Cumartesi Anneleri Mehmet Özdemir İçin Adalet İstedi
⌈Haber Merkezi⌉ Türkiye’de zorla kaybetmelere karşı yürütülen mücadelenin simge adresi olan Galatasaray Meydanı, bir kez daha cezasızlığa karşı yükselen adalet talebine sahne oldu. Cumartesi Anneleri, 1083. hafta buluşmalarında, 26 Aralık 1997’de Diyarbakır’da gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Mehmet Özdemir için bir araya geldi. Açıklamada, aradan geçen 28 yıla rağmen devletin gerçeği açığa çıkarma ve sorumluları yargı önüne çıkarma yükümlülüğünü yerine getirmediği vurgulandı.
Cumartesi Anneleri, zorla kaybetmelerin uluslararası hukuka göre “sürekli suç” niteliği taşıdığına dikkat çekerek, bu suçlarda zaman aşımının işletilemeyeceğini hatırlattı. Türkiye’de ise zorla kaybetmelere ilişkin soruşturmaların zamanaşımı, delil yetersizliği ya da failin tespit edilememesi gerekçeleriyle sistematik biçimde kapatıldığı ifade edildi. Özellikle kamu görevlilerinin sorumluluğunu açığa çıkarabilecek etkili adımların atılmaması, cezasızlığın kurumsallaştığının bir göstergesi olarak değerlendirildi.
Zorla Kaybetmelerde Devletin Yükümlülüğü
Açıklamada, devletlerin zorla kaybetme suçlarında yalnızca faili ortaya çıkarmakla değil, aynı zamanda gerçeği tüm boyutlarıyla açığa çıkarmakla yükümlü olduğu vurgulandı. Türkiye’de yürütülen soruşturmaların bu yükümlülükleri karşılamadığı belirtilirken, cezasızlığı kalıcı hale getiren uygulamaların ulusal ve uluslararası hukukla açıkça çeliştiği kaydedildi.
AİHM Kararları Görmezden Geliniyor
Cumartesi Anneleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin zorla kaybetme davalarında Türkiye hakkında verdiği ihlal kararlarının iç hukukta uygulanmadığına dikkat çekti. AİHM’in oy birliğiyle ihlal tespit ettiği dosyaların, Türkiye’de soruşturma aşamasında takipsizlikle kapatılmasının, iç hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasındaki yapısal uyumsuzluğu gözler önüne serdiği ifade edildi.
Mehmet Özdemir’in Zorla Kaybedilmesi
44 yaşındaki Mehmet Özdemir, Diyarbakır’da yaşayan ve biri henüz doğmamış sekiz çocuk babasıydı. Daha önce defalarca gözaltına alınmış, ağır işkenceye maruz kalmış ve son gözaltısında “Bir daha seni alırsak öldüreceğiz” tehdidiyle karşı karşıya kalmıştı. Cumartesi Anneleri, bu tehdidin sonraki süreçte gerçekleşen zorla kaybetme fiilinin önceden öngörülebilir olduğunu gösterdiğini vurguladı.
Mehmet Özdemir, 26 Aralık 1997’de Diyarbakır’da bir kahvede oturduğu sırada, çok sayıda tanığın gözü önünde telsizli ve uzun namlulu silahlar taşıyan kişiler tarafından beyaz bir Toros araca bindirilerek götürüldü. Açıklamada, bu olayın kamu görevlilerinin bilgisi ve kontrolü dışında gerçekleşmiş gibi gösterilemeyeceği ifade edildi.
Savcılık Çelişkileri Ve Takipsizlik Kararı
Eşi Enzile Özdemir, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı’na dilekçe ile başvurarak eşinin akıbetini sordu. Dilekçeye “Emniyet Müdürlüğü tarafından gözaltına alınmıştır” ibaresinin yer aldığı bir damga vuruldu. Gözaltı süresi dolmasına rağmen Mehmet Özdemir mahkemeye çıkarılmayınca yapılan ikinci başvuruda ise savcılık, bu belgenin “yanlışlıkla” verildiğini ileri sürdü.
Ailenin ve İnsan Hakları Derneği’nin tüm başvurularına rağmen Mehmet Özdemir’den bir daha haber alınamadı. Cumhuriyet Savcılığı, 19 Aralık 2003’te tanıkları dahi dinlemeden takipsizlik kararı verdi; bu karara yapılan itiraz da Siverek Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi.
AİHM: Türkiye Sorumlu
Dosyanın AİHM’e taşınmasının ardından Mahkeme, 8 Ocak 2008 tarihli kararında (Başvuru No: 54169/00), Türkiye’nin Mehmet Özdemir’in kaybolmasından ve kuvvetle muhtemel ölümünden sorumlu olduğuna oy birliğiyle hükmetti. Ayrıca Enzile Özdemir bakımından işkence yasağının ihlal edildiğine karar verildi ve savcılık makamlarının etkili bir soruşturma yürütmediği açık biçimde kayda geçirildi.
“Dosya Yeniden Açılmalı, Adalet Sağlanmalı”
Cumartesi Anneleri, AİHM kararlarının uygulanmamasının Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. ve Anayasa’nın 90. maddelerinden doğan bağlayıcı yükümlülüklerini ihlal ettiğini vurguladı. Açıklamada, Mehmet Özdemir dosyasında takipsizlik kararlarının kaldırılması, zamanaşımı engelleri ileri sürülmeden dosyanın yeniden açılması ve bağımsız, tarafsız, etkin bir soruşturma sürecinin işletilmesi çağrısı yapıldı.
Cumartesi Anneleri, “Kaç yıl geçerse geçsin Mehmet Özdemir ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” sözleriyle, devletin evrensel hukuk normları çerçevesinde hareket etmek zorunda olduğunu bir kez daha hatırlattı.

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler