KIZILDERE: DEVRİMCİ DAYANIŞMANIN TARİHSEL VE TEORİK ANLAMI!
⌈Erdoğan Doğan⌉
Tarihsel Bir Kırılma Noktası Olarak Kızıldere
30 Mart 1972 Kızıldere deki katliam, Türkiye devrimci hareketinin askeri-politik bir eylemi değil; aynı zamanda devrimci strateji, örgütler arası dayanışma ve yoldaşlık hukuku açısından özgül bir momentidir. Kızıldere, devrimci pratiğin teorik çerçeveyle birleştiği ve en zorlu koşullar altında sınandığı tarihsel bir kesit olarak ele alınmalıdır.
Mahir Çayan önderliğindeki THKP-C militanlarının; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarını engellemek amacıyla gerçekleştirdiği dayanışma eylemi, klasik bir “taktik eylem” olmanın ötesinde, devrimci dayanışmanın politik ve devrimci dayanışmanın sınırlarını yeniden tanımlayan tarihsel bir girişimdir.
Devrimci Dayanışma: Politik-Teorik Bir Kategori
Marksist-Leninist literatürde dayanışma, genellikle sınıfın kolektif çıkarlarının savunulması bağlamında ele alınır. Ancak Kızıldere pratiği, bu kavramı daha ileri bir düzleme taşır: Örgütsel farklılıklara rağmen ortak devrimci hedefler doğrultusunda birleşebilme kapasitesi.
Bu yönüyle Kızıldere, devrimci hareket içindeki sekter ayrımların aşılabileceğini ve kritik tarihsel anlarda “devrimci birlik”in nesnel bir zorunluluk haline geldiğini kanıtlar. THKP-C ve THKO arasındaki bu fiili ittifak, pratik bir mecburiyet değil; aynı zamanda ideolojik bir tercihin ve devrimci siper yoldaşlığının ürünüdür.
“Suni Denge”yi Sarsmak: Fedailik ve Devrimci Şiddet
Kızıldere’nin teorik temelinde, Mahir Çayan’ın siyasal çizgisinde merkezi bir yer tutan “Kesintisiz Devrim” ve “Suni Denge” perspektifleri yatar. Devlet ile halk arasındaki bağı koparmayı amaçlayan bu perspektif, devrimci mücadelenin sürekliliği için ödenecek bedeli de açıkça ortaya koyar.
“Teslim olmama” iradesi, bireysel bir kahramanlık miti değil; devrimci öznenin kendisini tarihsel bir zorunlulukla özdeşleştirmesidir.
Bu bağlamda Kızıldere, devrimci şiddetin salt araçsal değil, aynı zamanda politik bir mesaj taşıyan yönünü açığa çıkarır. Eylem, yalnızca bir sonuç üretmeyi değil; egemen sınıflara ve kitlelere dönük sarsılmaz bir irade beyanını içerir.
Devlet, Şiddet ve Karşı-Devrimci Mekanizma
Kızıldere’deki kuşatma ve katliam, devletin sınıfsal karakterini en çıplak haliyle ifşa etmiştir. Devlet, bu süreçte tarafsız bir güvenlik aygıtı olarak değil; egemen sınıfların statükosunu koruyan, organize bir zor aygıtı olarak hareket etmiştir. Bu yönüyle Kızıldere, devletin sınıfsal özünü ve karşı-devrimci reflekslerini somutlayan tarihsel bir laboratuvar niteliğindedir.
Tarihsel Süreklilik ve Güncel Anlam
Kızıldere’nin önemi, gerçekleştiği tarihsel bağlamla sınırlı kalmamıştır. O, devrimci hareketin sonraki kuşakları için bir politik-etik ölçüt haline gelmiştir. Bugünün direniş dinamiklerinde Kızıldere’nin temsil ettiği “siper yoldaşlığı” anlayışının izlerini sürmek mümkündür. Kızıldere, geçmişe ait bir anı değil; süreklilik taşıyan bir mücadele paradigmasıdır.
Devrimci Etik ve Politik Sorumluluk
Kızıldere, devrimci hareket açısından üç temel hakikati açığa çıkarır:
1. Devrimci dayanışma, örgütsel sınırları aşan tarihsel ve eylemsel bir zorunluluktur.
2. Devrimci mücadele, yalnızca stratejik bir akıl değil, aynı zamanda yüksek bir etik bağlılık gerektirir.
3. Devlet şiddeti karşısında teslimiyetin reddi, devrimci öznenin kurucu ve kimlik inşa edici öğesidir.
Sonuç olarak Kızıldere’yi anmak; yalnızca bir tarihi hatırlatmak değil, devrimci politikanın teorik ve pratik bütünlüğünü bugünün koşullarında yeniden üretme sorumluluğunu üstlenmektir.
Ayrı kollardan akan nehirlerin aynı denizde boğulması değil; aynı barikatta devrimleşmesidir Kızıldere. Siper yoldaşlığıyla açılan bu yol, zaferle tamamlanacak!
#Kızıldere #30Mart1972 #DevrimciDayanışma #MahirÇayan #SiperYoldaşlığı
30.03.2026

Sevgili Canlar, yoluna ve ikrarına bağlı olan her Alevi kendisini Alevi Haber Ağı’nın doğal bir muhabir olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu Cemevi’nde ve sokakat haber niteliği taşıyan her durmla ilgili bize görsel veya yazılı haber göndermelidir.
Bu istemimiz Alevi kurum yöneticilerimiz içinde geçerlidir.
Alevi Haber Ağı: Gerçekleri yazacak… Geçekler yazılırken sende katkını sun can…
Saygılar, sevgiler