Bir kentin sokakları bazen susar, bazen konuşur. Şimdi İzmir’in kaldırımlarında yankılanan ayak sesleri bir grevin değil, bir tarihin izidir. Bu ses, 1970’lerin grev meydanlarından bugüne ulaşan bir mirasın yankısıdır. Kemal Türkler’in sesi, Davutpaşa’dan Bornova’ya, DİSK’in kuruluş ilkelerinden bugünün işçi barikatlarına uzanan bir direnişin ruhudur.
Kemal Türkler… Sadece bir sendikacı değil, emeğin vicdanı, sömürünün karşısında dimdik duran bir halk çınarıydı. 1967’de DİSK’i kurarken söylediği şu söz hâlâ zamanın yüreğinde çarpar:
“İşçiler sadece alın terlerinin değil, onurlarının da sahibidir.”
DİSK’in tarihi, sadece iş yasalarına karşı yazılmış bir muhalefet tarihi değil; aynı zamanda bir halkın alın teriyle yazdığı bir özgürlük şiiridir. Zaman zaman karalandı, bastırılmak istendi. 12 Martlar, 12 Eylüller geçti üzerinden… Ama emek susmadı. Emek boyun eğmedi. Çünkü DİSK, bir tabeladan ibaret değildi; o, işçinin ekmeğine yazılmış bir özlemdi.
Ve şimdi İzmir’de, büyükşehir belediyesinde yükselen grevle birlikte o özlem bir kez daha ses buldu.
Belediye başkanları gelir, geçer. Kimisi üç dönem, kimisi bir dönem… Ama çöpü toplayan, sabahın karanlığında otobüsü süren, sokakları temizleyen, parkları yeşerten o emekçiler her sabah o kente yeniden uyanır.
Onlar geçici değildir.
Onlar sadece işçi değil; bu kentin görünmeyen belleğidir.
Bir kentte grev varsa orada adalet aranıyordur. Bir grev varsa, orada yalnızca hak değil, insanlık da hatırlatılıyordur. Ve o grevin arkasında Kemal Türkler’in gölgesi vardır. O, şimdi Alsancak’tan Buca’ya uzanan her yürüyüşte emekçilerin omuz başında yürür.
Çünkü bu sadece bir hak arayışı değil, bir insanlık çağrısıdır.
Çünkü bu sadece bir maaş pazarlığı değil, bir tarih yazımıdır.
Ve bu tarihin gerçek yazarları bellidir: İşçiler.
Bu sözlerim Kemal Türker’ in mirasını yiyen sahte sendika yöneticilerine sendika temsilcilerine da gelsin.
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.
Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.