ADA: Deniz, Yusufu, Hüseyin halkın yüreğinde adeta parlayan birer yıldıza dönüşmüşlerdir!
Alevi Dayanışama Ağı ( ADA), Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edildimelerinin. 53. yıldönümünden dolayı yazılı bir açıklama yaptı.
Açıklmanın tam metni şöyle:
”Türkiye devrimci hareketinin sembol isimlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan bundan tam 53. yıl önce 6 Mayıs 1972’de idam edildiler. Marshall ve Truman yardımları, NATO ve ABD’nin askeri üsleriyle gerek ekonomik gerekse askeri alanda emperyalizmin kıskacına alınan Türkiye’de, dünyadaki antiemperyalist dalgaya paralel olarak yükselen devrimci-bağımsızlıkçı hareketi yok etmek için tertiplenen 12 Mart faşizminin askeri mahkemesi tarafından yargılanan Üç Fidan, faşist mahkeme heteyetinin verdiği siyasal kararla idama mahkum edildi.
Bu kararı verenler sanıyorlardı ki verdikleri idam karırınıdan üç fidan korkacak, özür dileyecek, af dileyecek. Sanıyorlardı ki bu üç devrimcinin idam sehpasında dizleri titreyecek. Ama titreyen cezaevinin duvarlarında yankılanan ” Yaşasın Türk ve Kürt Halklarının Kardeşliği,” ” Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!” sesini duyan cellatlar, idam kararını verenler oldu. İşbirlikçiler her gün uykularından bu sesle irkilerek uyandılar! Deniz ve yoldaşları ise idam sahpasının üzerinede son nefeslerin vermeye hazırlanırken bile başıları dik ve yiğitçe bir devrimci duruş sergiliyerek, “Kahrolsun faşizm yaşasın mücadelemiz” diye haykırdı
6 Mayıs 1972 günü Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve Deniz Gezmiş, Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nin verdiği kararı Meclis’in onaylamasıyla idam edildiler. Zalimler, Üç Fidanı idam ederek onların idallerini yok edebileceklerini hesapladılar ama bu iğrenç amaçlarına ulaşamayacaklarını çok kısa sürede görüp anladılar. Çünkü Üç Fidanın idam edilmelerinin ardından Deniz’ler halkın yüreğinde adeta parlayan birer yıldıza dönüşmüşlerdir
Denizlerin idamının ne anlama geldiği bugün Türkiye’de daha da anlam kazanıyor. Devrimci gençlik hareketinin o dönemde istediği: Emperyalistlerin tahakkümünden kurtulmuş, kendi halkının iradesiyle yönetilen bir Türkiye’dir. Yani “Tam Bağımsız ve Demokratik Türkiye”. Denizlerin idam kararıyla aslında hakkında idam fetvası verilen “Bağımsız Türkiye Özlemi”dir.
Üç devrimci Fidan‘ın idama götürülürken gecenin sessizliğini yırtan“Yaşasın tam bağımsız Türkiye” haykırışı dün olduğu gibi bugün de emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin korkulu rüyası olmuştur!
Son nefeslerinde dahi Pirimiz Pir Sultan Abdal gibi inançlarını ve ideallerini haykıran Deniz Gezmiş‘i, Yusuf Aslan‘ı ve Hüseyin İnan’ı idam edilişlerinin 49. yıldönümünde saygıyla anıyoruz.
Deniz’in idamı öncesi kaleme aldığı mektup:
Baba,
Mektup elinize geçmiş olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler, önemli olan çok yaşamak değil yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir.
Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de düşmeyeceğimden şüphen olmasın. Oğlun ölüm karşısında âciz ve çaresiz kalmış değildir, o bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni
anlayacağını tahmin ediyorum.
Sadece senin değil Türkiye’de yaşayan Kürt ve Türk halklarının da anlayacağına inanıyorum.
Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da
bildireceğim, Ankara’da 1969’da ölen arkadaşım Taylan Özgür’ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul’a götürmeye kalkma.
Annemi teselli etmek sana düşüyor, kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum, kendisine özellikle tembih et, onun bilim adamı olmasını istiyorum; bilimle uğraşsın ve unutmasın ki bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir. Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, abimi, ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşi ile kucaklarım.’
Deniz Gezmiş

Alevi Haber Ağı
Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.
Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.
Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı