradesine yönelik bir saldırıdır. Gerçek adalet; tüm sorumluların ortaya çıkarılması, ihmali bulunanların hesap vermesi ve Türkiye’de cezasızlık düzeninin sona ermesiyle mümkündür.
2: Aradan geçen 33 yıla rağmen sizce Sivas Katliamı ile gerçek anlamda yüzleşilebildi mi?
Kemal Karabulut: Hayır. Türkiye, Sivas Katliamı ile gerçek anlamda yüzleşememiştir. Madımak bugün hâlâ yalnızca bir katliamın değil; inkârın, cezasızlığın ve devletin geçmişiyle hesaplaşmaktan kaçınmasının sembollerinden biridir.
33 yıl boyunca devlet, ağırlıklı olarak bireysel failler üzerinden bir yargılama yürütmüş; ancak katliamın arkasındaki siyasal, toplumsal ve kurumsal boyutlarıyla yüzleşme iradesi göstermemiştir. Oysa demokratik devletler, karanlık geçmişleriyle yüzleşerek güçlenir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, başta 1937/38 Dersim soykırımı olmak üzere tarihindeki ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşmek zorundadır. Gerçek demokrasi; geçmişin üzerini örterek değil, hakikatle cesaretle yüzleşerek inşa edilir. Unutmak ve inkâr etmek değil; kabul etmek, hesaplaşmak ve adalet sağlamak toplumsal barışın tek yoludur.
Türkiye’de özellikle Erdoğan rejimi döneminde demokratik hukuk devleti ilkelerindeki gerileme, geçmişte yaşanan insan hakları ihlallerinin tam anlamıyla sorgulanmasını daha da zorlaştırmıştır. Cezasızlık kültürü yalnızca geçmiş mağdurlarını değil, geleceğin güvenliğini de tehdit etmektedir.
Alevi toplumunun talebi intikam değil; hakikat, adalet ve yüzleşmedir. Sivas Katliamı bütün yönleriyle aydınlatılmalı, sorumlular ortaya çıkarılmalı ve cezasızlık anlayışına son verilmelidir.
Madımak Oteli, devletin sorumluluk bilinciyle bir Hafıza ve Utanç Müzesi olarak düzenlenmelidir. Bu, yalnızca Alevilere değil, Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları geleceğine karşı bir sorumluluktur. Sivas adaleti yalnızca Alevilerin değil; demokrasiye, laikliğe ve insan onuruna inanan herkesin ortak mücadelesidir.
3: Türkiye’de Alevilerin eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve demokratik haklara ilişkin temel taleplerinin karşılanması için hangi adımlar atılmalıdır?
Kemal Karabulut: Alevilerin talebi çok nettir: Eşit yurttaşlık. Biz ayrıcalık istemiyoruz, lütuf beklemiyoruz. Anayasa’nın ve uluslararası insan hakları hukukunun bütün yurttaşlara tanıdığı hakların eksiksiz uygulanmasını istiyoruz.
Ne yazık ki Türkiye’de bugüne kadar Alevilerin temel talepleri konusunda kalıcı ve samimi bir çözüm üretilmedi. Alevilerin talepleri demokratik bir hak olarak değil, çoğu zaman siyasi ve idari bir mesele olarak ele alındı.
Öncelikle devlet, Aleviliği tanımlama veya kontrol etme anlayışından vazgeçmelidir. Cemevleri ibadethane olarak tanınmalı, Aleviler inançlarını özgürce yaşama hakkına kavuşmalıdır.
Zorunlu din dersleri çoğulcu ve insan haklarına uygun hâle getirilmeli; inanç temelinde ayrımcılık ve nefret söylemiyle mücadele edilmelidir. Dersim, Maraş, Çorum, Gazi, Roboski ve Sivas gibi kırımlarla gerçek anlamda yüzleşilmeli, cezasızlık kültürüne son verilmelidir.

Alevi meselesi sadece Alevilerin meselesi değildir. Bu, Türkiye’nin demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları sınavıdır. Türkiye’nin ihtiyacı yeni vaatler değil; bütün yurttaşlarını eşit gören gerçek bir demokratik hukuk devletidir.
Son Olarak: Anayasa Mahkemesi’nin bu kararının ardından Alevi toplumuna, demokrasi güçlerine ve kamuoyuna vermek istediğiniz mesaj nedir?
Kemal Karabulut: Anayasa Mahkemesi’nin kararı önemlidir, ancak 33 yıllık adalet arayışının sonu değildir. Bu karar bize bir kez daha göstermiştir ki adalet, ancak toplumun kararlı mücadelesiyle mümkün olur.
Alevi toplumuna mesajımız şudur: Hafızamızı ve hakikat mücadelemizi asla kaybetmeyeceğiz. Sivas’ta hedef alınan yalnızca insanlar değildi; düşünce özgürlüğü, laiklik, demokrasi ve insan onuru hedef alındı.
Demokrasi güçlerine çağrımız açıktır: Sivas Katliamı yalnızca Alevilerin acısı değildir. Madımak’ta yakılmak istenen değerler, bütün toplumun ortak değerleridir. Bir ülkede cezasızlık normalleşirse, hiçbir yurttaş kendini güvende hissedemez.
Son yıllarda Türkiye’de hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve temel haklar alanında yaşanan gerilemeler, geçmişle yüzleşme süreçlerini daha da zorlaştırmıştır. Ancak demokratik toplumlar geçmişlerini inkâr ederek değil, hakikatle yüzleşerek güçlenir.
Biz Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG) olarak; intikamın değil adaletin, nefretin değil barışın, ayrımcılığın değil eşit yurttaşlığın savunucusuyuz. Son sözüm şudur: Sivas yalnızca geçmişin değil, Türkiye’nin vicdan meselesidir. Tarihi ile gerçek anlamda yüzleşmeden Türkiye’nin demokrasi iddiası olamayacaktır.
Berlin, 24 Temmuz 2026
Teşekkür
Alevi Haber Ağı olarak, Anayasa Mahkemesi’nin Sivas Madımak Katliamı davasına ilişkin kararını değerlendiren, sorularımızı içtenlikle yanıtlayan Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG) Başkanı Kemal Karabulut’a teşekkür ediyor; hakikat, adalet, demokrasi ve eşit yurttaşlık mücadelesine ilişkin değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaşmasından dolayı kendisine şükranlarımızı sunuyoruz.
Alevi Haber Ağı (AHA), Sivas Madımak Katliamı’na ilişkin Anayasa Mahkemesi kararının farklı boyutlarını; Alevi kurumlarının temsilcileri, hukukçular, aydınlar, sanatçılar, gazeteciler, siyasetçiler ve hak savunucularının görüşleriyle aktarmayı sürdürecektir.
Saygılarımızla,
Hasan Subaşı
AHA Yayın Kurulu Başkanı

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler