Çar. Nis 29th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Beşar Esad’dan İlk Açıklama:”Suriye’nin yeniden özgür ve bağımsız bir ülke olacağı umuduyla…”

Not düşmek lazım: Telegramda yayınlanan bu mektubun Esad’a ait olduğuna dair kesin bir bilgi yoktur elimizde. Bu notu düşerek, Suriye’nin eski devlet başkanı Beşar Esat’ın Telegramda yayınlanan bu mektubun yayınlıyoruz.

“Suriye’de terörizmin yayılması ve 7 Aralık 2024 Cumartesi akşamı Şam’a ulaşmasıyla, başkanın akıbeti ve nerede bulunduğu hakkında sorular sorulmaya başlandı. Bu sırada ortaya atılan karışıklık ve gerçeklerden uzak hikayeler, uluslararası terörizmin bir Suriye kurtuluş devrimi kisvesi altında sahnelenmesini destekler nitelikteydi.

Ulusumuzun hayatında gerçeğin bir yeri olması gereken bu kritik tarihsel anda, kısa bir açıklama ile bazı hususların netleştirilmesi gerekmektedir. Bu koşullar ve güvenlik nedenleriyle iletişimin tamamen kesilmesi, daha önce bir açıklama yapılmasına olanak vermedi. Bu kısa açıklama, yaşanan her şeyin detaylarını anlatmanın yerini tutmasa da, daha sonra fırsat bulduğumda bu detaylara değineceğim.

Birincisi, söylendiği gibi ülkeyi planlı bir şekilde terk etmedim ya da çatışmaların son saatlerinde ayrılmadım. Aksine, Şam’da sorumluluklarımı sabaha kadar takip ettim. Ancak terörizmin Şam içinde yayılmasıyla, Rus dostlarımla koordinasyon içinde Lazkiye’ye hareket ederek oradan savaş operasyonlarını takip ettim.

Hmeymim hava üssüne ulaştığımda, sabah saatlerinde kuvvetlerimizin tüm savunma hatlarından çekildiği ve son ordu mevzilerinin düştüğü ortaya çıktı. Bölgedeki saha durumunun kötüleşmesiyle, Rus askeri üssüne yönelik drone saldırıları yoğunlaştı. Üsten herhangi bir yönde ayrılmanın imkânsızlığı karşısında Moskova, üssün liderliğinden 8 Aralık Pazar akşamı, Şam’ın düşmesinden ve son askeri pozisyonların ardından devlet kurumlarının felç olmasından sonra, acil tahliye için çalışmasını istedi.

Bu olaylar sırasında sığınma veya istifa meselesi, ne benim tarafımdan ne de başka bir kişi veya parti tarafından gündeme getirildi. Tek seçenek, terörist saldırıya karşı savunma savaşını sürdürmekti.

Bu bağlamda, savaşın ilk gününden beri kişisel kurtuluşumu ülkemin kurtuluşuyla takas etmeyi reddettiğimi, halkıma çeşitli teklifler ve vaatlerle pazarlık yapmadığımı vurgulamak isterim. Ön cephede subay ve askerlerimle, teröristlere sadece birkaç metre mesafede en tehlikeli çatışma noktalarında bulunan kişi olarak, en zorlu savaş yıllarında dahi ailem ve halkımla birlikte kalarak başkentin defalarca bombalanması ve teröristlerin şehri ele geçirme tehlikesine rağmen halkımla yüz yüze kaldım. Filistin ve Lübnan’daki direniş hareketlerini terk etmeyen ve kendisine destek veren müttefiklerini yarı yolda bırakmayan kişi, kesinlikle kendi halkını terk eden ya da ordusuna ihanet eden bir kişi olamaz.

Ben hiçbir zaman kişisel düzeyde makam arayışında olan bir insan olmadım. Kendimi, desteğini bu projeye inanan bir halktan alan ulusal bir projenin sahibi olarak gördüm. O halkın iradesine ve devletini koruma, kurumlarını ve seçimlerini savunma yeteneğine olan kesin inançla hareket ettim. Devletin terörün eline düşmesi ve bir şey sağlama kapasitesinin kaybedilmesiyle birlikte, bu makam anlamını yitirir ve sorumlu olarak kalmanın da bir anlamı kalmaz. Ancak bu, Suriye ve halkına olan gerçek milli aidiyetten vazgeçildiği anlamına gelmez. Makam ya da koşullar tarafından değiştirilemeyen bu aidiyet, Suriye’nin yeniden özgür ve bağımsız bir ülke olacağı umuduyla doludur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir