Birlikte daha parlak bir gelecek inşa edebilir ve gelecek nesillere umut dolu bir miras bırakabiliriz!
⌈Rozbi Demir | FUAF Eşit Başkanı⌉
Sevgili Divan ve YOL arkadaşlarım,
Kıymetli AKM Eşit Başkanları ve üyeleri,
Değerli gençler ve kadınlarımız,
Sevgili misafirler,
Gönüller almaya gelen toplumun fertleri,
Hallac-ı Mansurun, Nesim’inin, Hace Bektaş Veli’nin, Şeyh Bedrettin’in, Pir Sultan Abdal’ın ; Pir Seyit Rıza’nın evlatları,
Deniz’in, Mahir’in, İbo’nun, Sakinenin, Berkin Elvan’’ın, Ali İsmail Korkmaz’ın, Etem Sarısülüğün yoldaşları hoşgeldiniz ! İyi ki geldiniz !
“Yorulan yorulsun, ben yorulmazam – Derviş makamından ben ayrılmazam – Dünya kadısından ben sorulmazam – Kalsın benim davam divana kalsın” diyen Pir Sultan Abdal’ın değerli kelamları ve “Değişimden yana olmayanlara, karanlıkta kalanlara inat” şiarıyla, YOLa olan inancımla, hepinizi saygı ve seygiyle selamlıyorum.
Canlar,
Haftalardır İsrail’in Gazzeye yönelik her geçen gün artan şiddetli saldırına tanık oluyoruz. İsrailin barbarlığı, şiddeti, zulmü Filistin topraklarında devam ediyor. Hastahanelerin, mülteci kamplarının, evlerin bombalandığı, binlerce kişinin evsiz ve işsiz kaldığı, barınacak bir yer bulamadığı Gazze cehenneme dönüşmüş durumda.
Aynı zamanda, Rojavada mazlum haklar üzerine inkar, imha ve yok etme politikasına ilişkin savaşlar ve Ukrayna – Rusya savaşı da devam etmekte.
Alevi hareketi olarak, savaşlara kayıtsız kalmamız mümkün değil. Bu savaşlar sadece insan sömürüsü ve Ezilenleri yok etme politikasıdır !
Bu savaşların büyük ekonomik rantlar için gerçekleştirdiğinin bilincinde olan biz Aleviler, ezilen tüm mazlum halkların haklarını savunmayı görev ve sorumluluk olarak bilenlerdeniz.
Bugüne kadar gerek Türkiyede, gerek Avrupa da, savaş politikalarına karşı defalarca SAVAŞ’lara hayır diyerek, BARIŞ’tan yana olduğumuzu her alanda haykırdık. Ve haykırmaya da devam edeceğiz. Herkesin özgürce ve eşit haklarıyla yaşadığı ütopyanın savucunaları olan aleviler, Rıza Şehri anlayışıyla hayatın her alanında var olmalıdır.
Buradan, bu soykırıma sessiz kalan herkese sesleniyoruz, bu savaşları durdurun, durduralım.
Aleviliğin yeşerdiği topraklarda, ezilenlerin mevcut hakları, iktidarın ve gerici müttefiklerinin, tarikatların, cemaatlerin, vakıfların, diyanetin de dahil olduğu güçlerin hedefinde.
2002 yılından beri kadınlar, Aleviler, Kürtler azınlıklar sistematik bir saldırının muhatabı durumundalar. 2002’den beri yaşam haklarımız, devlet tarafından korunması şart olan haklarımiz, eşit ve özgür bireyler olarak ve laik bir sistemde yaşamlarımızı sürdürme haklarımız hedefe kondu.
İktidar nezdinde kadınlar ancak ailenin bir parçası olduğu, çocuk doğurduğu ve aile içinde kapitalizmin devamı için rol oynamaya ikna olduğu sürece makbul sayılıyor. İktidar kadınların kazanımlarını hedefe koyan siyasi gericilikte ısrar ediyor ama bizler de bu saldırılara karşı durmaktan, mücadele etmekten asla vazgeçmiyoruz. Bizler pek çok kez güçlü ve birleşik bir mücadele ortaya koymayı başararak siyasal iktidara geri adım attıracak, saldırıları püskürtecek kazanımlar elde ettik.
Sadece Türkiye de ki gelişmeler değil, Fransa da yaşadığımız ülkede ve tüm dünyada gelişen işsizliğe, yoksulluğa ve hak ihlallerine karşı bir duruşumuz ve tavrımız vardır.
Ekonomik krizin giderek ağırlaştığı bir dönemde geçiyoruz. Halkın bütçesi sermayeye akmaya devam ediyor. Sermayeye, savaşa, yandaşlara değil emeğimiz olan bütçe bu ülkenin emekçilerine ayrılmalıdır. Bu yoksulluk karşısında sermaye ve onun iktidarına karşı örgütlü ve birleşik mücadelemizle sözümüzü büyütmeliyiz !
Evet, bizler dünyanın her yerinde mücadelenin bir parçası olarak yoksulluğa, eşitsizliğe, ayrımcılığa, şiddete ve savaşa karşı, birleştirici, barışçıl, herkesi kucaklayan örgütlü mücadeleye, her yerde devam ediyoruz !
Asla haklarımız ve hayatlarımız için mücadeleden vazgeçmedik !
Bütün yürüttüğümüz bu mücadeleyi görünür hale getirebilmek için, Alevilerin yani bizlerin herşeyden önce kendi içimizde ki asimilasyon, inkar politikasına karşı, ortak mücadele de birleşmemiz gerekir.
Türk-islam sentezinin en vahşi olduğu dönem AKP döneminde gelmiştir. Tekçi zihniyete sahip egemenlerin asimilasyon politikasını Aleviler çok iyi bilir.
Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne çok farklı yöntemler kullanılarak, gerek koçgiri, Dersim soykırımı, Maraş, Sivas, Çorum, gazi, gezi katliamlarıni bizlere yaşatanlar, fiziki katliamlardan sonra şimdi de kültürel, sosyal, siyasal ve inançsal bir asimilasyonu hakim kılmak istiyorlar.
Yani yapmak istedikleri, alevileri müslüman kategorisine koymak ve
özgün yaşamlarımızda ki kültürümüzü ve dilimizi asimile ederek, devletin alevisi inşa etmek istiyorlar.
Aynı zamanda, çekinmeden söylemek gerekiyor, Alevi kurumlarımızın içerisine, bu misyonerliğe soyunmuş şahısları yollayarak, bizdenmiş gibi görünüp, bizleri sessizce içerdenyok etmeye çalışıyorlar.
Bizleri yok etmek isteyenler belli !
Peki bizler ne yapmalıyız ? Bizlere düşen görevler nelerdir?
Sizce, onlara karşı kendimizi sürekli savunma pozisyonundan çıkma vakti gelmedi mi?
İdeolojilerimizi, farklılıklarımızı bir kenara bırakarak, tüm enerjimizi kendi halkımıza, birliğimizin ayakta durmasına versek olmaz mı?
Birbirimizin annesine, babasına, çocuğuna, kendimizinmiş gibi düşünerek, ona göre davranıp, düşeni birlikte ayağa kaldırsak, güzel olmaz mı ?
FUAF olarak, yumruklarımızı sıkarak, hep birlikte asimislayona, inkara, yok etme politikalarına karşı mücadelemizi daha yüksek doruklara çıkartmalıyız !
Arkadaşlar,
Toplumu ayakta tutan 4 kolon vardır : kadınlar, gençlerimiz/çocuklarımız, yaşlılarımız ve erkekler. Ana kolon ise kadındır! Bunlardan biri yıkıldığında, toplum sarsıntıya uğrar.
Ana kolon yıkıldığında, hiç biri ayakta duramaz ve çöküntü asla engellenemez.
Yüzyıllarca, ne çok etiket yüklendi kadınlarımıza. Bu nedenle, halkı için yapabileceklerinin yerine, kendini ataerkil yapıya karşı kanıtlamaya çalıştılar. Unutulmaması gereken bir gerçek var :
Kadının olmadığı yerde, ruh da yoktur.
Kadınlarımıza gerekli saygı, sevgi ve güveni vermek demek, toplumun geleceğini garantiye almak demektir.
Çünkü, kadın güçlüyse aile de güçlüdür ;
Aile güçlüyse toplum da güçlüdür !
Diğer yandan da, toplumunuzu ayakta tutan çok önemsediğim gençlerimizdir !
Gençlerimizin sorunları çok yönlüdür.
Özellikle Avrupadaki gençlerimizin kimlik arayışı hala sürmekte. Toplumdan uzaklaştıkça, kültürlerinden de uzaklaşıyorlar. Hepimiz de biliyoruz ki, Alevi Kültür Merkezleri içerisin de, Jenerasyon farklılığından kaynaklı gençlerimizle iletişim kopuklukları yaşıyoruz. Eski düşünce kalıplarıyla, yaşam biçimiyle ve dil ile şimdi ki gençleri anlamaya çalışmak, daktiloyla bilgisayar da yazı yazmaya çalışmak gibi birşey. Yani mümkün değil. “Zamanın gençleri” diyerek, bu iki cümlenin arkasinda saklı olan nice önemli mesajlari es geçiyoruz.
Bugün kurumlarımızda yönetimlerimizde ve çalışmalarımızda gençlerin az olmasından dolayı şikayet ediyorsak, o zaman bu durumu değiştirmek için, gençlerimizin yaninda olarak, sonsuz desteğimizi vermemiz gerekir.
Çünkü, genç kuşaklar geleceğin temsilcileridir.
“Ilimden, bilimden gidilmeyen YOLun sonu karanlıktır”. Akılla, vicdanla düşünceyle, teknoloji ile, kendi anladığımız dilimizle kabuk ve kalıp değiştirmek, yenilenmek, yeni şeyler yapmak zorundayız. Bunu da ancak bunun motor gücü olan genç kuşaklarımız yapabilir.
Bugün gençlerimize mesajımdır :
Bu karanlık dünyada umut ışığı olmaya hepinizi davet ediyorum.
Birlikte daha parlak bir gelecek inşa edebilir ve gelecek nesillere umut dolu bir miras bırakabiliriz.
Unutmayın ki biz Fransız-Türk/Kürt Alevi kuşağıyız, yolumuzu, kültürümüzü, değerlerimizi gelecek kuşaklara aktarmak görevimizdir, bu aktarım ancak ama ancak örgütlenmeden, birlik olmaktan ve mücadele etmekten geçiyor.
Sizlerin zeka gücüne, azimine ve samimiyetine inaniyorum.
Toplum olarak her birinize ihtiyacımız var.
Canlar, demokratik mücadelemizin meyvelerini alıyoruz ve almaya da devam edeceğiz !
Bugün, FUAF çatısı altında olan, bileşenlerimizden Fransa Alevi Kadınlar Birliği ve Fransa Alevi Gençler Birliğinin varlıklarıyla FUAF, gerek Avrupada gerekse Türkiyede daha görünür hale gelmiştir.
Bu Federasyonumuz açısından çok önemli ve değerlidir.
Tarihimiz de bir ilktir !
Özerk kurumlarımız, ete kemiğe büründüğünü görüyor ve bunun onurunu – gururunu yaşıyoruz.
Son olarakta, Harvard Üniversitesinin 85 yıllık araştırmasını bilenler vardır. Mutluluk nedir? sorusunun arastirmasını 85 yıl boyunca gerçekleştirmişler : fakirlikten, zenginliğe yükselen mi dersiniz, zenginlikten fakirliğe düşenler mi, herşeyini kaybeden mi dersiniz, hiç birşeyi yokken, çok şeye sahip olanı mı… bu araştırma süresince, insan hayatında olabilecek herşeye şahit olmuşlar
Ve en sonunda sevgi, birlik ve beraberlik kavramının dışında, mutluluğu aramanın beyhude bir çaba olduğunun kanısına varmışlar.
Elbet ki herşey istediğimiz gibi gitmebilir,
Elbet ki yolumuz da taşlar olabilir, engelliler çıkabilir,
Elbet ki, Yolumuza inkar ve asimilasyon taşları çıkabilir, ancak bizler bu taşları el birliğiyle, gönül ve akıl birliğiyle alıp kenara atmasını bilmeliyiz !
Çünkü,
Nasıl ki, bir insanın ruhu varsa,
Toplumlarında ruhu kültürleridir.
Dolayısıyla, ruhu insanı terk ettiğinde, nasıl ki vücüt çürümeye başlarsa, kültürünü terk eden toplumlarda çürümeye ve asimile olmaya başlarlar.
Bir toplum kültürünü ve inancını kaybettiği zaman, o toplumu asimile ve elde etmek daha basittir.
Yani sizlere şunu söylemek istiyorum :
Asla değerlerimizden, öğretimizden, inancımızdan, hayat tarzımızdan, kültürümüzden taviz vermeyin ! Bizleri yok etme, ezme, yakma, kullanma fırsatı sunmayınız.
Gelin birbirimizin aynası olalım ;
Gelin hep beraber bizlere dayatılan karanlığa işık olalım !
Etrafımıza güneş ışınları ekelim – sevgi ekelim.
Birlikte hareket etmenin gücüyle, birbirimize ses,nefes, can suyu olalım!
Teşekkürler beni dinlediğiniz için,
Aşk ile.
Rozbi DEMİR
FUAF Eşit Başkanı
Paris, 02.12.2023

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler