Pts. Şub 2nd, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Alevilerin Çağdaş Bilimsel Eğitim Talebini Sahiplenmek Gerek…

⌈Nurten Yalnız⌉

12 Eylül askeri darbesinin bir ürünü olan YÖK ( Yüksek Ögretim Kurumu ) yasası ile üniversiteler esas amacı olan bilim ve özgür düşünce üretme faliyetlerinden uzaklaştırarak, Üniversiteleri denetim altına alarak akademik çalışmaları kısıtlamak, bilim merkezlerini cuntanın askeri bakış açısı ile yeniden düzenlendi.

YÖK uygulaması ile darbeciler çağdaş, bilimsel egitim sistemini yok etmiş, üniversitelere tanınan özerk yapıyımortadan kaldırmış, egitim alanında katı askeri uygulamalar getirmişti. Üniversitelere askeri konseyin belirlediği rektörler atanarak egitim alanları bu rektörler aracılığı ile birer askeri kışlaya dönüştürüldü.

Askeri cunta üniversiteleri birer askeri kışlaya çevirmek ile yetinmedi, orta öğretim de din dersleri zorunlu hale getirildi, bu uygulama ıle egitim kurumları birer camiye dönüştürüldü.

Türkiye’de gerek darbe dönemlerinde, gerek parlamenter sistemin hüküm sürdügü dönemlerde olsun iktidara gelenler egitimi kendi idolojik bakış açısına güre tanımlamış, kendisine hizmet edecek, biata kusur etmeyecek bir nesilin ortaya çıkmasını amaçlamışlardır, büyük orandada bu amacınnıgerçekleştirmis, örgütsüz, bilinçsiz tarikatlara teslim olmuş bir topluluğun ortaya çıkmasını başarmışlardır.

Türkiyede beli kesimler Cumhuriyetin yüzüncü yılını kutladılar, Aleviler Cumhuriyetin 200. Yılında kendilerini tartışıyorlar, neredeler veya cumhuriyetin neresinde olmaları gerekir sorusunu soruyorlar kendilerine. Cumhuriyet tarihin hiçbir döneminde laik bir içeriğe sahip degildi, laik demokratik bir yönetim anlayışını talep toplumsal kesimleri manüpüle etmek için laiklik kavramı kulanılmış ama uygulanmamıştır.

Cumhuriyeti savunan aleviler cumhuriyet rejiminde dışlandılar, tek kimlik, tek dil, tek inanç, ana felsefesi teklik olan bir rejim alavilei hiçbir dönemde kabullenmedi.

Atatürkçü, milliyetçi olarak kendilerini tanımlayan kesimler dahi tarikat, cemaat liderleri ile ilişki içerisinde kol kola olmaktan hiçbir sakınca duymadılar, tarikatların ekonomik ve siyasal alanlarda etkin olması için tüm olanakları seferber ettiler.

Ulusalcı, Miliyetçi, İslamcı tüm akımların tek ve ortak amacı sosyalistleri, Koministleri bertaraf etmek, öncelikle olan tek kimlikli, tek dili, tek dini islam olan devletin bekasını korumaktı, kendi aralarındaki kavga rant, paylaşım kavgasından ibarettir.

Ülkede cemaatler, tarikatlar bu kadar yükselişe geçerken, egitim kurumları dincileşirken ortada olmayan bir laiklikten ve laik Cumhuriyetten söz etmenin bir manası olmadığı gibi gerçekligi de ifade etmiyor.

Laik demokratik Cumhuriyetten yana olduklarını dilendirenler dahi eğitim kurumlarının gericileşmesine hizmet eden uygulamalara karşı birkaç cılız ses çıkarmanın ötesinde ciddi bir karşıçıkma eylemi ortaya konmamıştır.

Yüksek öğretim kurumlarında, kamusal alanda başörtünün serbest olması yasakların ortadan kaldırılması için sol sosyalist kesimler başı örtülü insanlara uygulanan uygulamaları kişi hak ve hürriyetini kısıtlama olarak görüp o zamanlar bunlar ile birlikte eylemler gerçekleştiriyordu, bu hak elde edildikten sonra Müslüman kesimler hiçbir zaman sosyalistlerin mahallesine uğramadılar.

Bu ülkede dincilerin mağduriyeti, ulusalcı milliyetçi kesimlerin devlet bekası hiç bitmiyor, tüm ülkeyi ele geçirmiş, tüm kurumları zaptu rant altına almışlar halen bu ülkenin mağdurları olma rolünü kullanmaya devam ediyorlar.

Oysa bu ülkede en büyük zararı çekenler, en büyük acıları sol, sosyalistler, Kürtler, Ermeniler kimliklerinden, dillerinden dolayı inkar edilen etnik kimlikler, inancı yasaklı, dergahları kapatılmış aleviler olmuştur. Bu ülkede laik bir sistemin, demokratik bir yaşamın, eşit haklar temelinde anayasal güvencelerle koruma altına alınmış bir hukuk devletini isteyenler bu sistem tarafından kabul görmeyen kesimlerdir.

AKP iktidarının eğitim kurumlarına imam tayin etmesinden sonra alevi toplumu, alevi kurumları konunun ciddiyetini, önemini gündeme taşımak ve AKP‘nin bu politikalardan vazgeçmesini sağlamak için çeşitli eylemler ortaya koymakta seslerini duyurmak istemektedirler.

Çağdaş, bilimsel, demokratik egitim talebi sadece alevi toplumu ile sınırlı kalmamalıdır. Bu sorun sadece alevilerin sorunu olmadığı da analşılmalı toplumsal kesimler bu talebi dogru okunmalıdır.

Her geçen gün ülkemiz her alanda bir karanlığa doğru sürükleniyor, AKP‘nin eğitimdeki bu hamlesi şeriaat rejiminin temel taşlarının oturtulması ve tümden bir yönetim şeklinin değiştirilmesine zemin hazırlamaktır. Seriaat hükümlerine göre yönetilen bir rejimde hiç kimse nefes alamayacaktır!

Nurten Yalnız

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir