Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Kadın özgür olmazsa her yanımız eksik kalır

 

Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınların direnerek kazandığı günün adı.  8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde tekstil fabrikasında grevdeki kadın işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, ardından çıkan yangında 120 kadın işçinin ölerek bedel ödemesi sonucunda kazanılan hakkın günü. Fakat bu hakkın alınması üzerinden yüzlerce yıl geçmesine rağmen kadınların ne iş hayatında, ne de günlük yaşamlarında onların lehine gelişmelerin olmadığına hepimiz şahit olmaktayız.2019 yılı itibarıyla 83 milyon kişiden oluşan Türkiye nüfusunu 41 milyon üzeri erkek, 41 milyon üzeri kadın nüfusundan yani neredeyse ülke nüfusunun yarısı kadınlardan oluştuğunu görmekteyiz.Nüfusun yarısının kadınlardan oluşmasına rağmen, kadınların iş hayatına katılımlarına baktığımızda durumun farklı olduğunu görmekteyiz.

* Yıllık verilere göre, kadınların işgücüne katılma oranı Türkiye’de yüzde 32,5 iken; OECD üye ülke ortalamalarında yüzde 51,9, AB üye ülke ortalamalarında yüzde 46.”

*  Kasım 2018 verilerinin yer aldığı işgücü istatistiklerine göre, 15-64 yaş grubundaki toplam erkeklerin %78,5’i işgücüne katılım gösterirken, bu oran kadınlarda sadece %38,3.

* İş hayatında sigorta ve kayıtlılık durumu da yine cinsiyetler açısından oldukça adaletsiz bir tablo sunuyor. Tarımda neredeyse aynı sayıda çalışan erkek ve kadın bulunmasına rağmen kayıtlılık oranında büyük bir fark söz konusu; tarımda çalışan kadınların %92,7’si kayıt dışı çalıştırılırken, erkeklerin ise %76,9’u kayıt dışı çalıştırılıyor. Tarım dışı faaliyet alanlarında nispeten daha eşit bir oran gözlense de, halen tarım dışı alanlarda istihdam edilen kadınların %24,3’ünün bir sosyal güvencesi yok.

* Okuryazar olmayan nüfus oranında da cinsiyetler arası büyük bir eşitsizlik var.  2016 verilerine göre, 6 yaş ve üzeri nüfus içerisinde yaklaşık 2,5 milyon kişi, yani toplamın %3,5’u okuma yazma bilmiyor, bu nüfusun içerisinde ise kadınların oranı %84,

* 6 yaş üstü toplam kadın nüfusun %5,9’u okuma yazma bilmezken, erkeklerde bu oran sadece %1,1.

 

Kadınların işgücünde karşılaştığı sıkıntılar bu yazdıklarımızın çok çok üstünde. Siyasette de kadınların durumu iş hayatından farklı değil

Kadınlar  ilk önce, 1930 yılında belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına kavuşur ve çok sayıda kadın belediye meclislerine girer.

  • 1933 yılına gelindiğinde Köy Kanunu’nunda yapılan değişiklikle  kadınlarartık muhtar ve heyetlerine seçme ve seçilme hakkına da sahip olur.
  • 1934 yılında Anayasa ve Seçim Kanunu’nda değişiklik yapılması sonucu gerçekleşir. Böylece  kadınlar22 yaşında seçme, 30 yaşında seçilme hakkına sahip olur.
  • Yapılan ilk seçimde 17 kadın milletvekili seçimi kazanarak meclise girer. Türkiye’de Meclis’te kadın oranı ise yüzde 14,9. Türkiye 104 kadın vekille 186 ülke arasında 132. sırada yer alıyor. Ancak bu 82 kadın vekilden beşi şu anda cezaevinde tutuluyor.
  • Mecliste kadın oranının en yüksek olduğu ülkeler : % 41,7’li oranla  İskandinav ülkeleri. Mecliste kadın oranları şöyle: Amerika (Kuzey ve güney toplam): % 28,3,  Avrupa (Kuzey ülkeleri hariç): %25.Sahra altı Afrikası: %23,8, Asya: % 19,6, Arap ülkeleri: % 18,9, Pasifik: %15.
  • Türkiye’de sadece 63 kadın büyükelçi bulunuyor.
  • 81 ilden 43’ünden, yani Türkiye’deki illerin yüzde 53’ünden hiç kadın milletvekili çıkmadı.

Küçük yaşta evlendirilen binlerce çocuğumuz, soldurulan yarınlarımız.Küçük yaşta evlendirilen adına çocuk gelin dediğimiz evliliklerde 18 yaş altında evlendirilen kız çocuklarının durumu da vahim olarak devam etmektedir.

  • Avrupa’da erken yaşta evliliklerin en çok görüldüğü ülke olarak Türkiye ilk sırada yer aldı.
  • Türkiye’de kız çocuklarının son 5 yılda yaptığı doğum sayısının, 84 bin 462.
  • Yapılan araştırmalara göre; Doğu ve Güney Doğu bölgelerinde evlilik yaşının 11’e kadar düştüğü, TÜİK’e göre; son 10 yılda 16-17 yaş grubunda toplam 381 bin 418 kız çocuğu evlendiği.
  • Eğitimsizlik, ekonomik gerekçeler, töre, aşiret gibi toplumsal faktörler, gelenekler, görenekler, aile içi şiddet, toplum baskısı, mülkiyet unsuru, taciz ve tecavüze uğrama gibi sebeplerle çocukların erken yaşta evlendirilir.
  • Dünya genelinde her 7 dakikada 15 yaş altındaki bir kız “çocuk gelin” olurken, 18 yaşından önce evlenen kız çocuklarının toplam sayısı yılda 12 milyona ulaşıyor.
  • Türkiye’de kadına bakışın, şiddetin, tecavüzün artmasına ve önlenememesinin önemli sebeplerinden birisi de siyasilerin ve özellikle ülkemizde Diyanet gibi islami kurumların verdiği fetvaların kadına bakışın etkisi çoktur.

Diyanet, bulûğ çağına girmiş olanların da dinen nikahlanabileceğini belirtti. Diyanet, bulûğ yaşının alt sınırını kızlarda 9, erkeklerde 12 olarak belirtti. Diyanet, kızların 9 yaşında gebe kalabileceklerini, erkeklerin de 12 yaşına girdiklerinde baba olabileceklerini bildirdi.

 

Kadına şiddet

 

  • , 01.01.2016 ile 31.08.2018 tarihleri arasında öldürülen kadın sayısı 1021, şiddet gören kadın sayısı 870 ve tecavüze uğrayan kadın sayısı 342.
  • 2003 ile 2017 yılları arasındaki veriler baz alındığında kadın cinayetlerinde 14 yıldaki artış, yaklaşık % 392 olmuştur.”
  • Bu bağlamda kadına yönelik şiddeti birkaç alt kategoride ele almak meselenin boyutlarını anlamada yardımcı olacaktır: Psikolojik şiddet, Cinsel şiddet, Sözel şiddet, Ekonomik şiddet, Sosyal şiddet kadını aşağılayan şekilde artarak devam etmektedir.
  • 2003 yılında erkekler tarafından öldürülen kadın sayısı 83 iken, Her üç kadından biri her gün şiddete maruz kalıyor. Resmi rakamlara göre sadece Türkiye’de 2011 Ocak-2019 Ağustos arası 2636 kadın cinayeti işlendi. 2018’de 440, 2019’un ilk 8 ayında ise 294 kadın cinayeti… Birleşmiş Milletlerin yayınladığı rapora göre 2017 yılında dünyada 87,000 kadın cinayeti işlendi. Bu cinayetlerin %58’i kurbanların tanıdıkları tarafından işlendi. Yani 2017 yılında her gün 137 kadın bir tanıdığı tarafından öldürüldü.
  • Çoğu kadın cinayeti herkesin gözünün önünde yaşandı, güpegündüz yaşandı, ‘geliyorum’ dedi ve maalesef geldi. Kadın cinayeti kurbanları çoğu zaman daha önce suç duyurusu bulunmuş, yardım talep etmiş kadınlar. Kadınların şikayetlerinin ciddiye alınmaması, cezaların yeterince caydırıcı olmaması ve polisin olaylara etkili müdahale edememesi adeta katillerin işini kolaylaştırıyor.
  • Faillerin yüzde 63,5’i eş veya partner, yüzde 32’si ise akrabadır” dedi.

 

Küresel toplumsal Cinsiyet Uçurumu raporlarına göre Türkiye 144 ülke arasında:

  • Kadınların iş gücüne katılımında 131’ci, siyasal hayata katılımında 113’ncü, eğitim eşitliğinde 106’cı, sağlık hizmetlerine ulaşımında 67’nci sırada yer aldığını göstermektedir.

AKP döneminde kadınlar çalışma hayatının dışına itildi. Çalışan 1 milyondan fazla kadın ya işsiz kaldı ya da eş baskısı nedeniyle evine kapandı.

 

Sonuç olarak erkek ve kadının eşit koşullarda çalışma ve sosyal yaşam içerisinde yer alması gerekirken yukarıda verdiğimiz verilere baktığımızda durumun kadınlar açısından çok vahim olduğunu görmekteyiz.                                                               Kadını cinsel bir meta, çocuk doğuran, evine kapanan, erkeginin hizmetinde olmasını isteyen bir bakış açısına sahip olan AKP iktidarında kadının yaşam şartlarının iyileşmesini beklemek hayapcilik olur.                                                   Erkeğinden şiddet gören kadınların polise yapmış olduğu korunma başvurusu ciddiye alınmayıp kadını katilinin insafına bırakan bir devlet anlayışı kadınlar katledildikten sonra da aynı tavrını mahkemelerde yargılama esnasında katili koruyarak, ceza indirimi uygularak koruma altına almaktan çekinmemektedir. Kadını böyle gören erkek egemen toplumunda kadının durumunun iyileşmesini beklemek, onların lehine kanunlar çıkartmasını beklemek olmaz.                           Tecavüz edilen çocukları ve kadınları tecavüzcüsü ile evlendirmek için kanunlar çıkartan erkek egemen devlet anlayışında ancak mücadele ile haklar alınır.

Unutulmasın bugün 8 Mart Dünya emekçi kadınların günü. Onların bu günlerinde sokağa çıkarak seslerini, sorunlarını haykırmak isteyen kadınlarımızın yürüyüşleri onlardan korkan devletin kolluk güçleri tarafından engelenmektedir. Buna ragmen sokağa çıkan kadınlarımıza gaz sıkan devletten onun kolluk kuvvetlerinden kadına saygı beklemek, onun sorunlarının çözüleceğini ummak hayalperestlik olur.                                                                                                                               Erkek çocuklarına ilk dersler evde verilmeli ve bu dünyada kızlar ve kadınlarla birlikte eşit şartlarda ve aynı imkanlar dahilinde yaşayacakları öğretilmelidir.Erkek çocukların çocukluk yaştaki davranışları kadına hükmeden ataerkil bir düzende olmamalıdır. Erkek çocuklara büyümeye başladıkları andan itibaren eğitimde, sanatta, siyasette, çalışma hayatında ve evdkadınlarla bir arada yaşayacakları öğretilmelidir.                                                                                                             Kadının hayatın her alanında özgür yaşadığı, ayrımcılığa, siyasal, ekonomik baskı görmediği, cinsiyetinden dolayı işyerlerinde cinsel obje olarak görülmediği, her türlü sosyal haklarının aldığı, özgür birey olarak toplumun gelişmesinde katkı sunduğu bir yaşam şartlarını yaratmak zorundayız.                                            Senenin sadece bir günü değil her günü yaşamı yaratan elleri, bizleri doğuran özgür birey olarak yetişmemizi sağlayan o kutsal insanlara karşı yaratmak zorundayız. Kadınlarımızın bedel ödeyerek kazandıkları 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun…

Metin Kaçmaz

8 Mart 2020

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir