Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar : Bu düzen değişecek, bu iktidar gidecek…

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP’nin İstanbul 4’üncü Olağan Kongresi’nde yaptığı konuşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu:
Büyük bir coşku ve yoğun bir katılımla HDP İstanbul İl Örgütünün 4’üncü Olağan Kongresi Yahya Kemal Bayatlı Gösteri Merkezi’nde gerçekleştiridi. “İstanbul’da HDP Zamanı” şiarıyla yapılan kongre de salonuna sığmayan binlerce kişi Erdoğan’ın HDP’yi hedef alarak “kitlenizin mecali kalmamış” sözlerine de yanıt vermiş oldu. Aynı zamanda çok sayıda dost kurum ve kuruluşun temsilcisi de kongreye katıldı. Kongre divanına, HDP MYK üyesi Mahfuz Güleryüz, HDP Gençlik Meclisi üyesi Esengül Kılıç, HDP milletvekilİ Dilşat Canbaz, HDP yöneticisi Bülent Uyguner, HDP Kadın Meclisi üyesi Feray Mertoğlu seçildi. Kongrenin açılışında konuşan HDP İstanbul İl Eş Başkanı Elif Bulut özetle şunları söyledi:
”Muhteşem görünüyoruz, çok iyi görünüyoruz, coşkumuz, enerjimiz bu salona sığmadı. “Mecali kalmadı” diyenlerin mecalini bitirecek olanlara, direnenlere, zindanlara, kadınlara bin defa selam olsun. Deniz Poyraz ve Garibe Gezer şahsında bütün yitirdiklerimizi saygıyla anıyorum.
Bizden korksunlar, sokakta olmaya ve değiştirmeye devam edeceğiz
Bu ülkeye özgürlük, adalet ve demokrasi getirecek ve bu makus talihi değiştirecek olanlar bizleriz, HDP’dir, ezilen bütün haklar, katledilen Kürtlerdir, Alevilerdir, yok edilmeye çalışılan LGBTİ’lerdir, yoksullaştırılan emekçilerdir, doğayı katledenlere karşı direnen ekoloji kurumlarıdır. İşte bütün bunlar HDP’dir ve bu yapısıyla faşistleri ve bu karanlık yapıyı savunanları korkutuyoruz. Onlara dert olmaya devam edeceğiz; sokaklardan çekilmeyeceğiz, değiştirmeye devam edeceğiz. Korksunlar; önümüzdeki yüzyıl kadınların yüzyılı. Kadın kazanımlarını asla kaybetmeyeceğiz. Burada umudu görüyoruz, özgürlük için sokaktayız, yitirdiğimiz yoldaşlarımız için sokaktayız.
Kongreyi Garibe Gezer’e adıyoruz
Covid salgınına karşı mücadele, ettik kendimizi de koruduk. Bu süreç boyunca sokaklardaydık, bazen bize takılıyorlardı “HDP aşı mı buldu siz niye hastalanmıyorsunuz” diyorlardı. Bugün burada da kendimizi koruyalım. Dünden iyiyiz ama yarın daha iyi olmak için çalışmaya devam etmemiz lazım.
Covid salgınına yakalandığı için kongreye katılamayan İl Eş Başkanımız Erdal Avcı kongreye mesaj gönderdi. Avcı gönderdiği mesajda, kongreyi Garibe Gezer’e adadıklarını belirterek, herkesi HDP’yi büyütmeye ve daha çok çalışmaya çağırdı.”
Faşizme ve krize karşı mücadeleyi büyütmek zorundayız
HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir de kongrede yaptığı konuşmada, “Partimizin bundan sonraki yürüyüşü bundan sonra çok daha güçlü ve kararlı bir şekilde devam edecektir. Bunun kanıtı binlerin desteğidir” dedi. Saldırılara da dikkat çeken Demir, saldırıların mücadeleyi daha da büyüteceğini belirterek, “Kürt hareketi ile devrimcilerin iradesi HDP içinde birleşmiştir” dedi. Türkiye’nin sosyal, siyasal ve ekonomik olarak derin bir kriz yaşadığını ve bunun temellerinin yıllardır yürütülen tekçi ve statükocu politikalarla atıldığının altını çizen Esengül Demir, bu statükonun “Kürdistan’ın inkarı üzerine” kurulduğunu belirterek, “Bu yıl ki bütçeyi belirleyen MGK’nin kendisidir. Savaş bütçesiyle halkları yalnızlaştıran bu rejime karşı Türkiye’nin bütün devrimcileri mücadeleyi büyütmek zorundadır” dedi. Demir “Her birimiz Deniz Poyrazlarız, Garibe Gezerleriz, Ali İsmail Korkmazlarız. Direnmeye devam edeceğiz. Yolumuz devrim yolu, yolumuz özgürlük yolu” dedi.
DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü, Devrimci Parti PM üyesi Durmuş Kılıç, SYKP İstanbul İl Eşbaşkanı Gülşenay Gülveren, Yeşiller ve Sol Parti Genel Eş Sözcüsü Ayşe Erdem, SODAP Eş Sözcüleri Sertap Eren, Serap Akdağ ve Taylan Kerimli ile birlikte sahneye çıkan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, katıldığı coşkulu kongrede yaptığı konuşmada, şu ifadeleri kullandı:
”Haramilerin saltanatını yıkmaya geliyoruz
Ciwanên leheng ên bêtirs, jinên azad, dayikên birûmet, mevanên ezîz, hûn hemû bi xêr hatin, ez we hemûyan silav dikim. Ji bo vê sekna we ez bi hezaran caran ji we re spas dikim.
Sevgili dostlar sevgili İstanbullular, İstanbul ve Marmara’nın dört bir tarafından salonu dolduran emekçiler, ezilenler, gençler, direngen kadınlar hepiniz hoş geldiniz. Hepiniz sefa getirdiniz. Annelerimiz, barışın mücadelenin onurunu bir saniye bile asla yere düşürmeyen anneler, barış anneleri, sizler başımızın üstüne geldiniz. Başımızın gözümüzün üstündesiniz her zaman. Ne diyordu Vedat Türkali, “bekle bizi İstanbul” diyordu. Haramilerin saltanatını yıkmaya geliyoruz. İşte HDP işte halkların ortak iradesi. Buradayız, geldik. Evet bekle bizi İstanbul, Amed, Hakkari, Mardin, İzmir Artvin, geldik geliyoruz. Haramilerin, zalimlerin, hırsızların, yalancıların saltanatını yıkıyoruz, mutlaka yıkacağız.
Halkların büyük barışa, güçlü demokrasiye ihtiyacı var
İşte bu coşku, bu duruş onların en büyük korkusudur. Yıkacağız biz. Nasıl yürüdüğümüzü, nereye yürüdüğümüzü ne için yürüdüğümüzü biliyoruz. Bu ülkenin halklarının büyük barışa, güçlü demokrasiye ihtiyacı var. Bu ülkenin emekçilerinin yoksullarının aşa, işe ve refaha ihtiyacı var. Mağdurların, ezilenlerin, adalete ve onurlu bir yaşama ihtiyacı var. HDP bunun içindir. HDP özgürlük, barış, demokrasi, ekmek, iş aş, onur için vardır. Bunun sözünü veriyoruz. En yakın zamanda bu ülkeye getireceğiz. Bu ülkede yeni başlangıcı, onurlu yaşamın, adil bir düzeninin inşasını mutlaka gerçekleştireceğiz. Bunu gençlerin bitmez tükenmez heyecanı, bizlere verdikleri cesaret ve umutla gerçekleştireceğiz.
Olmadık yalanlar iftiralar ortaya atıyorlar, kumpasları başlarına yıkacağız
HDP olmadan barış olmaz diyoruz. Boşuna demiyoruz. Bizim bu ülkeye, bu ülkenin halklarına, gençlerine en çok, kadınlarına sözümüzdür. Bu ülkeye büyük barışı mutlaka getireceğiz. Bu ülkede adil, özgür, demokratik yaşamı mutlaka kuracağız. İktidar istediğini yapsın. Her gün yeni saldırılar yapsın, operasyonlar düzenlesin ama bizde korkunun zerresinin olmadığını çok iyi biliyor. Bu iktidara, bir kez daha hatırlatalım; kumpas davalarınız sökmedi: Kobanî Davası adı altında, çürük yüzkarası bir kumpas davası başlattınız ama yoldaşlarımız mahkeme salonunda tarihin karşısında halkın vicdanında sizleri yargılamaya devam ediyor. Bu kumpası çökerttik daha da çökerteceğiz. Kumpasa doymuyorlar. Cizre’de 3 gündür büyük bir kumpasın peşindeler. Milletvekilimiz üzerinden olmadık iftiralar ortaya atıyorlar. Cizre’yi karıştırmak, ülkeyi kaosa sürüklemek bunların şu an en önemli hedefidir. Cizre’de Soylu’nun işaret edip başlattığı kumpası başlarına yıkacağız. Önce gidin yolsuzlukların hesabını verin, çetelerle, mafyalarla kol kola yürüttüğünüz kirli işlerin hesabını verin.
Bu iktidardan kurtuluşun yolunu bizler açacağız
Pudra şekeri çeken kadrolarınıza o pudra şekerini, on binlerce tonla buraya taşıyan çetelerinize mutlaka bunun hesabını soracağız. Siz önce bunun cevabını verin, Meclis’te buna cevap veremiyorlar. Sokakta bunun cevabını veremiyorlar. Yaptıkları tek şey var; kumpas, yalan, dolan. Ama değirmenin suyu bitti. Halkların ortak gücü burada. Kurduğunuz bu 3. yol demokrasiye, barışa, adalete giden 3’üncü yol büyüyor, genişliyor, dalga dalga geliyor. Bu ülkede yeni başlangıcı da bizler kuracağız. Bu ülkede, bu iktidardan kurtuluşun yolunu bizler açacağız. İktidarı besleyen bu düzeni bizler değiştireceğiz.
Deniz Poyraz’ın yüreği her yerde atıyor ve sizlere korku salıyor
İstediğiniz kadar oyun oynasanız, cinayetler de işleseniz, Deniz Poyraz yoldaşımızı katlettiğiniz gibi binlerce Deniz Poyraz gelecek. Deniz Poyraz’ın yüreği bulunduğumuz her yerde gümbür gümbür atıyor ve sizlere korku salmaya devam ediyor. Garibe Gezer’in öldürülmesi de Deniz Poyraz cinayetinden farklı değildir. Garibe Gezer’i öldüren zihniyet Deniz Poyraz’ı katleden zihniyetle aynıdır. Ölüye bile saygıları yok. Cezaevine kumpaslarla alıyorsunuz yoldaşlarımızı. Biz onlara tutuklu demiyoruz. Hepsi siyasi rehinedir. Burada, burnumuzun ucunda yoldaşlarımız cezaevinde. Selahattin Demirtaş kardeşimiz, Kandıra’da Gülten Kışanak yoldaşımız, Sebahat Tuncel, İdris Baluken isimlerini sayamadığım bütün yoldaşlarımızı siyasi rehine olarak aldınız. Her gün on binlerce kişiyi gözaltına alıyorsunuz, binlerce kişiyi on binlere tamamlamak istiyorsunuz ama görüyorsunuz, coşkuyla, inançla, kararlılıkla geliyoruz.
Bu zalim iktidara kaybettireceğiz, biz hep birlikte büyük kazanacağız
Sizin korkunuzun ne olduğunu en iyi biz biliyoruz. Size İstanbul’da nasıl kaybettirdiğimizi biliyorsunuz. O ağır darbeyi unutmadınız. Size tavsiyem unutmayın. Biz bu zalim iktidara, bu soyguncu talancı sisteme kaybettirmeyi iyi biliriz. Tabi iki kazanmayı da. Hem iktidara kaybettireceğiz hem bu ülkeye, bu ülkenin bütün halklarına kazandıracağız. İktidar kaybedecek ve ona kaybettirecek olan biziz. Bu düzen değişecek, değiştirecek olan da biziz. Bu ülkeye yeni başlangıcı, büyük barışı, güçlü demokrasiyi, kalıcı adaleti de biz getireceğiz. Hep birlikte kazanacağız, bütün Türkiye halkları kazanacak. Kaybettireceğiz size. Kaybettirirken büyük kaybettireceğiz ama aynı zamanda büyük kazanacağız büyük. Hep birlikte büyük kazanacağız
Yeni ekonomik modelleri sömürü ve talan modelidir
Yeni ekonomik modelden, şundan bundan bahsediyorlar. Bunların hepsi boş laf. Ekonomik modellerinin temeli aynıdır. Bir avuç yandaşa, sermayeye aktarmak. Bir takım sermayedarı palazlandırmak halkın yüzde 99’unu açlığa yoksulluğa mahkum etmek. Ekonomik düzenlerinin tek tanımı budur. Çin modeli midir, Güney Kore modeli hepsi boş laf. Sömürü, baskı talan modelidir. Bunun da sonu geliyor. Yalanlarınızla bunun üzerini örtemezseniz, halkları birbirine düşürme oyunlarını boşa çıkaracağız. Toplumun çeşitli kesimlerini birbirine düşman etme oyunlarını boşa çıkaracağız. HDP burada.
Bu düzen değişecek, bu iktidar gidecek, halkçı yönetimin temeli atılacak
Halklar arasında, toplumun farklı kesimleri arasında, diyaloğu müzakereyi kurmaya kararlıyız. Her yerde söylüyoruz. Bize düşmanlaştırdığınız insanlarla da konuşacağız. Kimin kaygısı varsa o kaygıyı gidermek bizim borcumuz. Kimin korkusu varsa o korkuyu ortadan kaldırmak bizim yükümlüğümüzdür. Göreceksiniz, bu yürüyüşün sonu büyük aydınlığa çıkacaktır. Bu düzen değişecek, bu iktidar gidecektir. Halkçı yönetimin temeli atılacak. Bu temeli bu ülkenin bütün emekçileri, ezilenleri, sömürülenleri hep birlikte atacağız. İflas ediyorlar. İflas ederken ülkeyi de çökertmek istiyorlar. Emekçiyi, yoksulu bu enkazın altında bırakmak istiyorlar. Kaynak yok diyorlar. Kaynak Saray’a giden israftadır. O israfı kesin, biz keseceğiz zaten. Bunu emekçi halka dağıtacağız. Emekçi halka adil paylaşım için rantiyecilerinize verdiğiniz kaynakların hepsini keseceğiz O günler yakındır.
Büyük barış hareketini mutlaka kurmalıyız
Bu iktidarı ayakta tutan en önemli politika, en büyük sütün savaş stratejisidir. Kürt sorununda güvenlikçi anlayış, militarist anlayış şiddet politikası bugüne kadar hiç kimseye hiçbir iktidara gün yüzü göstermedi. Bütün iktidarlar bu politika üzerinden yürüdükçe çöktüler. Şimdi de Kürt sorununda şiddeti, militarizmi ve inkarı, ırkçılığı, her gün her alanda canlandıran bu iktidar çöküyor. Çünkü savaşla hiçbir iktidar ayakta kalmadı, kalamayacak. Biz en büyük savaş karşıtı birlikteliği oluşturmalıyız. Kürt sorununda savaş politikalarına karşı çıkmalı, demokratik çözümü birlikte savunmalıyız. Bölgede her türlü savaş oyununun içine bu ülkeye sürükleyen bütün politikaları durdurmalı, büyük barış hareketini mutlaka kurmalıyız. Çünkü büyük barış hareketini kurduğumuz anda bütün temellerini yıkarız iktidarın. Zaten anlatacak hikayeleri yok. O nedenle saldırıyor, zulümden, baskıdan başka hiç bir şey kalmadı ellerinde, yalandan başka bir şey kalmadı ama büyük ve ortak hikayeyi yazacağız
Kapatma davasındaki savunmamızı meydanlarda yazacağız, HDP’yi mutlaka yaşatacağız
Bir de kapatma davası var. Sıra esas hakkındaki savunmaya geldi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı esas hakkındaki mütalaasını verdi. Biz şimdi esas hakkındaki savunmayı yapacağız. Ama parti odalarında değil, hukuk büromuzda değil, savunmayı meydanlarda sizlerle birlikte yazacağız, sokakta tarlada fabrikada sizlerle birlikte yazacağız. Gençlerle, kadınlarla, emekçilerle yazacağız. O savunmanın kalemi tırnaklarımız, mürekkepleri alın terimiz, yürek suyumuz olacak. HDP’yi halkların sahiplenmesiyle yaşatacağız. Her yerdeki bu coşkulu mücadeleyle bu kumpasınızı boşa çıkaracağız. HDP bu ülkenin ortak eşit yaşamın güvencesidir. Bu ülkede büyük barışın adresidir, o nedenle HDP’yi yaşatmak hepimizin boynunun ağır borcudur. Önemli borcudur. Bu borcu yerine getireceğiz, yaşatacağız. Mutlaka yaşatacağız.
Hikayemiz haramilerin düzenini bitirme, yeni yaşamı kurma hikayesidir
Bu ülkede bozuk düzeni, bu sömürü bu yalan, bu talan düzeni mutlaka değiştireceğiz. Birlikte ortak ve büyük hikayeyi yazacağız. Bu hikaye içinde umudun, sevincin, heyecanın, sevginin, saygının, erdemin, mutluluğun eşit bölüşümün kucaklaşmanın dayanışmanın hak ve adaletin olduğu büyük bir hikayedir. Biz bu hikayeyi yazacağız. Bu hikaye yeni bir yaşamın hikayesidir. Bu hikaye, haramilerin düzenini bitirme hikayesidir. Hakların ortak eşit yaşam hikayesidir. Bu hikaye Kürd’ün, Türk’ün, Alevi’nin, bütün inançların ve kimliklerin, bütün emekçilerin, yoksulların, emeklilerin, esnafın, üreticinin, kadınların gençlerin hakça, eşitçe yaşama hikayesidir. Bu hikayeyi yazıyoruz.
Nefreti, düşmanlığı bitireceğiz, demokrasiyi ve eşit yaşamı kuracağız
Bu hikayeyi ülkenin geleciğinin temeline yerleştireceğiz. Bu kadim toprakların hasret kaldığı büyük ve onurlu barışı kurma hikayesidir. Bu hikayeyi birlikte yazıyoruz, yazacağız. Geleceği bu hikayenin üzerine kuracağız. Bu hikaye her gün rant uğruna talan edilen, yok edilen doğanın, ormanların, derelerin, talan dozerleri karşısındaki direnişin hikayesidir. Bu hikaye toprağını, deresini, ormanını savunan köylünün, yurttaşın ortak hikayesidir. Acılarımız, yaralarımız, ödediğimiz bedeller büyüktür. Biz acıyı öfkeye dönüştürürüz ama öfkeyi de inşa siyasetinin, kurucu siyasetin temeli yapabiliriz. Öfkemiz geleceği kurma irademize en büyük kaynaktır. Biz bunu demokratik siyasetteki ısrarımızla, öfkenin siyasi örgütlenmesini en güçlü hale getirerek yapacağız. Acılarımız var, yaralarımız var, bu yaraları birlikte sarmayı biliyoruz. Biz bu acıları süzdük bu acılardan umut ve cesaret çıkardık. Nefret değil, nefretin diline değil nefretin siyasetine değil ortak eşit onurlu yaşamın hikayesine döndük yüzümüzü. Nefreti, düşmanlığı bitireceğiz, demokrasiyi eşit yaşamı kuracağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Korktukça tutsak umut ettikçe özgürüz. Özgürlüğümüzün kaynağı budur, umuttur. Umudumuzun kaynağı da kesintisiz kararlı mücadeledir. Umudumuzu mücadelemizden alıyoruz umudumuzu korkakların yüzüne her gün haykıracağız ve mutlaka mutlaka başaracağız.
Türkiye’nin beklediği o bahar biziz o şafak bizimle gelecek
Umutla ilgili son bir söz, o da Halil Cibran’dan gelsin; her kışın yüreğinde titreyen bir bahar vardır, her gecenin koyu perdesinin arkasında tebessümle bekleyen bir şafak vardır. İşte o bahar biziz o şafak bizimle gelecek. Kazanacağız, serkeftin. Serkeftin, serkeftin hevalino. Eski yönetimi yürekten kutluyorum, il eş başkanlarını. Yeni seçilecekler de bu mirası en güzel şekilde devralacaklar. İstanbul bizi bekliyordu, geldik bütün Türkiye bizi bekliyordu geliyoruz, geleceğiz.”dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.