Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Suriye’de savaşa hayır!

” Bir doğa yasası değildir savaş. Barışsa bir armağan olarak verilmez insana. Savaşa karşı barış için katillerin önüne dikilmek gerek; Hayır, biz yaşayacağiz” demek gerek.

Bertolt Brecht

 Sermaye, azgınlaşan iktidarlar, kifayetsiz ve muhteris idareciler, ikballeri için halkı ve doğayı feda etmeye hazır olanlar, hareket kabiliyetlerini kaybettiklerini ve siyaset üretemediklerini fark ettikleri anda savaş kartını düşünürler. Savaş, halklar, emekçiler, komşular ve kardeşler için felakettir. Savaş, patronlar, müstekbirler, kavminin asabiyetiyle kinlenmişler için ise fırsattır, zira onlar ganimetten başkasını düşünmezler.

Bir ülkenin savaşa girmesi istenilecek son şeydir! AKP iktidarı, Ortadoğu`da ve ülke içinde, halklar arasında açık bir şekilde etnik düşmanlık, din-mezhep düşmanlığı ve savaş yanlısı politikalar izlemektedir. Erdoğan-AKP iktidarı içte ve dışta barış karşıtı politikalar izlemektedir. AKP hükümetleri döneminde Mısır`da, Suriye`de, Irak`ta, Libya`da şeriatçı güçlerin yanında yer alınmış, siyasal İslamcı politikaların parçası olunmuştur.

Türkiye, emperyalist güçlerin Suriye`ye yönelik müdahalelerinin yanında, kullanılan bir ön cephe ülkesi gibi yer almıştır. AKP, emperyalist ülkelerin karmaşık politikalarına ve bölgedeki hızlı değişimlere ayak uyduramamış ve hem kullanılan hem de “yalnız” bir ülke olmuştur. AKP Türkiye`si komşu ülkelerle “sıfır sorun”dan “sıfır komşu”luğa geçmiştir.

Bütün dünyanın bildiği üzere iktidar, kör terör yöntemlerini benimseyen, insanları başlarından kesip kalplerini yiyen, ırza geçme ve katliamı “cihad” olarak gören Suriye ve Irak`taki şeriatçı güçlerin Türkiye`yi lojistik, geçiş ve bir harekât üssü olarak kullanmalarına destek olmuştur.

Suriye ordusu ile Türkiye askerleri arasında kayıplarla sonuçlanan ilk sıcak çatışma İdlib önlerinde gerçekleşti. Rusya, İran ve Türkiye arasında yapılan Astana ve Soçi anlaşmalarının varlığına rağmen gerçekleşen bu sıcak çatışma, daha büyük savaşların bir habercisi olabilir.   Böyle devam ederse İdlib‘in AKP  için Vietnam olması kaçınılmaz olacak.

Rusya ve ABD, Suriye’de kendi nüfuz alanlarını kuruyor. Türkiye’de siyasal iktidar savaşçı bir tutumla bu iki emperyalist gücün arasında kendine yer açmaya çalışıyor. Bütün bunların bedelini Ortadoğu’da ve Türkiye’de yaşayan insanlar ödüyor.

Astana süreci adıyla bilinen mutabakata imza atan Türkiye şu sözleri vermiştir: Suriye’nin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine bağlılık, Şam-Halep karayolunun terörden arındırılarak açılması ve İdlib’de terör güçleriyle muhalefet güçlerinin ayrıştırılması. AKP iktidarı, verdiği sözleri yerine getirememiş, karayolu açılamamış, terör ile muhalefet güçleri birbirinden ayrıştırılamamış, bunlar için kurulduğu söylenen gözlem noktaları ise işlevsiz hale gelmiştir.

İdlib bugün El Kaide’nin türevi ve terör örgütü olarak Türkiye tarafından da kabul edilen HTŞ isimli cihatçı çetelerin kontrolündedir. Bu katliamcı terör çetelerine Türk askerinin kalkan olmasının ülke çıkarlarımızla hiçbir ilgisi yoktur!

Suriye Hükümeti’nin, kendi topraklarını terörden temizleme adına başlattığı operasyon meşrudur. AKP iktidarının bu operasyonlara karşı çıkmasının meşru bir zemini bulunmazken, Suriye’de cihatçı terörü koruyan bir politika izlenimi veren adımlardan uzak durmalıdır.

 

Suriye halkları dış güçlerin müdahalelerinden çok zarar gördü, yüz binlerce insan öldü, milyonlarca insan göç etmek zorunda kaldı. Suriye’de savaşın tarafı olmak hiçbir şeye çare olmadığı gibi, daha fazla kan ve gözyaşı demektir.

Suriye’de eşit, özgür, demokratik bir düzen Suriye halkları tarafından kurulacaktır. Suriye’de bulunan bütün dış güçler, derhal burayı terk etmelidir. Suriye’ye askeri müdahale yerine, barış ve diyalog ortamının sağlanması için çaba gösterilmelidir.

Erdoğan-AKP iktidarı Ortadoğu‘da ve ülkemizde emperyalizmin oyun alanı içindedir ve tek derdi iktidarını korumaktır. Savaşı tüm sıcaklığı ile hissettiğimiz bu günlerde, barış talebi ülkemiz ve bölgemiz için hiç bu kadar yakıcı ve acil olmamıştı. Savaşa girmek için can atan, kardeş halklar arasında ırkçı, dinci, mezhepçi ayrılıkçı söylemlerin arttırıldığı, kin ve nefret tohumlarının ekildiği bu dönemde, barışa inanan herkes, yüksek sesle ve hep bir ağızdan Savaşın değil, barışın ve halkların kardeşliğinin sesi olalım! diye haykırmalıdır!

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.