Asimilasyonun Yeni Yüzü: Cemevleri Başkanlığı Ve Makbul Alevilik Projesi
Söz artık dönmüyor, devran artık dönmüyor; döndürülüyor.
Dün Sünnileştirme, bugün Şiileştirme, yarın ise tam denetimli “makbul Alevilik” adıyla bir devlet projesi karşımızda duruyor. Bir asra yakındır bastırılan, susturulan, inkâr edilen Alevilik şimdi ‘tanınıyor’, ama hangi yüzüyle, hangi sesiyle?
Çok açık: Sadece devlete sadık kalan, eleştirmeyen, biat eden ve ruhsuzlaştırılmış bir Alevilik tanınıyor. Gerisi ya “marjinal” ya da “terörist” ilan ediliyor.
Devletin Asimilasyon Kurumu: Alevi Bektaşi Kültür Ve Cemevi Başkanlığı
2023 yılında kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, ilk bakışta Alevi inancının tanınması gibi gösterildi. Oysa bu adım, Diyanet İşleri Başkanlığı modeline uygun, tamamen yukarıdan aşağıya bir ‘hizaya getirme’ planıdır.
• Cemevlerinin hukuki statüsünü tanımadan, onları kendi denetimi altına alan,
• Dedelere maaş teklif ederek, onları kamusal birer memura dönüştürmek isteyen,
• Aleviliği bir kültürel ögeye, “farklılık” gibi sunup, inanç boyutunu devre dışı bırakan bir yapıdır bu başkanlık.
Burada bir hak verilmedi; bir kontrol mekanizması kuruldu.
Burada bir eşitlik getirilmedi; bir vesayet kuruldu.
Ve en önemlisi: Burada Alevilik tanınmadı, dönüştürülmek üzere içeri alındı.
Cem Vakfı Ve Gölge Alevilik: Devletin İçerdeki Temsilcileri
Bu süreçte özellikle Cem Vakfı, devlete en yakın duran yapı olarak öne çıktı. 1995’te kurulduğundan bu yana, Alevi toplumunun taleplerini dillendirmek yerine, devletin taleplerini Alevilere anlatmayı görev edindi.
Örnekler çok net:
• Diyanet’e bağlı “Alevi Diyaneti” oluşturulması teklifini gündeme taşıdı.
• Alevi dedelerine maaş bağlanması önerisini destekledi.
• Alevilik hakkında İslam içi bir mezhep olarak tanımlamalar yaptı.
• Cemevlerinin camiler gibi ibadethane sayılamayacağını, ama “kültürel merkez” olarak düzenlenebileceğini savundu.
Bu söylemler, Aleviliğin inanç boyutunu yok sayar.
Bu yaklaşım, Aleviliği devletin onayladığı kadarına indirger.
Bu işleyiş, Aleviliği cemaatleştirip kontrol altında tutma çabasıdır.
Tehlikenin Adı: “Makbul Alevilik” Projesi
Bugün yaşanan şey, yeni bir tür asimilasyondur. Bu kez;
• Dersim 1938’de olduğu gibi zehirli gazla değil,
• Maraş 1978’de olduğu gibi silahla değil,
• Sivas 1993’te olduğu gibi ateşle değil,
Bu kez masa başında, bütçeyle, yönetmelikle, STK eliyle yürütülüyor.
Makbul Alevi kimdir bu projeye göre?
• Devlete karşı çıkmaz.
• Diyanet’le sorun yaşamaz.
• Mezhep olarak kabul edilmeyi dert etmez.
• Pirini, mürşidini değil; atanmış bürokratı dinler.
• Yolu değil, protokolü bilir.
Ve bu makbul kimliğin temsilcileri bugün en görünür pozisyonlara taşınmakta, medya eliyle parlatılmakta ve Alevi halkına “meşru önder” olarak sunulmaktadır.
Peki, Aleviler Olarak Ne Yapmalıyız?
Artık susmak, durmak, beklemek lüks değildir. Şu sorular hepimizin önünde duruyor:
• Aleviler kendileri özne olacak mı, yoksa başkalarının çizdiği sınırların içinde mi tanımlanacak?
• Devlete bağımlı, maaşlı, bürokratik bir inanç yapısı mı istenecek, yoksa özgür, rızalıkla işleyen kadim yol mu korunacak?
• Bu tür kurumlar ve yapılar eliyle inşa edilen “gölge Alevilik” mi, yoksa hakikatçi Alevilik mi sahiplenilecek?
Yol, Sözle Değil, Özle Yürünür
Bugün,
Bir pirin maaş bordrosuna imza atması;
Bir cemevinin devletten icazetle açılması;
Bir gencin, dedesini devlet görevlisi sanması;
Yol’un inkârıdır.
Unutulmamalı: “Yol Cümleden Uludur”
Yol, devletin değil; Hakk’ın, halkın ve hakikatin yoludur.
Devletten Bağımsız, Rızalık Temelli Yeni Bir Yapılanma
• Alevilik ne bir devlet politikasıdır, ne bir kültürel figür.
• Alevilik, özgün bir inanç yolu, toplumsal bir hakikat öğretisidir.
Bu Nedenle
Cemevleri, Alevi toplumunun kendi kaynaklarıyla, kendi değerleriyle inşa edilmeli.
Dede, pir, mürşitlik kurumları maaşlı memurluğa değil, rızalık temelli hizmet anlayışına dayanmalı.
Devlete yaslanan kurumlar değil, halk-pir-meclis esasına dayanan özyönetimler kurulmalı.
Son Söz
Bugün yol ikiye ayrılmıştır:
Bir yanda kiralananlar, diğer yanda yola ikrar verenler.
Seçim vakti çoktan gelmiştir.
Ve unutulmamalı ki:
“Yolun sahibi susarsa, sesi cellat olur.”
Söz artık hak mücadelesi veren biz Alevilerde.
Ama önce, söz hakkınızı geri almanız gerekir.
Aşk ile Canlar
EA Kızıldeli

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler