Dem Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları’ndan Dersim’de Doğa Ve Yaşam Mesajı: “Ey Sermaye, Dersim’den Elini Çek!”
(Haber Merkezi⌉ Dem Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Seyit Rıza Meydanı’nda Düzenlenen Dersim Doğa Ve Yaşam Mitingine Katıldı. Hatimoğulları Konuşmasında Maden Projelerine, Rezerv Yasasına, Kayyım Politikalarına Ve Muhalefete Yönelik Baskılara Tepki Göstererek “Birleşik Demokratik Mücadele” Çağrısı Yaptı.
Dem Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nda düzenlenen Dersim Doğa ve Yaşam Mitingine katılarak ekoloji mücadelesi, maden projeleri ve kayyım politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hatimoğulları, Dersim’de doğa talanına karşı süren direnişe dikkat çekerek “Dersim için doğa demek inanç, hafıza ve bellek demektir” dedi.
Dersim İçin Doğa İnanç Ve Bellek Demektir
Konuşmasına mitinge katılanları selamlayarak başlayan Hatimoğulları, Dersim doğasının Alevi inancı ve toplumsal hafızayla iç içe geçtiğini vurguladı:
“‘Maden değil yaşam istiyorum, doğa düşmanlarına geçit yok’ diyen, kayasına, suyuna, ağacına sahip çıkan Dersimliler; sizler için ağaç, kaya, su, toprak sadece doğanın bir parçası değil, yaşam alanıdır. Dersim için doğa demek inanç demektir, hafıza, bellek demektir. Buna sahip çıktığınız için binlerce kez selam olsun sizlere.”
“Doğa Talanına Hayır Demeye Devam Edeceğiz”
Vahşi kapitalizmin dünyanın her yerinde doğayı hedef aldığını belirten Hatimoğulları, AKP iktidarını ve maden şirketlerini işaret etti:
“Vahşi kapitalizmin göz dikmediği bir tek şey kalmadı. Sermaye sahipleri AKP gibi iktidarların arkasına saklanarak doğayı talan etmek için yasa üstüne yasa çıkarıyorlar. Ormanlarımızı yakarak maden şirketlerine alan açıyorlar. Yandaş inşaat şirketlerine, yandaş firmalara alan açmaya devam ediyorlar. Maden ruhsatlarını adeta leblebi dağıtır gibi dağıtıyorlar. Dersim’den bir kez daha sesleniyoruz; bizler bu ülkenin muhalefet gücü olarak doğa talanına ‘hayır’ dedik, hayır demeye devam edeceğiz.”
“Birleşe Birleşe, Örgütlene Örgütlene, Mücadele Ede Ede Kazanacağız”
Hatimoğulları, doğa talanı yasasına karşı tüm muhalif güçlerle ortak mücadele yürüttüklerini hatırlatarak şunları söyledi:
“Parlamentoda temsili olan, grubu olan ya da olmayan bütün muhalif partilerle beraber doğa talanı yasasının geri çekilmesi için AYM’ye başvurduk. Bununla yetinmedik, Muğla’da çok güçlü bir mitingi demokrasi ve muhalefet güçleriyle beraber gerçekleştirdik. Bugün de aynı bilinçle bir aradayız. Şu bilinsin ki bizler birleşe birleşe, örgütlene örgütlene, mücadele ede ede kazanacağız.”
“Munzur Özgür Akacak”
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün son verilerini hatırlatan Hatimoğulları, Türkiye genelinde ve Dersim özelinde maden projelerinin boyutuna dikkat çekti:
“Son bir buçuk senede 698 maden ruhsatı vermişler. Bu ruhsatların yüzölçümü Trabzon ilinin tamamı kadar. Yani Türkiye’de bir Trabzon ili kadar alan maden şirketlerine peşkeş çekilmiş durumda. Sadece Dersim’de 145 farklı maden projesiyle Dersim tehdit altında. Pülümür, Ovacık, Pertek’in toprağı, suyu tehdit altında. Munzur tehdit altında. Buradan vahşi kapitalizmin, iktidarın ve sermayenin tehdidine karşı hep beraber ‘Munzur özgür akacak’ diyelim.”
“Ey Sermaye, Dersim’den Elini Çek!”
Dersim’in inancına, doğasına ve kültürüne yönelik saldırıların tarihsel bir süreklilik taşıdığını vurgulayan Hatimoğulları, kayyum ve maden politikalarını hatırlatarak şöyle devam etti:
“Dersim’in inancına, doğasına, kültürüne kepçe vurmak istiyorlar. Bu kadim coğrafyanın etrafını sessizce kuşatmaya çalışıyorlar. Ama Dersim halkı bilinçli ve örgütlü bir halktır. Cevizlidere 1938’de yakılıp yıkıldı, boşaltılmaya çalışıldı. Şimdi de maden şirketleri buraya göz dikmiş. Geyiksuyu 1970’lerde maden şirketlerine direndi, direnmeye devam ediyor. Seka Sur direnişi 145 gündür sürüyor. Buradan selam olsun bu direnişlere. Ey iktidar, ey sermaye; Dersim’den elini çek!”
Rezerv Yasasıyla Halkın Arazisine Çökülüyor
6 Şubat depremleri sonrası çıkarılan rezerv yasa düzenlemelerini de eleştiren Hatimoğulları, bu yasanın yeni bir talan mekanizması olarak kullanıldığını kaydetti:
“Bu iktidar işçi, emekçi için, kadına yönelik şiddetle mücadele için, çocukların hakları için, doğanın hakkı için yasa çıkarmıyor. Ama talan söz konusu olunca yasa üstüne yasa çıkarmakta çok mahir. Deprem bölgesinin yaralarını sarmak yerine rezerv yasası çıkardılar. Kanal İstanbul çevresi de dahil olmak üzere rezerv alan ilanlarıyla insanların evine, arazisine, mandalina tarlasına, zeytinliklerine çöküyorlar. Samandağ halkı bu rezerv alanlarına karşı direnişte. Onların selam ve sevgilerini sizlere getirdim.”
Akbelen’den Dersim’e Ortak Ekoloji Hattı
Hatimoğulları, Akbelen’den Besta’ya, Kazdağları’ndan Cerattepe’ye kadar ekoloji mücadelelerinin birbirini beslediğini vurguladı:
“Dersim’de nasıl asimilasyon politikası uygulanıyorsa, Samandağ’da, Antakya’da, Defne’de de benzer politikalar uygulanıyor. Bizler birbirimize elimizi uzattıkça, dayanıştıkça, bir arada oldukça onlara geri adım attırabiliriz. Akbelen’de, Şırnak Besta’da, Kazdağları’nda, Cerattepe’de, Dersim’de bizler direne direne kazanacağız.”
“Kayyımlar Zaman Kaybetmeksizin Geri Çekilmelidir”
Dersim’de belediyelere atanan kayyumları da hedef alan Hatimoğulları, Munzur’a dair yapılan açıklamaları hatırlatarak şunları söyledi:
“Dün buranın atanmış kayyımı, Munzur’u korumakla ilgili aldıkları kararı açıklıyor. Ey kayyım, sen kendini meşru mu görüyorsun? Maden şirketlerine tek kelime söylemeden Munzur halkını kandıracağını mı sanıyorsun? Bizlerin yerel yönetim anlayışı demokratik, kadın özgürlükçü ve ekolojik yerel yönetimler anlayışıdır. Bugün atanmış olan kayyımlar bir an önce, zaman kaybetmeksizin geri çekilmelidir. Dersim’in seçilmişleri Birsen Orhan, Cevdet Konak ve Ovacık seçilmişi Mustafa Sarıgül halkın iradesidir, bizim irademizdir.”
Barış Ve Demokratik Toplum Süreci: “Barışa En Çok Bizim İhtiyacımız Var”
Konuşmasının önemli bir bölümünde Barış ve Demokratik Toplum Sürecine değinen Hatimoğulları, savaş politikalarının en çok doğayı ve yerel halkları vurduğunu belirtti:
“Bu sürecin adı Barış ve Demokratik Toplum Sürecidir. Hedefimiz bu coğrafyada barışı, demokrasiyi, adaleti tesis etmektir. Toprağı talan edilen, ağacı kesilen, köyü yakılan, göçe zorlanan halklar olarak barışa en çok bizim ihtiyacımız var. Bugün doğaya en büyük zararı veren biyolojik ve nükleer silahlardır. Nükleer silah kullanılırsa sadece insanlar değil, ağaçlar, toprak, bütün canlılar yok olacak. İşte bu yüzden barışta her zamankinden daha fazla ısrarcı olmalıyız.”
Barışın, farklı halkların ve inançların eşit ve bir arada yaşaması anlamına geldiğini belirten Hatimoğulları, “Barış demek doğaya, yaşama, kültürüne, inancına sahip çıkmak demektir” dedi.
“Muhalefete Yönelik Baskılar Bu Süreci Sabote Ediyor”
İktidarın muhalefete yönelik baskılarını da hedef alan Hatimoğulları, özellikle CHP’ye dönük saldırılara dikkat çekti:
“İktidarın ve sermayenin kurduğu bu düzen barış ve demokrasi isteyenlere saldırmaya devam ediyor. Bugün ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik baskıları bu süreci sabote eden adımlar olarak görüyoruz. Muhalefete olan baskılarınıza artık son verin. Demokratik mücadelenin önü açılmalıdır. Doğamız için, suyumuz için hep beraber mücadele edecek, hep birlikte yaşam hakkını savunacağız. Bir tek şansımız var; o da birleşik demokratik mücadeledir.”
“Doğa Kazanacak, Yaşam Kazanacak”
Mitingde kadınların en önde yer aldığına dikkat çeken Hatimoğulları, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Her yerde olduğu gibi bugün de mitingimizin en önemli öznesi sevgili kadınlar pankartlarıyla en öne geldiler. Ve pankartları diyor ki: ‘Talana, ranta, madene izin vermeyeceğiz. Biz kazanacağız. Doğa kazanacak, yaşam kazanacak. Bizler kazanacağız, hep beraber kazanacağız.’ Bu duygu ve düşüncelerle sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Serkeftin, serkeftin, serkeftin.”

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler