Çar. Nis 29th, 2026

Alevi Haber Ağı

Alevi Haber Ağı Web Sitesi

Fikir Atölyesi Derneğinden (FAD) hafta sonu Semineri

⌈AHA⌉ Almanya‘ nın Kuzey Ren Vesfalya Eyaletinde çalışmalarını sürdüren partiler ve inançlar üstü bir sivil toplumu olan FAD, Friedrich-Ebert-Vakfının ( FES) desteğiyle Willebadessen kasabasındaki Hotel Jägerhof`ta bir hafta sonu semineri düzenledi.

Dernek Başkanı Orhan Göktan ve semineri yöneten yönetim kurulu üyesi Birol Keskinin katılımcıları ve konuşmacıları selamlamasıyla başlayan seminerde Almanya’nın göç ve uyum politikaları, ABD, İsrail‘ in İrana saldırısı Ortadoğudaki politik krizler gibi önemli konular masaya yatırıldı.

Seminere aralarında çalışmak için Almanyaya yeni gelen akademisyen vatandaşlarımızında bulunduğu 32 kişi katılırken konuşmacılar ise gazeteciler Mehmet Tanlı, Adnan Aytaç ve emekli sosyal danışman Aydın Sayılan oldular.

Almanya‘ ya Türkiye‘ den işgücü göçü her şeye rağmen bir başarı hikayesidir

İlk konuşmacı göç uzmanı- gazeteci Mehmet Tanlı slaytlı sunumunda şunları söyledi;

‘‘ Dünya çapında şu an 304 milyon insan göç etmekte farklı nedenlerle yer değiştirmektedir. Bunun 107 milyonu mültecidir, sığınmacıdır. Dünyada geçmişte çok büyük göçler olmuştur. Türkiye‘ nin tarihinde bir Mübadele var , Türkiye ile Yunanistan arasındaki insan değiş tokuşu. 1,5 milyonun üstünde insan doğdukları topraklardan koparılmıştır.

Uzun yıllar Almanya kendisini bir göç ülkesi olarak kabul etmedi ama büyük işgücü açığı, azalan nüfusu nedeniyle son yıllarda göç politikalarında değişikliğe gitti. Almanya son dönemde vasıflı iş gücü ihtiyacı ile iltica süreçlerinin kısıtlanması arasında bir denge kurmaya odaklanmaktadır.

2025-2026 yılları itibarıyla Almanya, göç kurallarını daha net hale getirirken, entegrasyon beklentilerini sertleştirmiştir.

Her şeye, tüm zorluklara rağmen 1961 de işgücü anlaşmasuyla Türkiyeden başlayan bu göç serüveni bir başarı hikayesidir bunu herkes kabul etmelidir ‘‘ dedi.

Seminerde Mehmet Tanlı‘ nın sunumunda öne çıkan başlıklar şunlardı:
1. Nitelikli İşgücü Göçü Yasası ve Değişiklikler
2. İltica Politikalarında Sertleşme (2026)
Sınır Düzenlemeleri: Almanya, özellikle 2026 itibarıyla AB iltica reformları (GEAS) bağlamında iltica yasalarını sertleştirmiştir.

Sınır Dışı İşlemleri: İltica başvurusu reddedilenlerin daha hızlı sınır dışı edilmesi ve suç işleyen mültecilerin daha hızlı gönderilmesi politikalarına hız verilmiştir.

3. Vatandaşlık ve Oturum Yasası Değişiklikleri (2025-2026)
Vatandaşlık Süresi: Daha önce tartışılan 3 yıl sonra vatandaşlık istisnaları, 2025 sonu itibarıyla kısıtlanmıştır. Genel kurallar daha sıkı hale getirilmiştir.

Çifte Vatandaşlık: Çifte vatandaşlık hakkı genişletilmekle birlikte, vatandaşlığa kabul için ekonomik bağımsızlık (devlet yardımı almamak) ve temel değerlere bağlılık şartı vurgulanmaktadır.

4. Uyum ve Entegrasyon Kursları
Zorunlu Kurslar: Almanya’ya yeni gelen ve Almanca bilmeyenler için entegrasyon kursları (dil ve oryantasyon) zorunludur.

Kurs Kısıtlamaları: Artan göç baskısı nedeniyle uyum kurslarında 2026 itibarıyla kısıtlamalara gidildiği bildirilmiştir.

Göçmenlerin Ayrılışı: İş gücü açığına rağmen, uzun uyum tartışmaları ve göçmen karşıtı söylemler nedeniyle bazı göçmen kökenli akademisyenlerin Almanya’yı terk ettiği veya etmeyi düşündüğü (nüfusun yaklaşık %21’i) araştırmalarla ortaya konmuştur.

Başarı için çaba ve dil öğrenmek gerekiyor

İkinci konuşmacı Dr. Aydın Sayılan ise Türkiye‘ den gelen göçmenler ile daha önce 1900 lü yıllarda özellikle Ruhr Havzasına Polonyadan gelen madenci göçmenlerin uyum konusundaki çabalarını karşılaştırdı.

‘‘ Uyumun toplumsal bir mutabakat ve sorumlulukla ve her iki tarafında çabalarıyla karşılıklı höşgörü ve kabul ile mümkün olduğunu vurgulamalıyım. Almanya fırsatlar ülkesidir başarı için çaba gerekiyor. Bunun anahtarıda dil öğrenme, sosyal uyumdan geçiyor. Ben bu ülkeye 15 yaşında çırak olarak geldim, üniversite bitirdim ve bir kamu kurumundan emekli oldum, başardım‘‘ dedi.

Suriye şu anda bir cihatçı bataklığıdır

Seminerin son gününde ise konuşmacı gazeteci Adnan Aytaç oldu.

Aytaç Ortadoğudaki son savaşları, ABD-İsrail‘ in İrana saldırısıyla ilgili olarak düşücelerini katılımcılara şu şekilde aktardı;

‘‘ ABD o coğrafyada ve tüm dünyada gelişen güçlerin önünü kesmek istiyor. Bu gelişimi durdurmak için askeri harcamalara hız verdi ve zorla durdurmak istiyor. Benim karşıma çıkan güçleri bastıracağım diyor.

ABD nin Natoyla birlikte önemli imha hareketleri eski Yugoslavya, Irak, Afganistan, Libya ile başladı, sonra ise Suriye‘ ye yöneldiler. 80 ülkeden cihatçıyı Suriyeye getirdiler.

Alevileri kitlesel katleden Suriye şu anda bir cihatçı bataklığıdır. Ükeyi ambargolarla boğdular. Tek engel İran kalmıştı. Yemende Husiler direnince Yemene karşıda savaş açtılar.

Tüm bu süreçte Türkiyeyi yönetenler emperyalistlere hizmet, saldırılarda yardım etmişlerdir. Neticede kendilerine boyun eğmeyen İranı yok etmek için yoğun saldırılar başlattılar.

Bu uluslararası hukuka asla uymuyor. Sınırlı imkanlarlada olsa insanlar ABD-İsrail saldırganlığına karşı direniyorlar. Bu saldırganlar Türkiye‘ ye asla saldırmayacaklar çünkü Türkiyedeki hükümet-devlet bunların yanında yer alıyor.

1916 da Fransa ve İngiltere Ortadoğuda sınırları çizdiler hatta sınırlar cetvellerle çizildi. Emperyalistler ülkeleri mezhepsel, ve etnik kimlikler üzerinden bölerek, küçültüp, yazıflatıp yönetmek istiyorlar.

Bu süreçte Avrupa –AB İspanya dışında hep saldırganların yanında yer almaktadır. İran haklı olarak Körfezdeki ABD‘ nin askeri hedeflerini vurmaktadır. ABD ayrıca İrandaki etnik azınlıkları örgütleyip sisteme karşı ayaklandırmak istiyor.

Keza Azerbeycan‘ dan da İsraile destek veren açıklamalar var. ABD ne yaparsa yapsın eski hegomanya gücüne ulaşamayavcaktır. ABD Uzakdoğuda da ittifaklar aramakta ve Çin‘ i kuşatmak için.

Savaşa, kızların gittiği ilkokulu bombalayarak 170 kız öğrencinin ölümüne neden olan, Epstein dosyaları bulunan zihniyetten insanlık, halkların kardeşliğini sağlamalarını beklemek bir mucizedir, hayaldir ‘‘dedi.

Güncel ve önemli konuları seçtik

Semineri yöneten Birol Keskin semineri şöyle değerlendirdi;

Seminerler, belirli bir konuda bilgi ve deneyim paylaşımını amaçlayan, uzman kişilerin yönettiği, konuşmacıların önderliğinde gerçekleştirilen eğitim ve tartışma toplantılarıdır.

Katılımcıların soru sorabildiği interaktif verimli ve keyifli bir seminer gerçekleştirdik. Katılımcıların ilgisini çekebilecek güncel konuları seçtik.

Seminerimiz umarım, katılımcılar için kalıcı bir öğrenme ve etkileşim deneyimi sunmuştur. Katılan ve katkı sunan herkese teşekkür ediyorum ‘‘ dedi.

Seminerde, Almanya’nın “göç ülkesi” gerçeğini kabul ettiği, ancak bu göçü daha “nitelikli” ve “kontrol edilebilir” bir yapıya kavuşturmaya çalıştığı sonucuna varılmıştır.

FAD Semineri katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla son buldu.

Seminerin Cumartesi akşamki serbest bölümünde ise Sanatçı-Koro şefi İve FAD yöneticisi İsmet Kılıç bağlamasıyla solo ve koro halinde Türk Halk Müziğinin önemli deyişlerini seslendirip katılımcılara müzik dolu dakikalar yaşattı.

FAD nin öncülüğünde , İsmet Kılıç ve Korosu 26 Nisanda Duisburgta bir Ruhi Su anma gününde sahne alacaklar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir