Tabiiki Barış..Ama Onurlu bir Barış..!
Tabiiki Barış..Ama Onurlu bir Barış..!!
“Bekara Boşanmak kolaydır” diye bir söz vardır.
Savaşa gitmemiş, savaşmamış, çocuğunu savaşa göndermemiş ve o savaşın vahşetiyle yüzleşmemiş, yanında, kollarında kader birliği yaptığı yoldaşını ölürken görmemiş, dağda bayırda aç, susuz, uykusuz bitmeyen günler, aylar, yıllar geçirmemiş biri çok rahatlıkla Savaş naraları atabilir. Ve de en keskin Savaş taraftarı olabilir bunlar. Ama “gel bizde gidelim” denildiğinde bin bir türlü mazeretleri vardır bunların.
Gencecik insanların haklı bir dava idealleri uğruna, gece gündüz demeden, kar, kız, buz demeden, yarı aç yarı tok demeden sadece yüreklerindeki o güzel umutlar için yıllarını geçirdikleri, gençliklerini bu koşullarda feda ettikleri bir yaşamı olmayanlar Savaşı da Barışı da anlayamazlar.
Bu gerçekliği ifade ettikten sonra günümüzün somutuna gelelim;
YAKILAN, BIRAKILAN SADECE SİLAHLAR MIYDI ?
Doğrusuyla, yanlışıyla, günahı, sevabıyla ardından 10 binlerce canın feda edildiği, bunun fazlasının yaralanıp sakat kaldığı, binlerce insanın işkence ve cezaevinden geçtiği, ailelerin perişan olduğu böyle bir fedakarlık ve destansı mücadeleyle 50 yıldır varlık gösteren PKK bu kadar bedel karşılığında KÜRT halkına ne kazandırdı ve Silahları yakarken geleceğe ne bıraktı ?
PKK bu 50 yıllık bir süreçte, Kürtlerde ULUS bilinci yarattı, Aşiret unsuru, Ağanın veya tarikatın müridi olma yerine Birey olma bilinci yarattı, Öz güven yarattı ve en önemlisi de Yarı feodal ve İslami bağnazlık altında ezilmiş, Nazım’ın deyimiyle “ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen Kadınlarımız”ı zirveye taşıdı. Sadece Kürt coğrafyasında değil Ortadoğu’da ve dünyada Kürt kadınını manşet yaptı.
Kürt coğrafyasında yarı feodal yapıyı tasfiye etti, dinin köleleştirici etkisini ciddi olarak zayıflattı ve toplumsal aydınlanmayı sağladı.
Ve gelinen noktada Silahları yaktı ve bıraktı.
Köroğlu’nun deyimiyle “delikli demir çıktı mertlik bozuldu” son askeri teknolojideki gelişmeler dengeleri altüst etti. Gerillanın hareket ve manevra kabiliyetini ciddi olarak daralttı. Gerillayı Saldırı pozisyonundan Savunma pozisyonuna zorladı ki askeri terminolojide Gerillanın Savunma pozisyonuna düşmesi demek gerillanın başarısını yok eder ve süreçle yenilgiyi getirir.
Bölgesel gelişmelerde – doğru yada yanlış burası tartışılır- ABD ve İsrail gibi güçlü halkaları yakalamıştı. Ama Emperyalizm dayanılacak güvenilir bir güç olmadığını bir kez daha göstermiş oldu.
Son süreçte Irak, Suriye, İran’daki savaş ve ABD ve İsrail’in desteği ile birleşince Birkeşik Kürdistan hedefine çok yaklaşmıştı.
Ve tamda bu noktada Türk derin devleti Bahçeli aracılığıyla akıllı bir hamle yaptı ve Abdullah Öcalan’ın uzatılan eli tutmasıyla silahların yakılması ve bırakılması noktasına geldi.
Sonuç olarak;
Ortada karşılıklı imzalanmış bir metin yada mutabakat olmadığı görülüyor. Öcalan neyin pazarlığını yaptı, silahları bırakma ve PKK’nın tasfiyesi karşılığında kendisine ne güvence verildi, veya verilip verilmediğini bilen yok.
Ve bunca bedel ödenmiş olan Kürt davası Türk Devletinin insafına bırakıldı.
Bu durum gücü tükenmiş olan TAYYİP ERDOĞAN’a can simidi oldu. Sarayda oyunlar bitmez. Bu adamın 23 yıldır neler yaptığı ve neler yapacağı iyi biliniyor. Bu da önceki Kürt açılımı, Alevi Açılımı, Roman açılımı gibi nefes alma ve manevra taktiğinden başka nir şey değildir. Göz boyamak için bazı hamleler yapabilir. Mesela Demirtaş, Öcalan ve daha bazı simge insanlar bırakılabilir ama buna karşılık son darbesini vurma olanağını elde etmiş olacak. Kürtlerin desteğiyle anayasayı değiştirmek, Başkanlığını uzatmak, muhalefeti tam olarak bastırmak ve son hamlesi olan ŞERİAT sistemine geçmeyi hedefliyor. CHP gibi bu sistemin taşıyıcısı olan bir partinin Belediyelerine operasyonlar düzenleyip el koyan bir zihniyetten “DEMOKRATİKLEŞME” beklemek en basit ifadeyle saflık olacaktır. Bu iyi niyetin bedeli gerek Kürtlere gerekse de Türkiye halkına çok ağır olacaktır.
Yılların tecrübesine sahip olan PKK kadrosu ve gerillası güle oynaya silahını bırakmamıştır ve derin yaralar oluşacaktır bu konuda. Kürt ulusu kendini güvende hissetmeyecektir bundan sonra. Özellikle bu coğrafyada türetilen Cihadist katiller cirit atarken Kürtlerin tedirginliği daha da iyi anlaşılır.
Kürtler, Köpeği bol olan bir köyde sopasız bırakılmışlardır adeta.
Tabiiki En kötü Barış Savaştan iyidir ama bu KARŞILIKLI HAK VE KAZANIMLARIN OLACAĞI ONURLU BİR BARIŞ olmalıdır. Ama Bu barışta Kürtlerin ne kazanacağı belli değildir ve bu Türk Devletinin insafına bırakılmıştır. Ve Kürtler Meçhule doğru yönlendirilmişlerdir.
Son sözü Başkan Mao’ya bırakarak noktayı koyayım.
Başkan Mao der ki; “Ordusu olmayan halkın hiç bir şeyi yoktur”
Umutla kalalım diyeceğim ama ufukta umudun hissiyatı bile görünmüyor.. !!
Siz yine de umudunuzu kaybetmeyin….

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler