Katledilmesinin 19. Yıl Dönümünde Hrant Dink Anılıyor
Soykırım Karşıtları Derneği (SKD), gazeteci, yazar ve insan hakları savunucusu Hrant Dink’in katledilmesinin 19. yıl dönümünde Frankfurt’a anılacağını duyurarak, adalet, yüzleşme ve tanınma çağrısını yineledi. 19 Ocak 2007’de, editörlüğünü yaptığı Agos Gazetesi önünde gün ortasında uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren Dink’in, yalnızca bir gazeteci değil; demokrasi, barış ve birlikte yaşam mücadelesinin simge isimlerinden biri olduğu vurgulandı.
Gazeteci, yazar ve insan hakları savunucusu Hrant Dink, katledilmesinin 19. yıl dönümünde anılıyor. 19 Ocak 2007’de, editörlüğünü yaptığı Agos Gazetesi’nin İstanbul Şişli’deki binası önünde, gün ortasında uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren Dink, yalnızca bir gazeteci olarak değil; demokrasi, barış ve birlikte yaşam mücadelesinin simge isimlerinden biri olarak hafızalarda yer almaya devam ediyor.
Susturulmak İstenen Bir Demokrasi Savunucusu
Hrant Dink, sadece Ermeni kimliğiyle değil, aynı zamanda cesur ve kararlı bir demokrasi savunucusu olarak hedef alındı. Ancak öldürülmesi, sözlerini susturmadı. Aksine, onun sözleri; nefret, milliyetçilik ve eleştiriye tahammülsüzlükle örülü bir sisteme karşı kalıcı bir çağrıya dönüştü.
Dink, diyaloga, uzlaşmaya ve yalnızca gerçeklerle yüzleşilerek kurulabilecek ortak bir geleceğe inanıyordu. Kadim topraklarda yok sayılan binlerce yıllık Ermeni tarihini, 1915 soykırımını, kayıpları, sürgünleri ve toplumsal travmaları açıkça dile getirdi. Bunu intikam duygusuyla değil; geçmişini inkâr eden bir toplumun geleceğini demokratik biçimde inşa edemeyeceğine olan derin inancıyla yaptı.
1915, Demokrasi İçin Hâlâ Bir Mihenk Taşı
1915’e yaklaşım, bugün de demokrasi için temel bir sınav niteliğini koruyor. İnkar politikaları, devletin dayattığı tabu ve sessizlik, hatıraların suç sayılması; yalnızca geçmişe değil, bugüne ve geleceğe uzanan sorunların ifadesi olmaya devam ediyor. Aynı zihniyet, bugün de gerçeği bir tehdit, çeşitliliği ise bir tehlike olarak görmeyi sürdürüyor.
Hrant Dink, bu korku ve sessizlik duvarını kendine özgü diliyle aşmayı başardı. Edirne’den Kars’a, en katı yüreklerde bile insani duygulara seslenen yaklaşımı, inkârcı ve tekçi devlet zihniyeti karşısında onu tahammül edilemez bir hedef haline getirdi.
Aynı Zihniyetin Sürekliliği: Ermeniler, Kürtler ve Aleviler
Bu tarihsel bağ yalnızca Ermenilerle sınırlı değil. Kürt halkının günümüze kadar çözülemeyen meşru demokratik hak talepleri ve Alevi toplumunun diğer inançlarla eşit muamele görmemesi de aynı zihniyetin devamı olarak görülüyor. Toplumsal sorunlar demokratik yollarla değil, güvenlik politikalarıyla ele alınıyor. Hak talep eden her kesim, hızla devlet için bir “tehdit” olarak işaretleniyor.
Bir Cinayetten Fazlası: Cezasızlık Kültürü
Hrant Dink’in öldürülmesi, daha geniş bir tarihsel bağlamda ele alınması gereken bir olay olarak değerlendiriliyor. Cinayet planının devletin çeşitli kurumları tarafından önceden bilindiğine dair güçlü kanıtlara rağmen, saldırının gerçekleşmiş olması; cezasızlık kültürünün ve yapısal sorumluluğun açık bir göstergesi olarak görülüyor.
Güvenlik güçleri bilgilendirilmiş, uyarılar yapılmış olmasına rağmen önlem alınmadı. Cinayetin ardından ise örtbas, oyalama ve geciktirme politikaları devreye sokuldu. Yargının, devlet kurumlarının yapısal sorumluluğunu kabul etmeyi reddetmesi ve davanın yıllar içinde farklı siyasi hesaplaşmalara eklemlenmeye çalışılması, bu gerçeği değiştirmedi.
Bu durum, münferit bir hata değil; demokratik denetime kapalı bir sistemin sonucu olarak değerlendiriliyor.
“Demokratikleşme Yüzleşmeden Olamaz”
Açıklamada, 1915’in tanınmasının, Kürt sorununun adil ve siyasi bir çözüme kavuşturulmasının ve Alevi toplumunun taleplerinin kabul edilmesinin, toplumsal barışa giden yolun temel taşları olduğu vurgulandı. Bu başlıklara dokunulmadan gerçek bir demokratikleşmenin mümkün olmadığı ifade edildi.
Demokrasinin yüzleşme gerektirdiği, küçük toplulukların bir sorun değil; toplumun eşit haklara sahip parçası olarak görülmesi gerektiği dile getirildi.
Anmak, Sorumluluk Talep Etmektir
Hrant Dink’i anmanın, yalnızca bir hatırlama değil; sorumluluk talep etmek, ırkçılığa, milliyetçiliğe ve cezasızlığa karşı durmak anlamına geldiği vurgulandı. 1915 gerçeği kabul edilmeden ve Kürt sorunu çözülmeden, demokrasi yolunun kapalı kalacağı belirtildi.
Açıklamada şu vurgu öne çıktı:
“Hrant Dink’in katli, 1915’in devamıdır.”
Frankfurt’ta Anma Etkinliği
Hrant Dink, katledilişinin 19. yıl dönümünde Frankfurt’ta da anılacak.
Tarih: 19 Ocak 2026
Saat: 18.00
Yer: Brockhaus-Brunnen
Zeil 87, 60313 Frankfurt
Katılımcılar, Hrant Dink’in mirasını yaşatmak için sözlerini, karanfillerini ve mumlarını alarak buluşmaya davet edildi.
“Sessiz Kalmayacağız”
Soykırım Karşıtları Derneği (SKD) tarafından yapılan çağrıda, adalet ve tanınma olmadan gerçek demokrasinin mümkün olmayacağı vurgulandı.
“Sessiz kalmayacağız. Çünkü adalet ve tanınma olmadan gerçek demokrasi olamaz.”

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler