⌈AHA⌉ Eğitim Sen üyeleri, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in görevdeki 1000. gününü protesto etmek amacıyla Millî Eğitim Bakanlığı önünde bir araya geldi. Basın açıklamasında eğitim politikalarına yönelik sert eleştiriler dile getirildi.
Açıklamayı okuyan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Bakan Tekin’in göreve geldiği günden bu yana neredeyse her hafta bir eylem ve basın açıklaması yaptıklarını belirterek, “Eylem olmayan hafta yok. Bakanlığın uygulamalarına karşı sürekli bir itiraz ve kamuoyunu bilgilendirme çabası içindeyiz” dedi.
Irmak, 1000 günlük dönemin Türkiye eğitim tarihi açısından “bir yıkım değil, bilinçli bir tasfiye süreci” olduğunu savunarak, bu süreçte kamusal eğitimin tasfiye edildiğini ve laik, bilimsel eğitim ilkelerine ağır saldırılar gerçekleştirildiğini ifade etti.
“Mülakat Değil Sadakat”
Açıklamada, “mülakat değil sadakat” anlayışının hâkim kılındığı öne sürülerek, pedagojik formasyonu olmayan kişilerin “manevi danışman” adı altında eğitim kurumlarında istihdam edilmesinin öğrencilerin gelişimi açısından ciddi riskler barındırdığı belirtildi.
Kemal Irmak, çocuk yoksulluğuna da dikkat çekerek her 6 çocuktan birinin obez, her 5 çocuktan birinin bodur olduğunu söyledi. Taşımalı eğitim kapsamındaki öğrencilerin zor koşullara mahkûm edildiğini belirten Irmak, okullarda yetersiz beslenme ve hijyen sorunlarının arttığını ifade etti.
Eğitim bütçelerinin insani koşullara uygun seviyeye çıkarılması ve eğitim emekçilerinin yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi çağrısında bulunuldu.
“Laikliği Savunmak Suç Değildir”
Basın açıklamasının ardından söz alan KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, laiklik tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ramazan ayından itibaren laiklik üzerinden ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı bir dil kullanıldığını belirten Karagöz, Anayasa’nın 2. maddesine işaret ederek “Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devletidir” dedi.
Laikliğin barış, adalet ve eşitlik anlamına geldiğini ifade eden Karagöz, laikliğin inanç özgürlüğünün güvencesi olduğunu ve halkların bir arada yaşamasının temel dayanağı olduğunu söyledi.
Laiklik bildirisine imza atan 168 kişinin hedef gösterildiğini ve linç kampanyalarına maruz bırakıldığını belirten Karagöz, laikliği savunmanın suç olmadığını vurguladı.