Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Sınıf Teorisi ve Partizan:” Kaypakkaya yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor!

 Devrimci önder İbrahim Kaypakkaya 18 Mayıs 1973’de işkenceyele katledildi. Kaypakkaya katledilişini 48’inci yılında düzenlencek çeşitli ortak etkinliklerle anılacak. Sınıf Teorisi ve Partizan, katledilişinin 48. yılında İbrahim Kaypakkaya için düzenlenecek ortak  anmalara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. ”Ölümsüz Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya Anmalarına ilişkin Ortak Açıklama” başlığıyla yapılan açıklamada, ”Bu Çelik Aldığı Suyu Unutmayacak! Kaypakkaya Yolumuzu Aydınlatmaya Devam Ediyor”denildi.
 Açıklamada,  Mayıs ayının devrimci mücadele açısından önemine ilişkin şu ifadeler kullanıldı: ”Türkiye, Kuzey Kürdistan-Türkiye Kürdistan’ı, bağımsızlık, demokratik halk devrimi, sosyalizm ve yüce komünizm mücadelesinde, önemli kayıplarımızın yaşandığı aydır Mayıs ayı. Faşist Türk egemenler sisteminin gerçekleştirdiği katliamlar bağlamında kanlı, görkemli direnişlerimiz ve düştüğümüz yerden yeniden ayağa kalkma kudretimiz bağlamında “direniş manifestosudur” Mayıs ayı.
Silahlı devrim perspektifi ile 71 kopuşun devrimci önderlerinden THKO’nun kurucu kadroları olan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’la, Mayıs ayında darağaçlarında faşizmle hesaplaşmaktır. Ezilen Kürt ”Ulusunun bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin Hakki Kerer ile bayraklaştığı aydır Mayıs ayı.”
”Ve ezilen-sömürülen halkların ilerici mirasını, Mayıs ayının bereketiyle zulmün saltanatına karşı Amed zindanlarında bayraklaştıran, bilumum gericiliğe karşı olan cepheden tutumunu, işkencede demokratik halk devrimi devrim-sosyalizm ve komünizmin yılmaz savunuculuğu ile birleştiren Komünist Önderimiz İbrahim Kaypakkaya’nın, celladını öldürdüğüne bin pişman ettiği ayın adıdır Mayıs ayı.
72 Silahlı devrim tezi kopuşunda, her devrimci önder, ideolojik-teorik-siyasal çizgisi ile devrimci mücadeleye damgasını vurmuştur. Temsil ettiği komünist çizgi ile, devrim ve devrim mücadelesinde nitel bir çığır, bugün hala yolumuzu aydınlatan bir meşale olan Kaypakkaya, dünyada dolaşan komünizm heyulasını, ülkemizde, politik devrim perspektifi ile ihtilalci çizgide birleştirmesinden kaynaklı, faşist Türk egemenleri tarafından hedef tahtasına kondu. Ve korkuları büyüyen karanlığın temsilcileri tarafında aylarca süren işkenceleri karşısında, bir direniş abidesi olarak bayraklaştı. Kaypakkaya, cellatların acizlik ve teslimiyetini beyan ettiği bir barbarlıkla katledildi. Katledilişinin 48. Yılında, Enternasyonal proletaryanın coğrafyamız müfrezesinin kurucusu Komünist Önderimiz Kaypakkaya şahsında, geleceğimizin özgürlük muştusu olmuş tüm ölümsüzlerimizi anıyor, mücadele bayraklarımız olarak devrimci savaş mevzilerinde hem daha ileriye taşıma bilincimizi yineliyoruz” ifadelerini yeraldığı açıklamanın devamında, şunlar kaydedildi:
”Komünist Önder KAYPAKKAYA Yoldaşın, 72 Nitel Çıkışı, Devrimci Diyalektikle İlerleyen Komünizm Yürüyüşümüzde, Politik İktidarı Zapt etme Güzergahımızdır!
Komünist Önder Kaypakkaya, 72 Nisan’ında kuruluşu ilan edilen Partimizin komünist çizgisinde, tayin edici rolü ve önder misyonuyla, tartışmasız bir derinliğe ve büyük tarihsel kılavuzluğa sahiptir. Sınıf mücadelesindeki yarım asırlık kararlı ve cüretli yürüyüşümüz, O’nun, ideolojik, siyasal, teorik, pratik bilgeliğinin bize bıraktığı mirasından niteliğini almaktadır. Bu miras, sadece tarihsel bir anda, politik devrim çizgisi ile toplumsal çelişkilere vurulan bir neşter değil, aynı zamanda coğrafyamız sınıflar mücadelesi ve devrimci hareketi açısından, Tarihsel-diyalektik metotla dünün sentezi, bugünün devrimci savaş perspektifi ile yürüyüş güzergahıdır. Bu bağlamında son derece büyük bir değere ve anlama sahip bu komünist duruş, sınıf mücadelesinin her tarihsel kesitinde, devrimci çözüm anahtarıdır.
Yani Kaypakkaya’nın, devrim tarihimize, kan ve can pahasına düştüğü not, coğrafyamız bütün devrim ve komünizm mücadelesi güçleri açısından büyük bir hazinedir. Kavranması ve daha ileri bir nitelikte sahiplenilmesi, güçlü bir devrimci perspektiftir, politik iktidar yürüyüşüdür. Yani, Kaypakkaya yoldaşın, Mustafa Suphi TKP’si kısa dönemi sonrası, coğrafyamızda, proletarya ve emekçi halkların kurtuluş bayrağını, komünist ilkelerle göndere çekmesi ve devrim mücadelesinde nitel bir çığır açması, O’nu, uluslararası proletaryanın coğrafyamızdaki temsilcisi olarak anlamlandırır ve devrimci hareketin ortak değeri haline getirir. Partilerimizin kurucu önderi olduğu kadar, coğrafyamız sınıf hareketinin önderi olması, bu komünist niteliğinden ileri gelmektedir. Kaypakkaya yoldaşın komünist ilkelerle billurlaşmış stratejik doğrultusu, devrimimizin nihai hedefi olan komünist topluma ulaşmada yaşamsal anahtardır.
Kaypakkaya, Tarihsel ve Diyalektik Materyalist Metotla Çıplak Gerçeği Keşfetmede Nitel Bir Duruştur!
Toplumsal gerçeğin devrimci niteliği, diyalektik-materyalist yöntemle ulaşılan sentezdir. Olaylara tarihsel sebepleriyle yaklaşarak, resmi ideoloji ve tarih anlayışına, aydınlanmacı-kalkınmacı “uygarlık” çizgisine, uluslararası komünist harekete bir virüs gibi bulaşan cumhuriyetçi-aydınlanmacı-ilerlemeci paradigmalara cepheden karşı duruş, Kaypakkaya’yı coğrafyamızda nitel bir çığır yapan başka bir olgudur. Kuşkusuz, Kaypakkaya’da sistemli hale gelen Batı aydınlanmacılığından kopuş, O’nun üzerine bastığı politik-ideolojik zeminden kaynaklanmaktadır. Avrupa modernitesi Marksizm’ine ve onun çeşitli coğrafyalardaki temsiline karşı, Başkan Mao önderliğinde uzun süredir mücadele edilen ve Büyük Proleter Kültür Devrimi ile, Marksizm’in üçüncü aşaması olarak tecrübeye dönüşen teori ve pratik, Kaypakkaya sistematiğinde temeldir-özdür. Bu temel çizgi farklılıktan kaynaklı, coğrafyamızda ilericiler ve devrimciler, aydınlanmacı batı felsefesi ve pozitif bilimciligin etkisinde kalırken, O; Osmanlıdan Türk Sünni İslam sentezli tüm gerici uygulamalara, Ermeni, Rum, Süryani, Kürt ulusu, azınlıklar ve ezilen inanç guruplarına yönelik gerçekleştirilen katliam ve soykırımlara bu ideolojik özüyle meydan okuyordu. Resmi tarih ve devrimci güçlere sirayet eden burjuva ideolojiye bulaşık geleneksel anlayışların hükümsüz kılınması, Kemalist diktatörlüğün faşist niteliğini deşifre edilmesi, İnkar ve İmha siyasetiyle Ezilen Kürt Ulusunun Kendi Kaderini Tayine Etme Hakkının kayıtsız şartsız tanınması gibi temel meselelerde, coğrafyamızda bir moment aranacaksa, o moment KAYPAKKAYA’dır.
Ezilenlerin Dünyayı Değiştirme Eyleminde, Marksizm’in Siyasal-Teorik Kuramının Devrimci Niteliği, Politik İktidar Çizgisi İle Kaypakkaya’nın Perspektifidir!
Kaypakkaya’nın nitel çığırının özü, tarihsel-güncel ulaştığı tüm sentezleri, politik iktidar çizgisi perspektifi ile kuramsallaştırmasıdır. İkinci enternasyonalin sosyalist devrimi kapitalizmin gelişim düzeyine hapseden, evrimci teori ile fiili olarak kapitalizmin desteklenmesine varan burjuva anlayışa, Lenin Ekim devrimi ile son verse de, bu virüs komünist hareket içinde varlığını koruyordu ve Stalin sonrası Sovyetlerinde devletli konumdaydı. Politik iktidarın alınması yada alınan politik iktidarın Komünizme yürüyüş perspektifi ile korunması için sınıf mücadelesinin sürdürülmesi yerine ikame edilen kalkınmacı modele karşı, MAO’nun Batı Rüzgarını alt etmek için Doğu Rüzgarı ile bayraklaştırdığı yeni bir aşamayı işaret ediyordu. Sosyalizm sürecinin deneyimleriyle Maoizmle kavranan bu düzey, “Hareketimiz Büyük Proleter Kültür Devriminin Ürünüdür” diyen Kaypakkaya şahsında coğrafyamızla buluşturulmuştur. Ülkemiz devrimine komünizm bayrağı önderlik edecekse, ideolojik-politik olarak MLM’yi rehber alması esastır. Politik devrim ve iktidar çizgisinde Maoizm en ileri aşamadır. Politik devrim çizgisi anlayışı, halk kitlelerinin gücüyle, her türlü gerici faşist iktidarları alaşağı etme ile sınırlı değildir. Bu devrimin ilk hamlesidir. BPKD’ninde bir bayrağı olarak, sosyalizm devrimci bir geçiş aşamasıdır. İktidarı yitiren burjuvazi bu aşamada da iktidarı yeniden ele geçirebilme olanakları yaratabilir. Bu anlamıyla, kitlelere dayanmak, kitlelerin özne olduğu bir politik devrim çizgisiyle, burjuvaziye karşı devrimin hamleleri ekseninde sosyalizmi inşaa etmek ana yöndür. Kaypakkaya Kültür devriminin izinde, bu konuda da köklü ideolojik politik bir kopuştur.
Büyük miras ve geleneğimizle, verili tarihsel koşullarda devrim sancısına ebelik yapan bu gelişmeler içinde bayraklaşan Kaypakkaya, coğrafyamızda Suphi’ler sonrası yaşanan 50 yıllık siyasi felcin doktirini olan pasifist-revizyonist-parlementerist çizgileri, Mahir ve Deniz’lerle birlikte “silahlı devrim manifestosu” çıkışıyla alt ederek devrim ütopyamızı kökleriyle buluşturmuştur. Ama 71 devrimci kopuşunun ortak paydası olan “silahlı devrim” yolundan öte, ideolojik ve teorik olarak, resmî ideolojiden, burjuva ideolojinin zehri olan tüm çizgilerden, geleneksel tarih anlayışından köklü kopuş ile ancak döşenebilirdi devrimin köşe taşları. İşte Politik devrim çizgisi ile, Büyük Proleter Kültür Devriminin ideolojik-teorik ürünü olarak, kurucu önderimiz KAYPAKKAYA yoldaşın 24 Nisan 72 manifestosuyla göklere çekip dalgalandırdığı Komünizm bayrağı, tarihsel yürüyüşümüzde büyük bir ideolojik-siyasi çığır açarak, değişik ulus ve azınlıklardan coğrafyamız haklarına ilham kaynağı olup anlam kazanmıştır.
Yolumuzu aydınlatan bu meşale ile, temel sorunumuz olan proleter devrimimizin gerçekleştirilmesi, proleter iktidarların kurulması ve dünya gericiliğiyle birlikte her renk ve çizgideki gericiliklerin alt edilmesi…, büyük özgürlükler dünyasının kurulması görev ve sorumluluğuyla karşı karşıyayız.
Gerek emperyalist dünya gericiliği altında insan ve doğanın yok edilişine dönük yaşanan barbarlık tehdidi ve gerekse de ülkemizde büyük katliam ve kıyımlarla hüküm süren Erdoğan liderliğindeki tekçi-tek adam açık faşizm sultasının emekçi halkın üstüne karabasan gibi çöken vahşi zulmü, demokratik halk devrimi ve Komünizm mücadelesinin ağır bedeller pahasına da olsa ertelenemez bir zorunluluk olduğunu kanıtlamaktadır. Toplumun her dinamiğini koyu faşizm koşulları ile bastırmaya çalışan AKP-MHP iktidar bloğu, sömürülen sınıf ve halk katmanlarına, ezilen Kürt ulusu ve inançlara, kadınlara karşı top yekûn bir savaş konsepti geliştirmiştir. Bu saldırganlığını Kürt coğrafyasına karşı geliştirdiği askeri işgal harekatlarıyla tam bir kuşatmaya dönüştürmüş durumdadır. Bu zeminde, her devrimci birlik ve her devrimci etkinlik mücadelemizde yaşamsal bir ihtiyaç ve öneme sahiptir. Şüphesiz ki, bu mücadelenin bir parçası da devrimci savaşımda ölümsüzleşen yoldaşlarımızın ideallerini gerçekleştirme kararlılığıyla onları anmak, tarihi belleğimizi diri tutmaktır.
Bu vesileyle, 48. Ölümsüzlük yılında Komünist önderimiz İbrahim Kaypakkaya şahsında, partilerimiz ve devrim şehitlerini, On’ların ideallerini gerçekleştirme bilincimizle anıyor, devrim mücadelesinde onların mücadele bayraklarını daha ileri mevzilere taşıma kararlılığını bir kez daha ilan ediyoruz.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir