Paz. Şub 1st, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Nazım Hikmet’in Ardından 62 Yıl Geçti: Vera’nın Gözyaşlarıyla Başlayan Bir 3 Haziran Sabahı

Haber Merkezi – 3 Haziran 1963 sabahı Moskova’da sıradan bir gün gibi başladı. Ama o sabah, dünya edebiyatının en büyük şairlerinden biri olan Nazım Hikmet, hayata veda etti. Ardında ise sadece dizeler değil, bir kadının gözyaşları, bir halkın hafızası ve bir ülkenin vicdanı kaldı.

Nazım Hikmet Ran, sürgünde geçirdiği 12 yılın ardından Moskova’daki evinde, bir yaz sabahı, yaşamını yitirdi. Ölüm, o sabah gazeteleri almak için sessizce kapıya yöneldiği an kapısını çaldı. Eşi Vera Tulyakova, her zamankinden erken uyanmış, onu rahatsız etmemek için yatağında kalmıştı. Ama saat yedi buçuk sularında apartmanın kapısına gazeteler bırakıldığında, Nazım, alışkanlıkla sessizce yataktan çıkmıştı.

Koridorda dizlerinin bağı çözüldü. Sessizce yere yığıldı. Kapının önünde, sırtı duvara yaslı, gazeteler elinde… Nazım, şiirlerinde anlattığı gibi ani ve sessiz bir ölüme yürümüştü. Vera, onu fark ettiğinde artık çok geçti.

Bir Şiir, Bir Anahtar ve Sessiz Bir Veda

Nazım’ın cebinden pasaportunu alan Vera, içinde el yazısıyla yazılmış kısa bir şiir buldu. “Vera’ya” başlıklı bu şiir, onun son sözü, son vedasıydı:

Gelsene dedi bana
Kalsana dedi bana
Gülsene dedi bana
Ölsene dedi bana
Geldim
Kaldım
Güldüm
Öldüm…

O şiir, Nazım’ın hem kişisel hem de evrensel vedasıydı.

Sürgünde Geçen Yıllar, Yurtsuz Bir Şairin Ardında Bıraktığı Ülke

Nazım Hikmet, Türkiye’de siyasi düşünceleri nedeniyle hapis yatmış, yurttaşlıktan çıkarılmış, ardından 1951’de sürgüne gitmek zorunda kalmıştı. Moskova, Prag, Varşova arasında geçen yılların ardından, yine Moskova’da hayata gözlerini yumdu. Vasiyeti, Anadolu’da bir çınar ağacının altına gömülmekti. Ama bu dileği 62 yıldır yerine getirilmedi.

Anadolu’nun En Geniş Vicdanı

Nazım, bugün hâlâ Türkiye’nin en çok okunan, en çok bestelenen ve en çok hissedilen şairlerinden biri. Onun dizeleri yalnızca bir edebi miras değil, aynı zamanda özgürlük, onur ve direnç duygusunun halktaki yankısı. Geçmişte yasaklanan şiirleri, bugün çocukların dilinde, meydanların duvarlarında, şarkıların nakaratlarında yaşıyor.

62 Yıl Sonra: Hâlâ Mavi Gözlü Bir Dev Olarak Aramızda

3 Haziran 2025’te, Türkiye’nin pek çok kentinde, kültür merkezlerinde, parklarda ve edebiyat çevrelerinde Nazım Hikmet bir kez daha anılıyor. Moskova’daki mezarı başında çiçekler, Türkiye’de ise yüreklerde dizeler var.

Ve her 3 Haziran’da olduğu gibi, insanlar bir kez daha fısıldıyor:

“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür,
Ve bir orman gibi kardeşçesine,
Bu hasret bizim…”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir