KIRKLAR MECLİSİ’nde KADIN… İSLAM MECLİSİ’nde KADIN….
⌈Necati Şahin ⌉
Ne alaka?
Çok alaka…
Meramımı anlatmaya çalışayım…
‘Kadın Erkek Eşitliğinin’ olamadığı, ya da en az olduğu alan inanç, din alanıdır.
Başka bir deyimle, bir toplumda ‘Kadın-Erkek Eşitliği’nin ölçüsü,
Kadının o toplumun inancındaki yeri ile ölçülmelidir.
İnançların çoğunda, özellikle İslam coğrafyasında
Kadının statüsü “dişiliktir”.
Yalnız İslam coğrafyasında değil, Ortacağ Avrupa’sında binlerce Kadının Kilise tarafından” Cadı ” diye yakıldığı, film değil, gerçektir…
İslam Ülkelerinde, Meclislerinde ne olup bittiğini anlatma ukalalığı yapmayacağım.
Biliyorsunuz zaten…
İran, Afganistan ortada…
Recm, kadını taşlayarak öldürmeyi film gibi izletiyorlar…
İzliyoruz da….
Asıl konuya geleyim:
ALEVİ
İnancinda Kadının inanç hizmetkarı, Ana, Anabacı olmasının,
inancın, öğretinin her alanında da aktif olmasının kökeni Alevi Öğretisinin tarihinde, mitolojisinde yatıyor..
Alevilikte
Rızalık Kültürü
Halk Meydanı,
Dara Durma gibi
Alevi Cemindeki “demokrasi” kültürünün her aşamasında Kadın vardır..
O eşikten içeri giren herkes “CAN”dır gayrı…
ırk-din, cinsiyet, güçlü- zayıf, küçük-büyük, zengin-fakir, ağa-bey, başkan-başbakan yoktur…
Can, Canlar vardır…
İşte bu ulu duruşun kökeni,
KIRKLAR CEMİN’de, Kırklar Mitolojisinde, Kırklar Meclisi’nde yatıyor…
*
Nedir
KIRKLAR MECLİSİ…?
Kırklar Meclisi
Namekandır.
Bizamandır…
Her Canlının “Can” olmadan giremediği Cemdır..
17 Kadın 23 Erkeğin
“CAN” oluşudur…
Peygamberlerin, “Peygamber” olarak değil,
ancak yoksulların hizmetkarı olarak girebildiği Meclistir…
Bir üzüm tanesinin Kırk Cana pay edildiği,
Kırk Canın SEMAHA DURDUĞU Cemdir…
(Bin Yılın Türküsü-Kırklar Cemi’ bölümünde, Tuncel Kurtuz – Ayla Algan’ın sesinden izleyebilirsiniz)
*
Demem o ki,
hangi dönemde olursa olsun, hangi rejimde olursa olsun, o toplumun İnancında
‘Kadın-Erkek Eşitliği’ yoksa,
Kadının “meta” olma zulmü devam edecektir…
Alevi Toplumunda Kadın-Erkek aynı mekandan her türlü sosyal yaşama, dini ritüelelere eşit şekilde katılırken;
İslami şeriatın hakim olduğu sarayda, kentte, inanç merkezlerinde böyle olmadığını, olamayacağını biliyoruz…
Örneğin,
Sultanların Sarayında şatafat içinde yaşayan Kadın esirdir, köledir, metadır…
*
1976 yılıydı.
Almanya Wesseling’te, bir okulda öğretmendim.
Türkiyeli öğrenci sayısı inanılmaz oranda artmıştı.
Birçok dersin yanısıra mecburi
“Yüzme Dersi” de vardı.
Ancak Türkiyeli ailelerin bir kısmı Kız çocuklarını yüzme dersine göndermiyordu.
Bir kısmı ise sorun etmiyordu.
Aynı durum sınıf gezileri için de böyleydi…
Birgün, okul müdürümüz Herr Römer
“Bu aileler arasında ne fark var ki, kimi Kız çocuklarını yüzmeye gönderiyor da, kimi niye sorun yapıyor…?”
diye bir soru sormuştu bana.
Cevabı bende yoktu.
“Bir araştırayım “dedim…
Öğrencilerimden kimlerin yüzme dersine geldiklerini, kimlerin gelmediğini biliyordum.
Onlarla yaptığım dolaylı sohbetlerde sorunun cevabını buldum:
ALEVİ Aileler Kız çocuklarını yüzme dersine sorunsuz gönderiyor…
Sünni-İslam ailelerin bir kısmı göndermiyordu…
Bu tespitim, Alevi olmama rağmen beni de şaşırmıştı…
Okul müdürümüze bunu söyledim.
Ama Alevilerin kim olduğunu, kız çocuklarına neden daha özgür bir ortam tanıdıklarını anlatamamıştım ama…
*
“Entegrasyon” için Göçmen Kadının önemini, Kadının “Entegration”un moturu olduğunu zamanla farkedecektim.
Zamanla Alevi Öğretisine daha yakın ilgi göstermeye başladım.
Sanatsal olarak da bu konuya eğildim.
1990 yılında “UNESCO YUNUS EMRE YILI” dolayısıyla Arkadaş Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni olarak
Yunus Emre’yi sahneye taşıdım.
BİN YILIN TÜRKÜSÜ’nü Alevilerin tarihini, ozan damarını anlatan binlerce CAN’ı sahneye çıkardığımız Projeyi yazdım.
Yaptık…
(Köln Arena 2000, İstanbul Abdi İpekçi Salonu’ 2002.)
Ve ardından
KADININ TÜRKÜSÜ,
AĞITTAN UMUDA,
AŞK OLA,
YOL BİR SÜREK BİNBİR projelerde binlerce Can ile yürüdük…
Şimdi
9 Aralık 2023′ Londra’da
İAKM- 30.YIL SEMAHA DURDUK
ve sonrası 2024’de yapılacak
YOL- BARIŞ SENFONİSİ
hazırlığına başladık…
Bu projeler gördüm, görüyorum ki
Kadınların sayısı erkeklerden fazla…
Ve anladım ki,
Alevi öğretisi ‘Kadını Eşit Kıldığı’ için hümanisttır…
*
Ancak, Öğreti’de eşit olan Alevi Kadının, pratikte, feodal gelenekten de gelen Alevi Toplumu’nda çok da eşit olmadığını da gördüm…
Alevi Öğretisinde KADIN neden eşittir?
Bu olguyu kavramak için öğretenin derinliğine, tarihine bir yolculuk yapılması gerekir.
*
13 yüzyılın Alevi dokusunda önemli bir dönemidir.
Bu yüzyılda öğretenin babaları
Hacı Bektaş Veli,
Yunus Emre,
Abdal Musa,
Tabtuk Emre
gibi öğretinin Filozofları, Dedeleri, Pirleri, Mürşidleri gün yüzüne çıktı …
Ya öğretenin Anaları, Anabacıları….?
Öyle ya coğrafyanın adı ‘ANA’dolu,
Vatana da ‘ANA’vatan deniliyor …
*
Avrupa’da milyonlarca Alevinin yaşadığını, buraları kendilerine yeni vatan yaptıklarını, siyasette, sanatta, sendikada, sporda, ticarette, bilimde sorunsuzca yer aldıklarını görüyoruz.
Bu entegrasyon yolculuğunda Alevi Hümanizmasının, Alevi Kadının büyük katkısı olduğu gerçeğini de görmek gerek…
(Londra’da Beldiye Başkanı olan
SUNA BAŞKAN gibi yüzlerce Kadın bu öğretinin izidir…
Yazmıştım…)
*
Onun içindir ki,
Alevi Kurumlarına, Kadın Örgütlerine, Yazarlara, Sanatçılara, Tarihçilere
13 yüzyılda, Anadolu’da
Bacıyan’ı Rum Kadın Teşkilatının da önemli figürü olan; Hacıbektaş Veli, Yunus Emre gibi filozoflara ev sahipliği yapan, dergah yöneten en önemli Alevi Kadın sembolü olan
“KADINCIK ANA”yı
Hünkar ile eşit kılmak düşer…
(Bu konuda çaba gösteren Kurumları, Canları ayrı bir yazı ile dile getireceğim…)
*
Günümüzde Kadına şiddetin arttığı o coğrafyalarda, tarihte yaşayan ‘lider’ kadınları tanıtarak gündeme getirmek Kadına özgüven verir. Kadınlara rolmodel olur .
Alevi Kadınların Avrupa Kadın Hareketinde, Sivil Toplum Örgütlerinde, Eğitimde, Bilimde, Sanatta, Sporda, İslam kökenli diğer Kadınlara göre daha görünür olmaların gerçeği de bu tarihi kökende, Kadıncık Ana, Kırklar Meclisi Mitolojisinde yattığı görülecektir…
*
Modern Meclislerdeki zoraki
“Kadın Kotası” kanunudur…
Kırklar Meclisi’ndeki
KADIN rızadır…
Rızalıkla kalın…
(Köln, 16.11.2023)

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler