Çar. Oca 7th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

HTŞ’yi Şam’da İktidara Taşıyan ABD, Venezuela’ya Demokrasi mi Getirecek?

⌈ Hasan Subaşı⌉

Emperyalist sistem içinde gerileyen hegemonyasını kural tanımaz bir saldırganlıkla ayakta tutmaya çalışan Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, bugün bir kez daha Venezuela’yı hedef tahtasına koymuş durumda. Askerî tehditler, açık müdahale hazırlıkları ve uluslararası hukuku tümüyle yok sayan girişimler, emperyalizmin ulaştığı çürüme ve saldırganlık düzeyini bütün açıklığıyla ortaya koyuyor.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun sözde Amerikan mahkemelerinde yargılanmak üzere kaçırılmasının gündeme getirilmesi, yalnızca bir ülkenin egemenliğine yönelik bir saldırı değildir. Bu girişim, emperyalizme boyun eğmeyen tüm halklara yöneltilmiş açık bir tehdittir. Verilmek istenen mesaj nettir: Teslim olmayanlar zorla hizaya getirilecektir.

Aylar boyunca askerî gerilimi tırmandıran, yaptırımlarla halkları cezalandıran ve “demokrasi” söylemiyle saldırganlığını perdelemeye çalışan ABD, bugün de aynı ikiyüzlü çizgiyi sürdürmektedir. Uluslararası hukuk, insan hakları ve demokrasi kavramları, emperyalist çıkarlarla çeliştiği anda hiçbir anlam taşımamaktadır.

ABD’nin demokrasi söyleminin ne kadar sahte olduğu, desteklediği güçlere bakıldığında açıkça görülmektedir. Suriye’de cihatçı terör örgütü Heyet Tahrir el-Şam’ı (HTŞ) iktidara taşıyan, bu yapıyı “yeni Suriye” masalıyla meşrulaştırmaya çalışan güçlerin başında ABD gelmektedir. Alevilere, Hristiyanlara, Dürzilere, Kürtlere ve farklı halklara yönelik katliamlar gerçekleştiren HTŞ ve ona bağlı cihatçı terör çeteleri, emperyalizmin bölgedeki taşeronlarından biri olarak işlev görmektedir. Ahmed el-Şara gibi isimlerin siyasal muhatap haline getirilmesi bunun en somut göstergesidir.

Bu tablo Suriye ile sınırlı değildir. ABD, yıllardır siyasal İslamcı akımları kendi bölgesel çıkarları doğrultusunda kullanmakta; gerektiğinde “radikal”, gerektiğinde “ılımlı” etiketleriyle bu yapıları desteklemektedir. Afganistan’dan Suriye’ye, Orta Doğu’dan Kuzey Afrika’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada bu kirli ilişki ağı açıkça görülmektedir.

Dahası, ABD’nin “demokrasi” iddiasının büyük bir yalandan ibaret olduğunu gösteren en açık örneklerden biri de Suudi Arabistan’daki rejimdir. Şeriatla yönetilen, kadınların ve muhaliflerin sistematik baskı altında tutulduğu, en temel özgürlüklerin dahi tanınmadığı bu rejim, ABD tarafından yıllardır korunmakta ve desteklenmektedir. Petrol anlaşmaları ve stratejik çıkarlar söz konusu olduğunda demokrasi söylemi bir anda rafa kaldırılmaktadır.

Bu gerçekler ortadayken Venezuela’ya yönelik saldırıların “demokrasi getirme” iddiasıyla savunulması, açık bir siyasal körlüktür. Daha da vahimi, Suriye’de Alevilerin katledilmesine yol açan güçlerle aynı emperyalist merkezin Venezuela’ya yönelik saldırılarını destekleyen kimi Alevi bireylerin sergilediği tutumdur. Oysa hiçbir halkın, hiçbir inancın ve hiçbir canın çıkarı ABD emperyalizmini savunmakta değildir.

Bizler, halkların kendi kaderini tayin hakkının, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin yanında durmalıyız. Ancak aynı netlik ve kararlılıkla, emperyalist müdahalelere, işgallere, darbelere ve cihatçı yapılarla kurulan kirli ittifaklara karşı da açık, net ve tereddütsüz bir tutum almalıyız.

HTŞ’yi iktidara taşıyan, şeriatçı rejimleri destekleyen, darbeler ve ambargolarla halkları teslim almaya çalışan bir gücün Venezuela’ya demokrasi getirmesi mümkün değildir. ABD emperyalizmi bu saldırıyı, Venezuela’nın petrolü başta olmak üzere yer altı ve yer üstü zenginlikleri üzerinde denetim kurmak amacıyla gerçekleştirmektedir.

Gerçek olan budur. Tutumumuzu, bu gerçekten hareketle belirlemeliyiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir