Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Kerbela’yı anlamak bugünü anlamaktır!

Alevilerin Matem  Orucu yarın ( 30 Temmuz)  başlıyor. Aleviler,  Muharrem Ayı nedeniyle  30 Temmuz’dan 10 Ağustos’a  kadar yas tutacaklar. Avrupa Halk Meclisi Alevi Komisyonu, Muharrem Ayı  nedeniyle Muharrem orucuna ilişkin yazılı açıklama yaptı.

‘‘ Bugün Anlamak, zulme karşı ölümüne direnenleri anlamaktır. Bu Yıl 30 Temmuz 12 Ağustos günlerinde anılacak olan Kerbela Direnişi ve Matem Orucu tutma günleri nedeniyle bir kez daha diyoruz ki; Kerbela’yı anlamak: bugünü anlamaktır. Bugün anlamak, tarih boyu sömürü ve zulme karşı ölümüne dirnenleri anlamaktır‘‘  ifadleriyle başlayan açıklamanın devamında,

şunlar kaydedildi:
Ama ne yazık ki, ne bugünün ne de Kerbela’nın doğru anlaşılmadığını bu yıl da görüyor ve tanık oluyoruz! Aksi olsaydı, 1342 yıl sonra, Kerbelayı anarken, tıpkı Kerbela Şehitleri gibi, zalime karşı ölümüne direnenlerden de bir kaç söz edilirdi! Halkımızı ‘’Matem Orucuna’’ davet ederken,  gündür tıpkı Kerbela şehitleri gibi, zalimlere biat etmemek için açlık çekenler de anılırdı.
Kelime anlamı adaletsizlik olan ‘’ zulme’’ karşı mücadeleden söz ederken, bugün, tarih boyunca görülmemiş bir zulümle karşı karşıya kalanların ‘’ ADALET İÇİN’’ ölümüne direnişlerini
anmamak hangi bir akıl ve nasıl bir vicdandır?
Ve ne acıdır ki: bütün tarihi zalime karşı ölümüne direnişlerle dolu olan Alevilerin, tarihsel ve güncel örgütlenmeleri adına konuşanlar, dünyanın baş zalimlerinden biri olan Alman
emperyalizminin tepkisini çekmemek adına, KERBELA direnişçilerinin soylu damarının takipçisi ÖLÜM ORUCU direnişçilerini desteklemek için kılını bile kıpırdatmamaktadırlar.
Birileri bizi, bütün bunların doğru olduğu ve Alevice olduğu konusunda ya ikna etmeli, ya da bunların bazı kişisel hesaplar uğruna Aleviliği istismar ettiklerini kabul etmelidirler! Bir yandan zalimlere karşı, yani adaletsizliği misyon edinenlere karşı sürekli mücadele içinde olmamız gerektiğini söyleyeceksin; diğer yandan bugün adaletsizliklere karşı yaşamı pahasına
mücadele edenleri desteklemek için iki kelime bile söylemeyeceksin!
Bu nasıl Kerbela anması, bu nasıl MATEM ORUCU çağrısıdır!
CANLAR, YOLDAŞLAR,
Kerbela, tıpkı bugünkü adalet direnişçilerimiz gibi, inancını, düşüncelerini terkederek kendilerine biat etmeyi dayatan zalime karşı yaşamı pahasına direnenlerin destanı değil midir? Biz Aleviler bu direnişi bu yüzden kutsal saymıyor muyuz? Bu direnişin şehitlerini bu yüzden kutsal şehitlerimiz arasında saymıyor muyuz? Bu kutsal KERBELA direnişçilerinin yaşamlarını ortaya koymaya zorlayan şartları bilmiyor muyuz? Bu şartlarla bugünkü sömürücü ve zalimlerin yarattığı şartlar arasında ne fark var?
Aksini iddia edenler, KERBELAYA HANGİ NEDENLERLE GELİNDİĞİNİ BİR KEZ DAHA OKUSUNLAR VE KERBELADA YAŞANAN HER BİR OLAYIN ANLAMINI DEFALARCA TEKRAR TEKRAR YENİDEN DÜŞÜNSÜNLER!
İmam Hüseyin ve 72 yoldaşı, Kerbela’ ya tam da zalimin verdiği bir kaç hak kırıntısı için mücadeleden vaz geçenler yüzünden gelmedi mi? Halkın örgütlü gücüne güvenmek yerine, zalimin verdiği sözlere güvenerek on binlerce kişilik ordularını dağıtanlar yüzünden gelmediler mi?
Zalimlerin temsilcisi lanetli Muaviye’ nin, tam da zalimlere yakışır şekilde istediği sonucu elde edince, yapılan anlaşmayı çöpe atmakta bir an bile tereddüt etmediği bilinmiyor mu?
Bütün bunları bir parça tarih bilgisine sahip olanların bilmemesi düşünülemez. Bütün bunları bilenler ve dahası o günden bu yana geçen 1342 yılda en az 1342 deneyi dikkate almadan hala aynı hataları tekrarlayanlar Alevilik adına nasıl konuşurlar? Hem de zalimleri dünya üzerinden silme ve mazlumluğu ebediyen yok etme olanaklarına sahip olduğumuz bir çağda nasıl aynı hatalarıkendilerine esas alırlar!

Bu hatalar KERBELANIN YAŞANDIĞI GÜNLERDE anlaşılabilir, masum görülebilir, ama bugün asla anlaşılabilir değildir. Ve asla masum değildir! Bir de bunlar, ’’zalim ve mazlum dünya üzerinde yaşam var olduğu sürece var olacak’’ diyecek kadar bir yanlışlığı kabul etmemizi istiyorlar. Bu söz, Alevilerin toplumsal hedeflerinin gerçekleşeceğine inancını yitirenlerin söyleyebileceği sözdür. Amaçladığımız topluma asla varamayız, boşa kürek çekiyoruz demektir. Bir inançsızlık, bir karamsarlık, bir acizlik ve teslimiyetçağrısıdır.
Zalim ve mazlumun bütün insanlık tarihinde var olduğunu ve var olacağını söyleyenlere sormak isteriz: O halde bizim doğduğumuz toplum olarak kabul ettiğimiz Güruh-u Naci neydi ve nasıl bir topluluktu? Zalim ve mazlum orada da mı vardı? Öyleyse Kal-u Bela’ dan beri var olan Alevilik, son on bin yıla kadar zalim ve mazlumun olmadığı bir toplumun temsilcisi değil midir?
Öyleyse Kırklar Meclisi nasıl bir meclistir? Öyleyse RIZA ŞEHRİ olarak ifade ettiğimiz toplumsal hedefimiz nasıl bir hedeftir, nasıl bir toplum öngörüsüdür? RIZA ŞEHRİNDE de mi
zalimler ve mazlumlar olacaktır? Öyleyse, insanlığın son on bin yıla kadar eşitlik içinde komünal bir hayat yaşadığını söyleyen bilim yalan mı söylüyor?

Öyleyse, Hac-ı Bektaşı Veli gibi Anadolu Aleviliğinin tartışmasız önderlerinin ‘’Bilimden Gidilmeyen Yolun Sonu Karanlıktır’’ sözü sizin için ne anlam ifade ediyor? Bilime de inanmıyorsanız siz bizi hangi karanlık dehlizlere sürüklüyorsunuz?
Bu sorulara, zalimlerin 1342 yıl önceki temsilcisi Muaviye ve Yezit’ den nefret ettiklerini söylerlerken, bugünkü zalimler ile kolkola girmekte ve onlara biat etmekte sakınca görmeyenler cevap vermelidirler!
Kuşkusuz tüm önderlerimizi böyle değerlendirmek yanlıştır. Ama burada kastettiklerimizin de azımsanacak bir kesim olmadığı ve bir çok önemli mevziileri tuttukları bilinmektedir! Ve bunlar
kendilerini düzeltmediği veya Alevi halkının önderlik mevziisinden atılmadığı sürece, Alevi kurumlarında küçük hesapçılardan, bencil çıkarlar peşinde koşanlardan, kuralsızlıklardan, ahlaksızlıklardan, tasfiyelerden, ayak kaydırmalardan ve ayak oyunlarını başlıca yöntem olarak benimseyenlerden kurtulmamız mümkün değildir. Ve dahası, bu zemin yok edilmediği sürece,
İzzettin Doğan gibi, Hüseyin Kocadağ gibi yeni Hızır Paşaların çıkmasını engelleyemeyiz! Alevilerin kanlı katilleri ülkücü faşistlerin Alevilik adına konuşmalarını engelleyemeyiz! Hatta
kanlı katil Erdoğan’ ın ‘’ Alevilik Hz. Ali’ yi sevmekse en inançlı Alevi benim’’ diyerek tüm Alevilerle alay etmesini engelleyemeyiz!
SÖMÜRÜ ZULME KARŞI OLAN ALEVİ-SUNNİ, TÜRK-KÜRT TÜM HALKIMIZ!
KERBELA, sömürü ve zulme karşı, inanç, mücadele ve direniş ruhudur! Kerbelayı anarken, bugünün sömürü ve zulmüne karşı aynı inanç ve aynı mücadele ruhu ile direnenleri anmamak kabuledilemez!
MATEM ORUCU tuttuğumuz her gün ve her saat, Adalet İçin Ölümüne direnen ÖLÜM ORUCU direnişçilerinin yaşaması için de neler yapabileceğimizi düşünelim! Onların
yaşaması zalimlerin yenilgisidir! Onları yaşatalım ve zalimleri nasıl yeneceğimizi gösterelim! 222 gündür zalime karşı adalet için ölene kadar aç kalamaya and içenleri düşünmeden,
MATEM ORUCU tuttmak Alevi kültürüyle bağdaşmaz! Bunun için, Matem Orucu içinde geçen her saniyemizi, Ölüm Orucu direnişçileri için neler yapabileceğimizi düşünerek ve bugüne kadar yapmadıklarımız konusunda özümüzü DAR’ a çekerek geçirelim!..
ZALİMLERE VE SÖMÜRÜCÜLERE KARŞI HER YER KERBELA HER YER DİRENİŞ!
BUGÜNÜN ZALİMLERİNE KARŞI KERBELA RUHU İLE DİRENEN ÖLÜM ORUCU
DİRENİŞÇİLERİ SİBEL BALAÇ VE GÖKHAN YILDIRIM ONURUMUZDUR!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir