Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

İzmir Dayanışma Gönüllüleri, koronavirüs salgınına karşı il ve ilçe belediyelerine “Dayanışma Ağı”nın kurulması için çağrıda bulundu.

 

İzmir Dayanışma Gönüllüleri, koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı tüm kenti içine alacak bir “Dayanışma Ağı’nın kurulmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Çok sayıda meslek grubundan 250 kişinin yer aldığı platform tarafından yapılan açıklamada, salgının yarattığı sorunların daha da ağırlaşacağı uyarısı yapıldı.

‘Dayanışma içinde aşmayı öneriyoruz’
Açıklamada, “Salgının yayılmaması için fiziksel olarak birbirimizden uzaklaşmamız ve evlerimize kapanmamız nedeniyle en aza inen toplumsal bağlarımız, kurumların iyi çalışması ve en aza inen toplumsal ilişkilerin farklı şekillerde yeniden kurulmasıyla güçlendirilmek zorunda” denildi. Açıklamada, “İzmirli yurttaşlar olarak bu çabaları ortaklaştırmayı; yerel yönetimlere, sivil toplum örgütlerine, meslek odalarına ve tüm İzmirlilere, iç içe geçmiş birçok toplumsal ağdan oluşan büyük bir dayanışma ağı etrafında bir araya gelmeyi; yaşadığımız ve yaşayabileceğimiz zorlukları dayanışma içinde aşmayı öneriyoruz” çağrısı yer aldı.

Tüm kenti örgütleyecek bir ağ


Açıklamanın devamında, şu ifadelere yer verildi: “Komşuluk ve sokak ölçeğindeki ağlardan başlayarak mahalle ağlarına, oradan ilçe ağlarına ve genel İzmir ağına ulaşacak bir örgütlenme, yaşadığımız sorunlarla baş etmede çok önemli işlevler görecektir. Gönüllüler ve yerel yönetimler, bu yapılanmanın iki temel bileşeni olarak düşünülebilir. Gönüllüler bulundukları her yerde sorunlara müdahale edebilir, kendi desteğini aşan noktalarda ilçe ya da İzmir ağını harekete geçirebilir. Örneklerini sosyal medyada gördüğümüz gibi, gönüllüler becerilerine göre çok değişik alanlarda katkı sunabilir. Ayrıca, krizde ortaya çıkan sorunlarla ilgili profesyonel nitelikleri olan gönüllüler ilçe ya da İzmir ağında da yer alabilir. İzmir Dayanışma Gönüllüleri olarak, Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin öncülüğünde kurulacak kriz yönetimi merkezlerinin, kentte yaşayan tüm yurttaşların, sivil toplum örgütlerinin, uzmanların katılımını; gönüllülerin çabalarını ortaklaştırmayı mümkün kılacak şekilde acilen yapılandırılmasını öneriyoruz.”

Yapılan çağrıda, “İzmirli yurttaşlar olarak bu çabaları ortaklaştırmayı; yerel yönetimlere, sivil toplum örgütlerine, meslek odalarına ve tüm İzmirlilere, iç içe geçmiş birçok toplumsal ağdan oluşan büyük bir dayanışma ağı etrafında bir araya gelmeyi; yaşadığımız ve yaşayabileceğimiz zorlukları dayanışma içinde aşmayı öneriyoruz. Salgın nedeniyle yüz yüze ilişkinin en aza indiği ve toplu olarak bir araya gelmenin mümkün olmadığı koşullarda, bu dayanışma ağı, dijital platform üzerinde oluşturulabilir ve gereken durumlarda az sayıda kişinin yüz yüze etkileşimiyle sürdürülebilir. Komşuluk ve sokak ölçeğindeki ağlardan başlayarak mahalle ağlarına, oradan ilçe ağlarına ve genel İzmir ağına ulaşacak bir örgütlenme, yaşadığımız sorunlarla baş etmede çok önemli işlevler görecektir.  Gönüllüler ve yerel yönetimler, bu yapılanmanın iki temel bileşeni olarak düşünülebilir. Gönüllüler bulundukları her yerde sorunlara müdahale edebilir, kendi desteğini aşan noktalarda ilçe ya da İzmir ağını harekete geçirebilir. Ayrıca, krizde ortaya çıkan sorunlarla ilgili profesyonel nitelikleri olan gönüllüler ilçe ya da İzmir ağında da yer alabilir. Yerel yönetimler hem İzmirlileri temsil etmesi hem de kent için ayrılan maddi kaynaklara ve gerekli veri altyapısına sahip olmaları nedeniyle dayanışma ağlarının temel bileşenidir. Katkı koyacak diğer bileşenleri de içerecek şekilde, ilçe ağlarının düğüm noktaları ilçe belediyelerin öncülüğünde yapılandırılmalıdır. Her ilçede, kriz merkezi işlevlerini yerine getirecek, gerekli sağlık koşullarına göre düzenlenmiş en az bir mekân oluşturulması uygun olacaktır” ifadeleri kullanıldı.

‘KAYNAKLAR YENİDEN PLANLANMALI’

Çağrıda, bu ağın bütün İzmir’i temsil etmesi ve kapasitesi nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediyesi‘nin bu dayanışma ağının öncüsü olmalı gerektiğine dikkat çekilirken, “Ağların bağlandığı düğüm noktası burada oluşturulmalıdır. Öte yandan İzmir Büyükşehir Belediyesi etrafında oluşturulacak ana kriz merkezi özelliğindeki bu yapı, farklı katılımlarla ve gönüllü katkılarını alacak biçimde zenginleştirilmelidir. Yerel yönetimlerin elindeki kaynaklar yeniden planlanmalı, önceliği olmayan yatırımlardan krizle mücadeleye kaynak aktarılmalıdır.

Güvenilir, etkileşime açık, bilgi ve moral kaynağı olacak bir dijital medya sistemi oluşturulmalı, öte yandan yeni araçları kullanamayan kesimler için de bilgilendirme amaçlı afiş, broşür, sabit telefonlar, anons araçları, radyo gibi geleneksel iletişim mecraları kullanılmalıdır.

Ayrıca, internet iletişimde meydana gelebilecek olası bir aksamada da bu kanallar herkes için önemli olacaktır. Desteğe en çok ihtiyaç duyacak kesimler, gıda vs. temininde sorun yaşayacak kent yoksulları (günübirlik çalışanlar, enformel sektör çalışanları, geliri olmayanlar, mahkum yakınları vb), göçmenler, sokakta yaşayanlar, engelliler ve hastalığa en açık olan yaşlılardır. Kaynak kullanımında bu gruplara öncelik sağlanmalıdır.

İzmir Dayanışma Gönüllüleri olarak biz, Büyükşehir Belediyesi ve İlçe Belediyelerinin öncülüğünde kurulacak kriz yönetimi merkezlerinin, kentte yaşayan tüm yurttaşların, sivil toplum örgütlerinin, uzmanların katılımını; gönüllülerin çabalarını ortaklaştırmayı mümkün kılacak şekilde acilen yapılandırılmasını öneriyoruz. Bu zor günlerden şehrimizde yaşayan her yurttaşın birbirine karşı duyacağı sorumlulukla, gücü ölçüsünde vereceği emeği, çabası ve göstereceği maddi, moral dayanışma ile hep beraber çıkabileceğimize inanıyor ve yerel yönetimi bir an önce bu ilkelerden hareketle İzmir Dayanışma Ağı’nı örgütlemeye çağırıyoruz” denildi.

izmirdayanismagonulluleri@gmail.com

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir