Paz. Şub 1st, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

“Kuyu Tipi Hapishaneler Kapatılsın” Panelinde Direniş ve Birleşik Mücadele Vurgusu

⌈Haber Merkezi⌉ İstanbul’da Laborans tarafından düzenlenen “Kuyu Tipi Hapishaneler Kapatılsın” başlıklı panelde, kuyu tipi hapishanelere karşı birleşik mücadelenin önemi vurgulandı. Panelde konuşan Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) MYK üyesi Okan Danacı, “Devrimci hareketin hapishanede büyük bir direniş deneyimi ve tarihi var, bu konuda birleşik mücadele zemini yaratılmalı” dedi.

Panel Kıvılcım Kültür Merkezi’nde Düzenlendi
Panel, Kıvılcım Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü İlda Su’nun üstlendiği etkinliğe; Ezilenlerin Hukuk Bürosu (EHB) avukatlarından Özlem Gümüştaş, ESP MYK üyesi Okan Danacı ve İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi Meral Nergis Şahin konuşmacı olarak katıldı.

Salonun önüne “Kuyu Tipi Hapishaneler Kapatılsın” pankartı asıldı.

Şahin: İçeride ve Dışarıda Birleşik Mücadeleyi Başarmalıyız
İlk sözü alan Meral Nergis Şahin, Türkiye’de 40’a yakın kuyu tipi hapishane bulunduğunu belirterek, bu hapishanelerin F tipi hapishanelerin ardından inşa edildiğini söyledi.

Şahin, politik tutsakların her dönem hak gasplarına maruz kaldığını vurgulayarak şunları kaydetti:
“80 askeri darbesi, 90’lı yıllar, ’96 açlık grevleri ve 19 Aralık katliamı, hapishanelerin toplumsal mücadeleyi bastırmak için nasıl araçlaştırıldığını gösterir. Askeri faşist darbe döneminde içeride tutsaklar direnirken, dışarıda aileler ve yakınları da mücadele etti. Bugün ise bu birleşik mücadeleyi yeterince kuramıyoruz.”

Hapishanelerde tecrit içinde tecrit uygulandığını belirten Şahin, kelepçeli muayene, ilaç verilmemesi, hastaneye sevk engeli, temiz suya erişim sorunu ve keyfi disiplin uygulamaları gibi birçok hak ihlali yaşandığını aktardı.
Şahin, “Tutsaklara işkence yapılıyor, hatta bilinç kaybına yol açacak düzeyde şiddet uygulanıyor. Bu hak ihlallerinin çoğu, ancak geri dönüşü olmayan aşamada bize iletiliyor. Birçoğu aslında birer cinayettir” dedi.

Gümüştaş: Zorla Tedavi İşkencedir
EHB avukatlarından Özlem Gümüştaş, ölüm orucunda olan ve zorla tedaviye maruz bırakılan Serkan Onur Yılmaz’ın durumuna değinerek, “Zorla tedavi işkencedir, Yılmaz’ın talepleri kabul edilmelidir” dedi.

Gümüştaş, devletin her dönemde toplumu baskılamak için hapishanelerde özel politikalar geliştirdiğini belirterek, Eskişehir Tabutluğu, tek tip elbise dayatması ve İmralı tecridine dikkat çekti.
“Kuyu tipi hapishaneler, F tiplerinden bile ağır tecrit koşullarına sahiptir. Bu mekanlarda havalandırma hakkı günde bir saat, görüşme ve sosyalleşme idarenin insafına bırakılıyor” dedi.

Gümüştaş, kuyu tiplerinin yalnızlaştırma yoluyla itirafçılık dayatmalarının zemini haline getirildiğini de belirterek, “Bu hapishaneler siyasi mücadeleyle kapatılabilir” çağrısında bulundu.

Danacı: Kuyu Tiplerinde Her Şey Yalnızlık Üzerine Kurulu
ESP MYK üyesi Okan Danacı, Serkan Onur Yılmaz’ın taleplerine destek vererek başladığı konuşmasında, hapishanelerdeki ağır tecrit politikalarının sınıf mücadelesinin yükseldiği dönemlerde daha da derinleştirildiğini söyledi.

“Kuyu tiplerinde mekânın her ayrıntısı yalnızlık üzerine kuruludur. Gardiyanla bile temas en aza indirilmiştir. Hasta tutsaklar için daha da ağır koşullar vardır” dedi.

Danacı, devrimci hareketin hapishanelerdeki direniş deneyimine dikkat çekerek, “Direnişin başarısı, sokaktaki yankısına bağlıdır. Kuyu tiplerine karşı birleşik bir zeminde mücadele etmeliyiz” dedi.

Panelde ayrıca, İzmir Buca Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde kalan Resul Kocatürk’ün ve Çorlu Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde kalan Celal Punar’ın annesinin gönderdiği mektuplar okundu.

Etkinlik, soru-cevap bölümü ve katılımcıların katkılarıyla sona erdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir