Paz. Şub 1st, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Alevi Kurumlarından İstanbul’dan Dünyaya Sert Çağrı: Suriye’de Alevilere Yönelik Planlı Yok Etme Politikası İnsanlık Suçudur

⌈Haber Merkezi⌉ Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Suriye’de Alevi toplumuna yönelik yıllardır süren sistematik saldırılar ve son dönemde Humus başta olmak üzere artan katliam girişimlerine karşı bugün İstanbul’da ortak bir basın açıklaması yaptı.

Alevi kurumları, Suriye’de Alevilere yönelik yürütülen politikanın artık açık bir soykırım niteliği taşıdığına dikkat çekerken, yaşananların savaşın doğal sonucu değil, örgütlü, inanç temelli ve planlı bir yok etme politikası olduğunu vurguladı. Açıklamada, Alevilerin ve Hristiyanların evlerinin yakıldığı, kadınların kaçırıldığı, gençlerin işkenceyle katledildiği, insanların yalnızca inançlarından dolayı açlığa ve ölüme sürüklendiği ifade edildi.

Alevi kurumları ayrıca, bölgede faaliyet yürüten HTŞ ve ona bağlı çetelerin doğrudan sorumlu olduğunu, bu yapıları destekleyen tüm devletlerin, sermaye çevrelerinin ve suskun kalan uluslararası kamuoyunun da bu suçlara ortak olduğunu ilan etti. İnsanlığa karşı işlenen bu suçların derhal yargı önüne taşınması, bağımsız gözlemcilerin bölgeye girmesi ve insani yardım koridorlarının açılması çağrısı yapıldı.

Alevi kurumlarının ortak açıklamasında, Suriye’de yaşananların Aleviler açısından yeni bir Kerbela olduğu vurgulanırken, dünyanın her yerindeki vicdan sahibi güçlere zulme karşı ses yükseltme çağrısı yinelendi.

Aşağıda ortak basın açıklamasının tamamı yer almaktadır:

Cümle Cihana,
Suriye’de Alevi Toplumuna Yönelik Sistematik Soykırım Uygulanıyor!

Suriye’de on yılı aşkın süredir devam eden savaşın yarattığı zalimlik özellikle sahil bölgesi başta olmak üzere Alevilerin yaşadığı bölgelerde tüm zalimliği devam ediyor.

Son dönemlerde Humus ve çevresinde yaşayan Alevi topluluklarına yönelik artan saldırılar, sadece savaşın bir sonucu değildir. Bu saldırılar; tarihten gelen inançsal nefret, örgütlü şiddet ve Alevileri yok etme politikalarının bir yansımasıdır.

Alevilerin ve Hristiyanların evleri yakılıyor, kadınlar kaçırılıp esir ediliyor, gençler en ağır işkencelerle öldürülüyor. Yalnızca Alevi oldukları için işten atılıyor, varlıkları savaş ganimeti olarak katillerine peşkeş çekilip açlığa mahkûm ediliyorlar.

Alevilerin, Dürzîlerin, Ermenilerin, inanç merkezlerinin, yaşam alanlarının ve köylerin doğrudan hedef alınması; uluslararası hukuka göre açık bir savaş suçu ve insanlığa karşı işlenmiş suç niteliği taşımaktadır.

Bölgede faaliyet gösteren ve geçmişte uluslararası alanda terör örgütü olarak kabul edilen Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ve ona bağlı çeteler uzun süredir Alevileri ve Hıristiyan toplulukları hedef almaktadır.

HTŞ’nin Emevi akıl temelli nefret dili ve yok etme politikası Suriye’de yaşayan mazlum halkların yaşamına bir tehdittir.

Başta Türkiye olmak üzere, ABD, Siyonist İsrail ve bölgedeki işbirlikçileri ile HTŞ’ye doğrudan ya da dolaylı destek veren tüm ülkeler, sermaye güçleri ve suskun medya kuruluşları bu soykırımın ortaklarıdır.

Başta katil Colani olmak üzere bu çete örgütüne lojistik, mali, siyasi veya askeri her türlü destek, sadece bölgedeki mazlum halklara yönelik değil, tüm insanlığa yönelik bir suçtur. Çünkü Suriye’de Alevilere yapılan soykırım amaçlı bu saldırılar, insanlığa karşı suç teşkil etmektedir.

Ayrıca bu destekler, Alevi toplumuna yönelik saldırıların önünü açmakta ve çeteleri güçlendirmektedir. Bütün bunların açıkça bilinmesine rağmen uluslararası toplumun, medyanın ve insan hakları kuruluşlarının sessizliği ya da örtülü desteği, bugün yaşanan soykırımın pervasızca devam etmesine neden olmaktadır.

HTŞ ve Colani katiline destek veren ve bu politikaları sürdüren tüm Ülkeleri ve sessiz kalan insan hakları kuruluşlarını bugün bir kez daha ve çok sert bir dille kınıyoruz!

Yaşanan saldırılara karşı sokağa çıkıp direnen sivil halka karşı HTŞ çetelerinin ateş açması demokrasi amaçlarının olmadığının en önemli göstergesidir.

Buradan tüm dünyaya sesleniyoruz!
İnsanlık suçu işleyen bu çeteler derhal savaş suçlusu ilan edilmeli ve yargılanmalıdır!

Bölgede yaşanan insanlık dramına son vermek adına bağımsız kuruluşların bölgede inceleme yapmasına, halka gıda ve insanî yardım ulaştırılmasına olanak sağlanmalıdır.

Biz Alevi toplumu olarak bölgeye insanî yardım götürmeye hazırız. Bunun için gerekli olan koridorun derhal açılmasını talep ediyoruz!

Suriye’de HTŞ çetelerinin yönetimine son verilmeli ve tüm kesimlerin güvenliği, eşit yurttaşlık hakları ve inanç özgürlüğünün gözetildiği bir yönetim derhal kurulmalıdır!

Aleviler tarih boyunca barışın, adaletin ve insan onurunun yanında yer almış bir topluluktur. Buna rağmen yüzyıllardır farklı coğrafyalarda maruz kaldığımız inanç temelli saldırılar ve yok etme girişimleri maalesef bugün Suriye’de yeniden sahnededir.

Alevilerin günümüzde yaşadıkları Kerbela’dır.
Yezit aynı yezit mazlum aynı mazlumdur.

Bugün Suriye’deki Alevilerin yaşam hakkı savunulmazsa, yarın dünyanın hiçbir yerinde hiçbir inanç topluluğunun güvenliği garanti altına alınamaz.

Dün Lazkiye’de, Hama’da, Humus’ta hayatını riske atarak zulme karşı sokağa çıkan sivil halka desteklerimizi sunuyoruz.

Suriye’nin mazlum halkları yalnız değildir!

Katil Colani ve çetesi derhal yargılanmalıdır!

Buradan herkese çağrımızdır!
Yaşanan bu zulmü herhangi bir nedenle onaylamayın. Şiddeti ve masum insanların ölümlerini görmezden gelmeyin! Katledilen kadınların ve çocukların sesi olun!

Colani’yi meşrulaştırmayın!
Onu “barış elçisi” gibi göstermek zulmü aklamak ve onaylamaktır.

Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır.
Zalime karşı birlikte ses çıkarmaya devam edeceğiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir