Paz. Şub 1st, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Dersim’de Fuhuş Ağı İddiaları Meclis Gündeminde: İçişleri Bakanı’na 5 Soruluk Önerge

⌈Haber Merkezi⌉ Dersim’de son günlerde kamuoyuna yansıyan fuhuş ağı iddiaları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşındı. DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, iddialara ilişkin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi. Önergede, kadınların bedenleri üzerinden yürütüldüğü belirtilen istismar ağları, kamu kurumlarının denetim sorumluluğu, KYK yurtları, İŞKUR yerleştirmeleri ve kamu görevlilerinin olası rolü ayrıntılı biçimde sorgulandı.

Ayten Kordu, açıklamasında söz konusu iddiaların tekil bir adli vaka değil, Dersim’de uzun süredir devam eden yapısal sorunlarla bağlantılı olduğunu vurgulayarak, kamu kurumlarının ihmallerine ve denetim zafiyetlerine dikkat çekti. Önergede ayrıca, kadınların yoksulluk, işsizlik, şantaj ve baskı mekanizmalarıyla fuhşa sürüklendiği yönündeki iddiaların ciddiyetle araştırılması gerektiği ifade edildi.

DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu’nun TBMM Başkanlığı’na sunduğu yazılı soru önergesinin tam metni şöyle:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Ali YERLİKAYA tarafından Anayasa’nın 98’inci ve TBMM İçtüzüğünün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Ayten KORDU
Dersim Milletvekili

Son günlerde Dersim merkezli olarak medyaya yansıyan ve savcılığa intikal eden fuhuş ağı iddiaları, yalnızca tekil bir suç vakasından ibaret değildir. Kadına yönelik şiddet biçimlerinin ve toplumda kadının çok yönlü olarak; ekonomik, sosyal, kültürel, olarak kuşatılması ve bu dezavantajlı durumda bırakılması fuhuş, uyuşturucu, çete gibi ilişkilerin ve ilişkiler üzerinden kadını fuhuşa sürükleyen ağların zeminini oluşturmaktadır.

Dersim halkının demokratik dinamikleri açıklama yaparak bu ağların örgütlenmeye çalışarak kentin dokusunu bozmaya çalıştığı, kurumsal sorumluluğu olan kurumların buna göz yumduğunu, Dersim’in kadim inancı ve tarihine karşı; bilinçli olarak bireysel silahlanmanın, uyuşturucu ile mücadelenin yürütülmediği, fuhuş yapan bazı apart yerlerin denetlenmediği önlem alınmadığı bu durumun sistematik bir hal aldığı konusunda iddialar bulunmaktadır.

Bu iddialar, kadınların bedeni ve emeği üzerinden yürütülen sistematik bir istismar ağını işaret etmektedir. Ayrıca bölgede uzun yıllardır sürdürülen özel savaş politikaları çerçevesinde, kadınların madde bağımlılığı, şantaj, ajanlaştırma ve fuhuş yoluyla kontrol altına alınması; hem toplumsal çözülmeyi derinleştirmekte, hem de kadınların kamusal alanda varlığını baskı altına almaktadır.

Yoksul olan kadınlarla iş vaadiyle ya da ekonomik destek bahanesiyle temasa geçilmesi ve bu temas sonucunda cinselliğe zorlanarak ya da mağduriyeti üzerinden mecbur bırakılarak kadınların mağduriyetlerinden faydalanması durumu ortaya çıkmıştır. Bu uygulamalarla mücadele etmek için alınması gereken önlemler, istihdam politikalarının arttırılması insan onuruna yaraşır maaş ve sosyal güvencenin sağlanması, şeffaflık, İŞKUR yerleştirmelerinde denetim mekanizmaları ve sıkı hukuki zeminle güçlendirilmesi şeklinde mümkün olabilir.

Bir kadının (B.T.) uğradıklarını ifşa ederek savcılığa başvurması ardından akabinde açığa çıkan kamu görevlilerine, (Üniversite, İŞKUR, KYK vs gibi) kurumlarının isimlerinin geçmesi son derece ciddidir; ilgili makamların şeffaf, hızlı ve hesap verici biçimde müdahale etmesi toplumsal adaletin gereğidir.

İddialarda adı geçen Üniversite, İŞKUR, KYK vb. gibi kamu kurumlarının denetim mekanizmalarının işleyişi, yurtlara ilişkin yerleştirme prosedürlerinin hukuka uygunluğu ve yurttaki güvenlik önlemlerinin etkinliği kamusal denetim gerektiren konulardır. İstihdam politikalarında şeffaflık, İŞKUR yerleştirmelerinde liyakat ve denetim, KYK yurtlarında kayıtlı olmayan kişilerin barındırılması gibi uygulamaların sıkı hukuki zemine çekilmesi ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesiyle mümkün olabilir.

Dersim gibi güvenlik politikalarının rahatsız edici boyutlara varan bir ilde böylesi iddiaların uzun süre dikkate alınmaması, kurumsal ihmallerin, denetim boşluklarının ve bazen de örtük koruma ilişkilerinin ve cezasızlık politikalarının varlığına işaret etmekte ve Dersim halkında kamu kurumlarının sorumluluklarına dair derin bir güvensizliğe yol açmaktadır.

Bununla birlikte geçmişte meydana gelmiş ve halen çözümlenmemiş kayıp vakaları (ör. 6. yılına yaklaşmasına rağmen Gülistan Doku’nun akıbetinin halen aydınlatılmaması) gibi yaşanan somut durumlar, benzeri risk alanlarının sürekliliğine işaret etmektedir. Bu nedenle yeni bir iddia ortaya çıktığında, zaman geçirmeksizin ilgili iddianın adli takip sürecinin yanında yapısal ve kurumsal bir değerlendirmeyle birlikte ele alınması gerekir. Zira yalnızca bireysel faillerin cezalandırılması elzem olmakla birlikte, benzer ağların yeniden oluşumunu engellemek için kentin tüm sivil toplum dinamikleri, kadın dernekleri, sosyal hizmetler ve ilgili kamu kurumlarının koordineli bir şekilde ilişki halinde olmaları gerekmektedir.

Ayrıca sivil toplum örgütlerinin, kadın örgütlerinin ve mağdur destek mekanizmalarının soruşturmaya erişimi ve katılımı güvenlik kaygıları gözetilerek sağlanmalıdır. Toplumsal barış ve güvenin tesisi için İçişleri Bakanlığı’nın bu iddiaları ciddiyetle ele alarak; şeffaf, hesap verebilir, kadın örgütleriyle iş birliğine dayanan bir soruşturma süreci başlatması; varsa kurum içi sorumlular hakkında derhal idari tedbirler alması; ayrıca olası koruma ilişkilerinin araştırılması ve benzer vakaların tekrarlanmasını engelleyecek yapısal tedbirler planlaması gerekmektedir.

Bu bağlamda;

  1. İddialarda adı geçen kamu görevlileri hakkında İçişleri Bakanlığı tarafından idari soruşturma veya adli süreç başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa hangi tarihte, hangi makamlarca ve hangi sonuçlarla (varsa) ilgili bilgilendirme yapılmıştır?

  2. Mağdurun iddiasına göre KYK denetimindeki bir kız yurduna yerleştirme yapıldığı belirtilmektedir. KYK yurtlarına öğrenci olmayan bir kişinin yerleştirilmesi gibi olağandışı uygulamalara ilişkin olarak valilik, KYK ve ilgili idare tarafından hangi usul ve yetki ile bu tür yerleştirmelere onay verildiği tespit edilmiş midir; konu hakkında Bakanlığınız bilgi sahibi ise bu usulün yasal dayanağı nedir?

  3. KYK yurtlarında öğrenci ve görevli dışında başka kalanlar var mıdır? Varsa hangi kamu kurumu sorumluluğu dahilinde gerçekleşmektedir?

  4. Bu tip olayların “uzun süre fark edilmemesi” iddiaları hakkında Bakanlığınızın yürüttüğü veya başlattığı bir iç denetim/incelenmesi var mıdır? Varsa kapsam, yetki, sorumlular ve ön görülen/alınan tedbirler nelerdir?

  5. İŞKUR aracılığıyla yapılan yönlendirmelerle ilgili olarak son 5 yılda Dersim’de yapılan yerleştirmeler, başvuru süreçleri, aracı kişi veya kurumlar denetlenmiş midir? Denetlendiğine dair bulgular kamuoyuyla paylaşılacak mıdır?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir