Çar. Nis 29th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat: ”Aleviler Ne Diz Çöker Ne de İradesinden Vazgeçer!”

⌈Haber Merkezi⌉ Maraş Katliamı’nın 47. yılında, 1978’de katledilen canlar Alevi kurumlarının çağrısıyla Maraş’ta anılıyor. Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Türkiye Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu öncülüğünde düzenlenen anmaya, Türkiye’nin birçok kentinden ve Avrupa’dan çok sayıda kişi katıldı.

Yörükselim Mahallesi’nde bir araya gelen kitle, kortejler oluşturarak Erenler Cemevi’ne doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca “Maraş’ı unutma unutturma”, “Maraş’ın hesabı sorulacak”, “Katil devlet hesap verecek” ve “Alevilik vardır, Alevilik haktır” sloganları atıldı. Erenler Cemevi çevresi yoğun polis ablukası altında tutulurken, anmaya katılanlar cemevine polis kontrol noktalarından geçerek ulaştı.

Anma programında konuşan Hüseyin Mat, Maraş Katliamı’nın yalnızca geçmişe ait bir suç olmadığını, cezasızlık politikalarıyla bugün de sürdürülen sistematik bir saldırı düzeninin parçası olduğunu vurguladı. Mat, Alevi toplumunun tarihsel hafızasına, örgütlü mücadelesine ve güncel siyasal gelişmelere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Hüseyin Mat konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

‘Biz de özellikle Cumhuriyet tarihinde yaşamış olduğumuz katliamlar, soykırımlar ve sürgünlere karşı inanç mücadelesi verebilmek adına bu yola baş koymuş canlar olarak yine Maraş’tayız. 47 yıl önce katledilen canlarımızı saygıyla anıyoruz. Evet, 47 yıl geçti. Görüyoruz ki devletin kendi tarihiyle yüzleşme, hesap verme gibi bir derdi yok. İnandığıyla yüzleşmek, hesap vermek yerine bu katliamları unutturma adına her şeyi yapmaya ısrarla devam ediyor. Bunun bir çare olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz.

47 yıl önce bu topraklarda, bu mahallede canlarımız katledilirken bugün burada semah dönen gençlerimiz daha dünyaya bile gelmemişti. Ne oldu, ne değişti? Katlettiler diye semahımızdan mı vazgeçtik, deyişimizden, pirimizden, ecdadımızdan vazgeçtik mi? Yolumuzdan, ikrarımızdan mı döndük? Dönmedik. Devlet ne kadar inat ederse etsin bilsin ki biz daha büyük bir inançla mücadelemize devam edeceğiz ve asla geri adım atmayacağız.

Aleviler yalnızca Türkiye’de mi katlediliyor? Türkiye’ye komşu olan Irak’ta, Suriye’de, İran’da Aleviler aynen Türkiye’de olduğu gibi zulüm görüyor. Bu dört ülkedeki Alevileri bir araya getirseniz hepsi birbirinden farklı şeyler konuşur. Aleviliği tanımlamaya kalksak asla tek bir paydada buluşamayız. Ama Alevi olmak, Bektaşi olmak, Kızılbaş olmak bu topraklarda zulüm görmekle eşdeğer görülüyor.

Bugün Suriye’de Alevilere yönelik katliamlar devam ediyor. Bu katliamların başında olan Colani’nin Avrupa’da ve Amerika’da kırmızı halılarla karşılandığını görüyoruz. Türkiye’nin de bu sürece açık destek verdiğini görüyoruz. Bunu asla kabul etmiyoruz. Suriye’deki Aleviler, Suriye’deki Kürtler, Êzidîler ve Dürzîler asla yalnız değildir. Yalnız olmadıklarını her yerde dile getirmek zorundayız.

Sevgili canlar, kendimize şu soruyu soralım: Neden Maraş Katliamı’ndan neredeyse 30 yıl sonra bu topraklarda anmalar yapmaya başladık? Sivas’ta 10 yıl sonra, Çorum’da 30 yıl sonra, Dersim’de ise neredeyse 70 yıl sonra anmalar yapılabildi. Çünkü sahipsizdik. Örgütlü değildik, bir arada değildik, birlikte mücadele edemedik. Ortak aklı, ortak vicdanı ve ortak mücadeleyi buluşturamadık.

Ama bugün Maraş’ta bu sokaklarda katledilen canlarımızı anabiliyorsak bu örgütlü Alevi hareketinin başarısıdır. Bu sizlerin başarısıdır. Emek veren herkese teşekkür ediyorum, herkesin emeği önünde saygıyla eğiliyorum.

Demokratik Alevi Hareketi olarak, bu topraklarda ya da dünyanın neresinde olursa olsun Kürtlerin, Êzidîlerin, Süryanilerin, Ermenilerin; kimliğinden ve inancından dolayı haksızlığa uğrayan herkesin yanında olduk, olmaya devam edeceğiz. İnancımız ve öğretimiz bize bunu emrediyor.

Biz örgütlendikçe, bir araya geldikçe rahatsız olanların rahatsızlığı da artıyor. Alevileri görünür kılan, Avrupa’da ve dünyada Aleviliği tanıtan, haklarını savunan örgütlü yapı büyüdükçe, resmi devlet ideolojisinin Osmanlıcı oyunları da artıyor. Bunun son örneği Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında atanan kayyumdur.

Buradan soruyoruz: Aleviler adına kurulduğu söylenen bu yapı neden Maraş’ta değil? Neden Çorum’da, Sivas’ta, Dersim’de değil? Çünkü bu bir kamu kurumudur. Cumhurbaşkanı’nın atadığı bir yapıdır. Cumhurbaşkanı izin verirse konuşabilir. Böyle bir yapı Alevileri temsil etmiyor, asla edemez!

Şunu herkes iyi bilsin: Aleviler dünkü Aleviler değildir. Ne bu devletin Osmanlı oyunları karşısında diz çökeriz ne de bu oyunlara su taşıyanların önünde eğiliriz. Aleviler bağımsız, demokratik çizgisiyle kendi hak mücadelesini ve bu ülkede yaşayan tüm halkların hak mücadelesini savunmaya devam edecektir.

Evet, barış istiyoruz. Ama onurlu bir barış istiyoruz. Kürtler adına, Aleviler adına, haksızlığa uğrayan herkes adına onurlu bir barış istiyoruz. Bu topraklarda eşit ve özgür koşullarda bir arada yaşamayı istiyoruz. Bunun mücadelesini veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz.

Alevilerin tarihsel mücadelesine Kerbela’dan Dersim’e kadar bakılsın. Ne katlederek, ne baskıyla ne de örgütlü iradeye müdahale ederek Alevileri geri adım attıramazlar. Buradan bir kez daha söylüyoruz:  Alevilere yönelik yapılan bütün katliamların hesabı sorulana kadar bu topraklarda olmaya devam edeceğiz.

Hepinize saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir